Lorekeeper - Artifacts - Main

Kimdir, Nedir: World of Warcraft – Artefakt Silahlar

“Kahraman…

Sana böyle hitap ediyorlar. Azeroth’un Kahramanı… Son umudu…”

Yaşlı bilge yavaşça yerinden kalktı ve peşi sıra gelen kahramana bakma gereği bile hissetmeden bulunduğu yapıdan dışarıya adım attı. “Seni en son gördüğümden beri değişmişsin. Güçlenmişsin,” dedi gözlerini gökteki uğursuz yeşil ışığın yarattığı yarıktan ayırmadan. “Bu iyi, ümidimizin ateşini körüklüyor; ama Yakan Lejyon’a ve onun meşum iblislerine karşı ne kadar ayakta durabileceksin? Daha da önemlisi: Durabilecek misin?”

Sorusuna bir cevap verilmesini bile beklemeden arkasında duran kahramana döndü ve taşıdığı silahı yaşından hiç beklenmedik bir çeviklikle elinden kaptı. Kahraman bir anlığına karşı çıkacak gibi olup ellerini istemdışı uzattıysa da yaşlı bilgenin delici bakışları onu yerine mıhlamış gibiydi.

“Şuna bir bak!” dedi silahı hayava kaldırarak. “Bir efsaneye sahipsin, evlat. Eğer gerçekten hak etmeseydin, eğer yüzleştiğimiz tehdide karşı koyacak gücün olduğundan bir an bile tereddüt etseydin, bu yüce silah şu anda senin olmazdı.” Elindekini yavaşça indirip karşısında duran kahramana geri verdi. “Ama yine de sana şunu sormak istiyorum: Gerçekten neye sahip olduğunun farkında mısın? Bu artefaktı bu kadar özel yapan şey nedir, biliyor musun?”

Ne diyeceğinden emin olamayan birinin bakışlarıyla karşılaşan yaşlı bilge, cevabını almıştı. Başını iki yana yavaşça sallarken belli belirsiz bir iç çekti. “Gel bakalım, evlat,” dedi karşısındaki kahramanın omzuna hafifçe vurup beraber yürümelerini işaret ederken. “Sana bir hikâye anlatacağım.”

Garip ikili, ağzına kadar dolu Dalaran sokaklarında tek kelime etmeden sessizce ve yavaşça ilerliyordu. İsteseler de hızlanamıyorlardı zira birçok farklı ırka mensup yüzlerce temsilci havada süzülen büyücüler şehrini doldurmuştu. Etraflarından farklı dillerde komutlar verildiğini duyuyor, panik içerisinde koşturanlara çarpmamak için itinayla yürüyorlardı.

“Bildiğim her şeyi sana aktarmaya hazırım. Peki sen dinlemeye hazır mısın?” diye sordu yaşlı bilge sonunda Başbüyücü Antonidas’ın heykelinin bulunduğu parktaki banklardan birine oturduklarında. “Eğer istemiyorsan açıkça söyleyebilirsin. Ama o artefaktı hakkıyla taşımak arzusundaysan gerçekten neye sahip olduğunu da bilmelisin.”

Kahraman tek söz etmeden sadece başıyla onayladı. Kelimelere ihtiyacı yoktu zira gözlerindeki o hevesli parıltı gereken cevabı vermişti.

“Pekâlâ… Ama şimdiden uyarayım, biraz zamanını çalacağım. O yüzden önceden soruyorum,” dedi yaşlı bilge yüzündeki kırışıklıkları daha da ortaya çıkan bir gülümsemeyle. “Sen nereden başlamamı istiyorsun?”

 

DEATH KNIGHT CREST