Fallout 4: Neler Hissettim?

Evet, sonunda Fallout 4’ü %100 bitirmiş bulunmaktayım. Esasen üstünden birkaç ay geçti ve bu yüzden oyunu (tamamen) bitirir bitirmez taze bir hafızayla böyle bir yazıya girişmemin daha akla yatkın ve mantıklı olduğunu savunmanız bir hayli makul. Lakin inanın Fallout 4‘ün, içerisinde kelimenin tam anlamıyla yapacak hiçbir şeyim kalmadıktan sonra bile aklımdan çıkmadığını söylesem sanırım abartı olmaz. O yüzden neler yazacağım üstüne düşünecek daha fazla vaktim oldu.

Okumaya devam…

lorekeeper-kimdirnedir-lucio

Kimdir, Nedir: Lúcio

Lúcio Correia dos Santos, Rio de Janeiro’nun Omnik Krizi’nde büyük bir finansal darbe alan fakir ve kalabalık varoş semtlerinden birinde büyüdü. Hiçbir zaman Overwatch’un bir parçası haline gelmemiş olsa da organizasyonun ve uğruna savaştığı değerlerin daima destekçisi oldu; içerisinde bulunduğu zor koşullara rağmen hem kendini hem de çevresindekileri hep pozitif tuttu. Bunu yaparken de en büyük yardımcısı müziği oldu. Elektronik müzik ve DJ’lik konusundaki maharetlerini insanları bir araya getirmek ve kısa süreliğine de olsa dertlerinden uzaklaştırmak, onlara umut vermek için kullandı. Sokak aralarında ve partilerde başlayan bu kariyeri kısa zamanda tahminlerinin çok ötesine ulaştı ve çok geçmeden muazzam yer altı şovları düzenleyecek imkâna ulaştı.

Okumaya devam…

lorekeeper-kimdir-nedir-albert-wesker

Kimdir, Nedir: Albert Wesker

Benim adım Albert Wesker.
En büyük hayalim Biyo Organik Silah yani daha iyi bilinen ismi ile B.O.S. ( B.O.W.)’un üretimini gizli bir şekilde yürütmüş olan, farmolojik çalışmalarıyla ün kazanmış şirket Umbrella’nın önde gelen bir araştırma görevlisi olabilmekti. Fakat Raccoon Şehri’nde bulunan araştırma laboratuvarında tanıştığım, oldukça zeki ve yetenekli araştırmacı “William Birkin”, beni başka bir yol izlemem için teşvik etti.
Bir süre sonra Raccoon Şehri Polis Departmanı’nın özel kuvvet kolu olan S.T.A.R.S. ekibine katıldım. Umbrella şirketi birçok çalışanını, yasal olmayan biyo organik silahların geliştirilmesi sırasında oluşabilecek krizlerin önüne geçebilmek için Polis Merkezi’ne yerleştirmişti.
S.T.A.R.S.’ın lideri oldum ve Umbrella için her türlü istihbarat faaliyetlerini yürüttüm. Hizmetim süresince kendi planlarımı oluşturdum ve onları hayata geçirebilmek için doğru zamanı bekledim.
Ve sonunda firsat kapımı çaldı.

Okumaya devam…

lorekeeper-warcraft-tarihceleri-16-01

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 16: Muhafız Aegwynn, Gezgin Ada ve Üç Çekiçler Savaşı

Kadimler Savaşı ve ardından yaşanan Büyük Bölünme’nin üzerinden dokuz bin yılı aşkın bir süre geçmişti. Azeroth toprakları bu süre içerisinde gerçekleşen olaylar yüzünden Titanlar’ın bir zamanlar yapmak için uğraştıkları o huzurlu ortama bir türlü kavuşamamıştı.

Vrykul atalarından evrimleşen insanlar, zaman içerisinde Doğu Krallıkları’na yayılmışlar ve güç sahibi olmuşlardı. Ancak özellikle Dalaran şehir devletinin serbest büyü kullanımı konusundaki politikası sebebiyle iblislerin dikkati tekrar Azeroth’a dönmüştü. Bu durum kontrolden çıkmaya öylesine müsaitti ki insanlar, kuzeydeki komşuları asil elflerden yardım istemek zorunda kalmış ve Tirisfal Konseyi adıyla anılan bir topluluk oluşturmuşlardı. Aralarından bir kişiyi “Muhafız” olarak seçen bu topluluk, güçlerini kalıcı olarak bu kişiye aktarmanın yolunu da bulmuştu.

Okumaya devam…

lorekeeper-kimdir-nedir-illidan

Kimdir, Nedir: Illidan Stormrage

“Hain… İhanete uğrayan asıl bendim! Yine de peşimden koşuluyor. Yine de benden nefret ediliyor. Ancak şimdi gözlerim diğerlerinin göremediklerini görüyor. Bazen kaderin eline hükmetmek gerektiğini biliyorum!”

Illidan Stormrage, ikiz kardeşi Malfurion ile birlikte on bin yıldan uzun bir süre önce -yani Azeroth henüz tek bir kıtadan oluşuyorken- Val’Sharah bölgesindeki Lorlathil kasabasında dünyaya geldi. Malfurion’un aksine Illidan, gece elfleri arasında gelecekte büyük işler başarılacağına işaret olduğuna inanılan altın rengi gözlere sahipti; doğumunu ilan eden Elune Rahibesi’ne göre şanlı ve refah dolu bir geleceğe sahip olacaktı. Fakat Illidan’ın geleceği aslında beklendiği gibi huzur ve şan dolu olmayacaktı.

Okumaya devam…

lorekeeper-valeera-sanguinar-01

Fırtınanın Kahramanları: Valeera Sanguinar

“Duyduğuma göre Güruh da Kuzeyyarı’na gitmek için kendi ordusunu topluyormuş. UMARIM İttifakınız ve Güruh bu sefer gerçek tehdide odaklanabilirler. Bilirsin ya, birbirlerinin gırtlağına çökmek yerine… Gerçi geçmiş tecrübelerim bana bunun pek de olası olmadığını düşündürtüyor. Bana bile ne biçim kucak açtığınız düşünülürse.”

Valeera Sanguinar’ın daha çocuk yaşta keşfettiği çok önemli bir yeteneği vardı: Hayatta kalmak. Ailesinin haydutların elindeki ölümü, Lich Kral’ın peşinde diriölülerle Quel’thalas’a saldırısı ve onun bu yeteneğini sınayan nice olaydan sağ çıkmayı başardı. Hayatını başkalarından çalarak sürdürmeyi öğrenen Valeera, çaldığı parşömenlerden birinde ailesinin Tirisfal Tarikatı’yla olan bağını öğrendi.
Okumaya devam…

Lorekeeper-DiabloAnniversary-01

Diablo’nun 20 Yıllık Tarihi

Diablo’nun bende çok özel bir yeri var. Hatta o kadar ki bugün çeşitli oyunlar hakkında yazılar yazıyor olmamı ve kariyerimi dolaylı da olsa Diablo’ya borçluyum diyebilirim. Zira Diablo’yla hiç tanışmamış olsam belki de ne Blizzard oyunlarına bu kadar meraklı olacaktım ne de tutup da Diablo için rehber yazma bahanesiyle yazarlık kariyerine atılacaktım. İşte o söz konusu Diablo’nun üzerinden tamı tamına 20 yıl geçmiş durumda an itibariyle. İnanabiliyor musunuz? 20 yıl. Ben yüksek sesle söyledikçe inanmakta biraz zorlanıyorum zira Diablo 1 daha dün oynamışım gibi zihnime kazınmış durumda başından sonuna kadar.

 

Şu gitar tınısını duyduğunuzda eğer içinizde bir şeyler ürperiyorsa muhtemelen siz de benimle benzer bir yoldan geçmişsinizdir. Diablo serisi benim hayatıma bu kadar dokunmuşken serinin 20. yılını kutluyor oluşunu boş geçmek istemedim doğrusu. O yüzden de Diablo serisinin tarihini anlatacak bu yazıyı hazırlamaya koyuldum.

Okumaya devam…