lorekeeper-isimsiz-hikayeler-dost-dusman-0

İsimsiz Hikâyeler: Dost & Düşman

Kılıcımı sıkıca tutmuş dimdik bir şekilde hazır olda bekliyordum.

Bir Kan Şövalyesi olmanın ne demek olduğunu, Lor’themar Theron’un koruma muhafızlığını yapmanın nasıl bir ciddiyet gerektirdiğini adım gibi biliyordum. Stormwind Kalesi içerisinde kralın onur konuklarını ağırladığı odanın ortasındaki masanın bir yanında Varian Wrynn, diğer yanında Lor’themar Theron karşılıklı olarak ayakta duruyorlardı. Dört köşe odanın her bir duvarının dibinde ikişer tane Stormwind askeri duruyordu. Varian’ın tam arkasında, gelenlere gözdağı verirmişçesine aslan motifli büyük bir İttifak bayrağı tüm heybetiyle asılmıştı. Görüşme birazdan başlayacaktı ve odanın içerisindeki hava o kadar güçlüydü ki bu gövde gösterisine karşı koymak istermişçesine daha sıkıca nöbette bekliyordum. Odaya koruma muhafızlarından sadece iki kişinin alınmasına izin verilmişti. Biri de bendim.

Okumaya devam…

lorekeeper-gamescom2017-hotsroportaj

Lorekeeper – Gamescom 2017: Alan Dabiri Röportajı

Lorekeeper ekibi olarak katıldığımız Gamescom 2017 fuarında bu sene yine Blizzard ile röportaj yapma fırsatı yakaladık. Öncelikle yeni Heroes of the Storm kahramanı Kel’Thuzad ile ilgili tanıtım videosunu tekrar bizlere gösteren ekibe üçüncü kere “Fenix nerede?” diye sormaktan geri kalmadık. Sonrasında ise sorularımızı Heroes of the Storm Oyun Direktörü Alan Dabiri’ye yönelttik.

Okumaya devam…

Lorekeeper_gamescom2017

Lorekeeper Gamescom 2017 İzlenimleri

Gamescom 2017’yi arkamızda bıraktık. Bol koşturmalı, yorucu ancak bir o kadar da eğlenceli olan bu macera, benim ilk Gamescom deneyimimdi. Burcu ve Can ile birlikte etkinlik alanında oradan oraya koşuşturduğumuz, söyleşilere katıldığımız ve çeşit çeşit oyun denediğimiz Gamescom, unutulmaz bir anı olarak kalbimdeki yerini edindi bile.

Peki Lorekeeper ekibi olarak neler yaptık? Neler denedik? Kimlerle konuştuk? Uzuuunca anlatalım!

Okumaya devam…

lorekeeper-starcraft-remastered-01

Neler Hissettim: Starcraft Remastered

Herkesin hayatında bazı dönüm noktaları vardır. Starcraft benim için tam olarak o dönüm noktalarından birine denk gelmişti. 1998 yılında artık ısrarlarıma ve bürosundaki bilgisayarı gasp etmelerine dayanamayan babam eve ilk bilgisayarı almıştı. Büyük bir heyecanla gelip özene bezene düğmesine basıp açtıktan sonra ilk işim Starcraft CD’sini sürücüye koymak olmuştu; sonrası kendiliğinden geldi, Starcraft beni ele geçirdi zaten. O zamanın LEVEL dergisiyle verilmiş Windows temasını kullanarak masaüstü simgelerini ve seslerini bile Starcraft’a boyayıp yıllarca kullandığımı hatırlıyorum. “Not enough minerals” birçok kişi için sinir bozucu bir bildirimken benim için tanıdık bir dünyanın kapısını açan sihirli bir cümleydi. Peki aradan geçen 19 senede ne değişti? Aslında çok şey değişti; ama değişmeyen şeylerden birisi de benim Starcraft’a duyduğum tutku kesinlikle. Eh, çocukluk anılarım 4K HD çözünürlük desteğiyle tekrar karşıma çıkınca heyecanlanmadan edemiyorum o yüzden de işte…

Okumaya devam…

lorekeeper-malthael-rehber

Heroes of the Storm Rehberi – Malthael

Bundan sonra Heroes of the Storm kahramanlarının hikâyelerini sunmanın yanında oyunda da işinize yarayabilecek talent dizilimleri ve taktikler de sunacağız. İlk rehberimiz Ölüm’ün Vekili Malthael için geliyor!

Malthael, yakın mesafe ve yüksek canlı düşmanlar başta olmak üzere birçok rakibi alt edebilecek kapasitede bir suikastçıdır. Fakat kontrol, ani hasar ve dürtme yeteneklerine sahip rakiplerine karşı da bir o kadar zayıftır.

Okumaya devam…

lorekeeper-ac-origins-teoriler-01

Assassin’s Creed: Origins – Tahminler ve Teoriler

“Biz ilktik. Tanrıları ilk görenler, onların hayvanlarını ilk evcilleştirenler, ruhu kötülükten ilk koruyanlardık. Bu toprakları fethettik ve bir imparatorluk kurduk.”

Assassin’s Creed serisinin hikâyesini ne kadar yakından takip ediyorsunuz bilmiyorum. Ubisoft’un bir ara senelik seri basıma geçirterek çoğu oyuncuyu usandırdığı serinin altında çok ciddi bir arka plan, üzerine ciddi kafa yorulmuş bir hikâye var. Muhtemelen tam olarak da bu yüzden oynanışı ve karakterleri ne kadar inişli çıkışlı olursa olsun bir sonraki adımın ne olacağını merak eder ve araştırırken buluyorum kendimi. Hâliyle sizi bilmiyorum ama yukarıda yazdığım repliği duymak bile benim tüylerimi diken diken etmeye etti doğrusu. Neden mi?

Okumaya devam…

lorekeeper-isimsiz-hikayeler-03

İsimsiz Hikâyeler: Yeniden Doğuş

“Anne, Argus nasıl bir yerdi?”

Yemek masasında yemeğin hazırlanmasını bekleyen kızına arkası dönük bir şekilde tezgâhta salata hazırlamakta olan annesinin yüzünde bir gülümseme oluştu.

“Benim minik kızım ne kadar da meraklı olmuş böyle.”

“Minik değilim ben tam beş yaşındayım artık! Ama evet anne, çok merak ediyorum. Anlatsana lütfen. Hep babamla konuştuğunuzu duyuyorum. Biz oradan gelmişiz değil mi? Nasıl bir yerdi? Buradaki gibi ormanlar var mıydı ya da büyük dev gibi yaratıklar?” Heyecandan sandalyede yere değmeyen ayaklarını hızlıca sallamaya başladı. “Lütfen, lütfen…”

“Tamam, tamam anlatırım.” Arkasını dönüp hazırladığı salatayı masaya koydu. “Ama önce yemeğini yiyeceksin. Bu gece seni uyuturken masal yerine Argus’u anlatacağım tamam mı?”

Okumaya devam…

lorekeeper-horizon-zero-dawn

Horizon: Zero Dawn: Neler Hissettim?

Bu sıralar kıyamet sonrası bilimkurgu – fantezi konseptli senaryolarda bir artış var sanki. İyi ki de var. Zira insanlığın neden yok olduğunun gizemlerini çözmek beni elflerle barış yapıp ejderha dövmeye gitmekten çok daha fazla kendine çekiyor son zamanlarda. Lost’un Lost olduğu ve her şeyi bilimsel açıklamalara bağlamaya çalışan çılgın teoriler kasılan zamanları hatırlarsınız. İşte onun gibi bir keşif ve araştırma duygusundan bahsediyorum.

Okumaya devam…

lorekeeper-mass-effect-andromeda-1

Mass Effect: Andromeda – Neler Hissettim?

Mass Effect: Andromeda uzun bir bekleyişten sonra nihayet 23 Mart’ta Avrupa’da piyasaya sürüldü. Bir Mass Effect hayranı olarak beklentim yüksek değildi zira hem oyun çıkmadan önce Bioware tarafından dövüş mekanikleri ve ekibimizdekilerle ilgili birkaç bilgi dışında pek bir detay sunulmamıştı hem de Amerika’da 21 Mart’ta piyasaya sürüldüğü ve Origin Early Access’te bulunduğundan elime geçmeden önce gördüğüm yorumlar pek hoş değildi. O yüzden olabildiğince ihtiyatlı, biraz da hayal kırıklığıyla yaklaşmıştım. Şimdi ise oyunu tam anlamıyla bitirmiş olarak fikirlerimi sunmayı bir borç bilirim.

Okumaya devam…