Lorekeeper - Artifacts - Main

Kimdir, Nedir: World of Warcraft – Artefakt Silahlar

PRIEST

“Bizi diğerlerinden ayıran en önemli şey kendimize olan inancımız. Sahip olduğumuz güçler ise tüm Azeroth’u şekillendirmekte bize yardımcı olacak. Güçsüzler senden destek alacak. Dışlanmışlar seni tanrı gibi görecek. Cahiller ise senin rehberliğine sığınacak.”

Sadece Işık’ın aydınlığına veya Hiçlik’in karanlığına değil, aynı zamanda Duesten’in dediği gibi kendine duyduğun inançtır seni güçlü kılan. İhtiyacı olanın yardımına koşmak, düşmanlarını ise gölgelerin acıyla kör eden kudretinin altında ezmektir. İnanıyorum ki sen tüm bunları yaparken inancını, güvenini ve senelerce seni bir adım öteye taşıyan disiplinini kaybetmeyeceksin.

Lorekeeper-Priest-discipline

DISCIPLINE – Light’s Wrath

Orkların Azeroth’a ilk adım atmalarını takiben yaşanan İlk Savaş’ta, Elwynn Ormanı’nda yer alan ve Northshire Rahipleri Kutsal Birliği olarak adlandırılan oluşum neredeyse tamamen yok edilmişti. Aldıkları yaralardan ders çıkaran Başpiskopos Alonsus Faol, aralarında Uther ile Tirion Fordring’in de bulunduğu bir grup şövalyeyi Işık’ın yolunda eğitilmek üzere bir araya topladı. Böylece ilk paladinlerin ortaya çıkışlarıyla birlikte Gümüş El Şövalyeleri birliği kurulmuş oldu. Zaman içerisinde bu birlik büyüyerek tarihe adını yazdıracak birçok başka paladin de eğitti.

Gümüş El Şövalyeleri’ne kabul edilen Lordaeron Prensi Arthas Menethil, topraklarını kasıp kavuran salgına ve ardındaki iblislere karşı koymalarını sağlayacak bir güç bulma ümidiyle Kuzeyyarı’na gidip aslen Lejyon tarafından yaratılmış olan dehşet verici rün kılıcı Frostmourne’u edindiğinde Işık’ın yolundan çıkarak bir ölüm şövalyesine dönüşmüş ve bağlı bulunduğu şövalye birliği, bu ihanetinin bedelini çok ağır ödemişti. Sonuç olarak dağıtılan Gümüş El Şövalyeleri’nin geriye kalan üyelerinin bir kısmını toplayan Saidan Dathrohan, Kızıl Sefer adındaki birliği kurdu. Ancak Lordaeron’daki diriölü kuvvetlerini yok etmek için her türlü yola başvuran, kabul edilmesi güç yöntemler kullanan ve insanlar dışındaki ırkları hor gören Kızıl Sefer, paladinler arasında da anlaşmazlığa sebep oldu. Bu oluşumun yaptıklarını uygun bulmayan bir grup paladin, daha sonraları Gümüş Şafak adında başka bir birlik daha kuracaktı.

Bu sıralarda Ashbringer’ın sahibi olan Alexandros Mograine’in silahının gücünü ve yarattığı etkiyi gören Kızıl Sefer, kendilerine de benzer bir silah yapmak için kolları sıvadı ve bir asa tasarladı. Bu sırada kılık değiştirerek Kızıl Sefer birliğinin içine sızmış olan bir iblis lordu ise böyle bir silahın var olmasını istemiyordu. Yapım aşamasındayken gizlice müdahale eden iblis lordu, şiddetli bir büyü patlaması yaşanmasına sebep oldu. Zarar gören artefaktın gücünü kontrol altına almak neredeyse imkansızdı. Zaman içerisinde birçok kişi bu silahı güvenli bir şekilde kullanmayı denese de başarısız oldu ve en sonunda Dalaran’ın yönetici konseyi Kirin Tor’un seçkin büyücüleri, asaya el koydular ve daha fazla sorun teşkil etmesini engellemek için bir daha kimsenin eline geçiremeyeceğini düşündükleri gözlerden uzak bir yere sakladılar.

Lorekeeper-Artifacts-Priest-Lights Wrath

Lorekeeper-Priest-holy

HOLY – Tuure, Beacon of the Naaru

Kara Titan Sargeras, Yakan Lejyon saflarına çekmeye değer canlılar ararken Argus adındaki gezegende yaşayan ve kendilerini “eredar” olarak isimlendiren bir ırk ile karşılaştı. Büyüye karşı büyük bir yatkınlık gösteren bu ırk, Sargeras’ın gözünde gelecek vaat ediyordu ve bu yüzden zaman kaybetmeden liderleri ile temas kurdu. Kendilerine büyük güç ve evren üzerinde hakimiyet sözü verilen eredar liderlerinden Kil’jaeden ve Archimonde düşünmeden Sargeras’ın tarafına geçerken geleceği görebilme yeteneğiyle bilinen Kâhin Velen, atması gereken adımın ne olduğundan pek emin değildi.

Sargeras’ın asıl amacını ve Yakan Lejyon’un nasıl bir tehdit olduğunu öğrendikten sonra dehşete düşen ve ne yapacağını bilemeyen Velen’in yardımına ise K’ure adındaki bir varlık koştu. K’ure bir naaruydu: Saf enerjiden oluşan ve Kutsal Işık ile güçlü bağları bulunan bir ırkın mensubuydu. Kendilerine “sürgün edilenler” anlamına gelen draenei ismini veren Velen ve takipçilerine yol gösteren K’ure, Lejyon kuvvetleri dört bir yanlarını sararken onları güçlü bir kristal yardımıyla korudu ve Genedar isimli bir gemiyle Argus’tan kaçmalarına yardımcı oldu.

Kristal eşi benzeri görülmemiş bir güce sahipti: Işık’ın kendisini özümseyip iyileştirme gücü muazzam bir parlaklık yayıyor ve en ölümcül yaraları bile iyileştirebiliyordu. Naaruların gücüyle gezegenden gezegene seyahat ederek peşlerindeki Lejyon ordularından kaçan draeneilerin sahip olduğu kristal, bir süre sonra iblislerin istilasına uğrayan bir dünyada kaybedildi ve o günden beri nerede olabileceğine dair bir haber alınamadı. Ta ki Azeroth tekrar Yakan Lejyon saldırısına uğrayana kadar…

Lorekeeper-Artifacts-Priest-Tuure Beacon of the Naaru

Lorekeeper-Priest-shadow

SHADOW – Xal’atath, Blade of the Black Empire

Titanlar Azeroth’u keşfetmeden önce gezegen, Eski Tanrılar olarak adlandırılan dehşet verici derecede meşum varlıkların kontrolü altındaydı. Esaret altına aldıkları Element Lordları’nı diledikleri gibi yöneten Eski Tanrılar, dünyayı yok oluşa sürükleyen bir kaosa öncülük ediyorlardı. Elementlerin birbirleriyle bitmek bilmeyen bir döngüde savaştıkları dünyadaki en büyük oluşum ise Eski Tanrılar tarafından yönetilen Kara İmparatorluk’tu. Elementaller dışında ilerleyen zamanlarda nerubian, qiraji ve mantid alt ırklarına bölünecek olan aqirlerin de ataları olan ismi unutulmuş bir ırk da bu imparatorluğun bünyesinde bulunan canlılar arasındaydı.

Bilinmeyen bir zaman önce, Kara İmparatorluk hâlâ Azeroth’ta hüküm sürmekteyken bir Eski Tanrı’nın pençesi kullanılarak korkunç bir hançer yapıldı. Kendi benliğine sahip olan ve çevresindeki karanlık enerjiyi bükerek amacına uygun olarak kullanan bu hançer, karanlığın gücünü kullanan rahipler tarafından çeşitli kurban etme ritülleri sırasında kullanılıyordu. Titanlar gelip Eski Tanrıları hapsedince bu silah da tarikatlar tarafından saklandı.

Azeroth tarihi boyunca birkaç defa ortaya çıkan hançer, beraberinde felaket getirdi. En bilinen olaylardan biri ise Kara Demir cücelerinin kadim lideri büyücü Thaurissan ile eşi Modgud’un Üç Çekiçler Savaşı sırasında yaptıkları sonucu vuku buldu. Thaurissan, ordusuyla birlikte Ironforge şehrine doğru harekete geçerken karısı Modgud ise Yabançekici klanının Grim Batol olarak adlandırdıkları yeraltı yerleşkesine saldırdı. Bu sırada hançere sahip olan Modgud, güçlü kara büyüler kullanarak şehrin kapılarını kırıp içeri girmeyi başardı. Sonunda Yabançekici cücelerinin lideri Khardros tarafından öldürülse de kullandığı karanlık güçler şehri öylesine bozdu ki onu yaşanmaz hale getirdi. Ancak bir lanete dönüşen bu güç, yenilgiye uğradıklarını anlayarak şehrin daha alt kısımlarına kaçmış olan Kara Demir cücelerini etkisi altına alarak onları Skardyn olarak anılan pullu vücutlu, pençeli ve çatal dilli yaratıklara dönüştürdü. Bu felakete sebep olan hançer ise ortadan kayboldu.

Lorekeeper-Artifacts-Priest-Xalatath Blade of the Black Empire