WoWScrnShot_121714_192705

World of Warcraft Addon Rehberi

[LEGION İÇİN GÜNCELLENDİ!]

Her ne kadar Blizzard’ın standart arayüzü başlangıç için fazlasıyla yeterli olsa da, Warcraft’ın o büyülü evrenine daldıkça daha fazlasına ihtiyaç duyduğunuzu hissedeceksiniz. Belki “Ya keşke şöyle bir şey de olsaydı” olarak baş gösterecek bu ihtiyaç, belki de bir arkadaşınızın çektiği ekran görüntüsündeki şekilli yeni düğmeler… Ancak öyle ya da böyle Addon denilen meredin varlığını keşfettiğinizde aslında çok daha fazlasını elde edebileceğinizin de farkına varacaksınız…

Okumaya devam…

lorekeeper-khadgar-5

Kimdir, Nedir: Khadgar – Bölüm 1

Azeroth’u canlı bir varlık sayacak olsaydık, büyü de muhtemelen Azeroth’un damarlarında kan yerine akan ve bu koca gezegene hayat veren şey olurdu. Bugüne kadar Azeroth’un yaşam damarı olan büyüyü kullanmakta ustalaşıp kendini “büyücü” olarak tanıtan pek çok isim tarih kitaplarında yerini aldıysa da, pek azı hala yaşayan ve nefes alan bir efsane statüsünü kazanmayı başarmıştır. Hele ki bu kümeyi Doğu Krallıkları’nın en önemli şehirlerinden birinin girişine heykeli dikilenleri de kapsayacak şekilde daraltacak olursak elimizde sadece tek bir isim kalır: Başbüyücü Khadgar.

Okumaya devam…

lorekeeper-lonca-savaslari-1

StarCraft Tarihçeleri – Bölüm 4: Lonca Savaşları

Bütün sistemdeki en zengin madenlerin kontrolünü elinde tutan Morialı kolonistler, yeni kurulan Konfederasyonun işlerine burnunu sokacağından endişeliydiler. Önlem olarak Kel-Moria Birliği’ni kuran ve Konfederasyonla çıkar çatışması yaşayan bütün loncaları koruması altına alan Morialılar, böylece Terran Konfederasyonuyla olan gerginliğin büyümesine sebep oldu.Kel-Moria madenlerine istihbarat birimleri yollayıp gözlem yaptıran ve sudan sebepler yaratmaya çalışıp durumu düzeltmek adına madenlere saldıran Konfederasyon da Moria’nın zenginliklerinde gözü olduğunu açıkça belli etmiş oldu.

Okumaya devam…

lorekeeper-gunah-savasi-1

Diablo Tarihçeleri – Bölüm 3: Günah Savaşı

Lilith’in Nephalem’i korumak için göze aldığı katliamın sonuçları herkesin tahmininden büyük olmuştu. Inarius, suçları yüzünden Lilith’i Sanctuary’den sürgün etti. Beraber yaşamayı öğrenmeye başlamış olan melek ve iblisler arasında yine çatışmalar baş göstermişti. Ve hepsinden önemlisi, Nephalem o büyük potansiyelini, sınırsız gücünü kaybetmişti. Böylece Inarius ve onun takipçileri gölgelere çekildiler. Kimisi Sanctuary’yi terk ederken, kimisi ise kalıp gizlice insanlığın gelişimini gözlemledi. Efsanelerin söylediğine göre çeşitli zorluklarla yüzleşen ve mücadele eden insan ırkı, zamanla Inarius’un takdirini bile kazandı. İnsanlığın artık melek ve iblislere bir tehdit oluşturmadığını gören Inarius, Triune inancını da tam bu sırada keşfetti. Diablo, Mephisto ve Baal’ın etkisini derhal tanıyan Inarius bu sefer sadece kendisi ve takipçileri için değil, kendi kanını taşıyan çocuklarının geleceği için de endişe etti…

Okumaya devam…

lorekeeper-nephalemin-dogusu-1

Diablo Tarihçeleri – Bölüm 2: Nephalem’in Doğuşu

Cennet ve Cehennem’in uğruna savaştığı “Yaratılışın Kalbi” yani Dünyataşı, isminin aksine bir taştan çok daha fazlasıydı. “Anu’nun Gözü” olarak da bilinen Dünyataşı, kabaca bir dağ boyutundaydı ve uçsuz bucaksız bir gücü bünyesinde barındırıyordu. Hakkındaki efsaneler Dünyataşı’nın gücünü elinde tutan tarafın zahmetsizce yoktan dünyalar var edebileceğini, gerçekliğin dokusunu eğip bükebileceğini söyler. Yine aynı kaynaklarda her iki tarafın da belli dönemlerde taşın üstünlüğünü ele geçirmiş olduğu yazmaktadır. Melekler bu gücü mükemmel bir düzene sahip dünyalar yaratmakta ve kendi idealleri olan adalet, umut, bilgelik, kader ve yiğitlik gibi değerleri yaymakta kullanırken; iblisler ise meleklerin yarattığı dünyaları yok etmede, korku ve nefret saçmakta kullanmışlardı. Bu kısır döngü yüzünden yaratılan dünyaların hiçbiri gelişip yeterince büyüyememiş ve kısa bir süre içinde ölüp gitmişti…

Okumaya devam…

lorekeeper-anu-and-tathamet-1

Diablo Tarihçeleri – Bölüm 1: Anu ve Tathamet

Başlangıçtan önce boşluk vardı. Ne hava, ne sıcaklık, ne ışık, ne karanlık… Tek bir pürüzsüz, mükemmel inci dışında koca bir hiçlikten ibaretti her şey. Bu incinin içindeyse akıl sır ermez bir kudretteki Anu rüya görmekteydi. Parlak elmastan oluşan bedeniyle Anu bütün var oluşun özetiydi: İyi ve kötü, aydınlık ve karanlık, somut ve soyut, neşe ve keder -her şey onun kristal yüzeyindeki yansımalardan ibaretti aslında. Ve bu sonsuz rüya halinde, Anu kendini daha da saf ve mükemmel hale getirmek için kötü kısımlarından arınmaya karar verdi. Ve böylece kötü, karanlık, soyut, keder ve daha nicesi Anu’nun bedeninden atılarak o büyük ahensizliği, zıtlığı sona erdirmiş oldu.

Okumaya devam…