lorekeeper-warcraft-tarihceleri-9-01

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 9: Kadimler Savaşı ve Azeroth’un Bölünüşü

Savaş şiddetlenirken gece elflerinin müttefikleri de birer birer direnişe katılmaya başladılar. Kadim Muhafızlar, iblis ordularına kök söktürüp gerçek anlamda bir kıyım gerçekleştiriyorlardı. Jarod’un azminden ve kararlılığından etkilenen Kur’talos, bir grup askeri elfin komutasına atadı. Kur’talos’un güçlü liderliği ise Azshara’nın dikkatinden kaçmamıştı. Direniş sebebiyle sinirleri iyice gerilmiş olan Kraliçe, Varo’then’i Kur’talos’u öldürmesi için görevlendirdi. Broxigar bu entrikayı fark edip direnişin liderini uyarmaya çalıştıysa da başarılı olamadı ve Kur’talos katledildi. Yerine geçen Desdel Stareye’ın yönetimi, iblisler tarafından yok edilmesiyle oldukça kısa sürmüştü ancak Kaldorei Direnişi lidersiz kalmayacak, önderlik ve savaş taktikleri konusunda yetenekli bir isim başa geçecekti: Jarod Shadowsong.

Jarod Shadowsong

Jarod Shadowsong

Jarod’un liderliğinde taurenler, earthenler ve hatta furbolglar da savaşa katılarak safları kuvvetlendirirken gece elfi ordusu ve müttefikleri, ufak tefek de olsa çeşitli zaferler kazandılar. Asil doğanlar arasında yaşananların yanlış olduğunu fark eden bir grup elf de Dath’Remar Sunstrider’ın önderliğinde direnişe katıldı. Bu esnada Cenarius’un liderliğinde savaşa dahil olan Kadim Muhafızlar, Jarod’un kumandanlığı altında savaşmayı dilediklerini belirterek bitmek bilmeyen bir güç ve irade ile iblis ordusunu dağıtmaya başladılar. Muhafızlar’ın bir kısmı yakın dövüşte düşmanlarını kitleler haline alaşağı ederken Aviana da göklerden iblis ordularını izliyor ve bir sonraki saldırılarının nereden gerçekleşebileceği konusunda Cenarius’a haber veriyordu. Savaşın seyri değişmeye başlamış görünse de bu durum ne yazık ki uzun sürmedi zira Kadim Muhafızlar, iblislerin elinde birer birer can vermeye başlamışlardı. Agamaggan, Ursol, Ursoc ve Goldrinn, düşmanları tarafından katledilirken Aviana da bir grup iblisin mızraklarıyla yere düşürülmüş ve parçalanmıştı. Aviana’nın yaşamını yitirmesiyle Ana Ağaç G’Hanir de kuruyup öldü.

Dostlarının tek tek katledilmesine şahit olarak cinnet getiren Cenarius, düşünmeden düşmanlarının arasına atladı ve yüzlercesini yok etti. Ancak bir süre sonra kendisi de ağır yaralandı ve eğer Malorne yardımına koşmamış olsaydı öldürülecekti. Baygın ve ölmek üzere olan Cenarius’u gören Malorne, onu korumak ve iblisleri alt etmek için büyük bir kararlılıkla savaşa girdi. Jarod ve bir grup gece elfi, Cenarius’un bedenini savaş alanından uzaklaştırırken bir anda siyah yıldırımlar Malorne’un etrafına düşmeye, yerden yükselen yeşil alevler kürkünü yakmaya başladı. Yakan Lejyon’un en büyük silahlarından biri olan Archimonde savaş alanına gelmişti. Kendini bu meşum enerjinin tuzağından kurtaran Malorne, çatal boynuzları ile iblis kumandanına saldırdı. Bir süre birbirleriyle dövüşen bu iki düşmandan galip çıkan, Malorne’u yakalayıp boynunu kırarak öldüren Archimonde oldu. Yaşananları dehşetle izleyen Malfurion, bir druid büyüsü kullanarak Archimonde’un tüm vücudunu sarmaşıklarla kaplayıp onu olduğu yere mıhlamaya çalışsa da eredar efendisi, sarmaşıkları yakan yeşil alevler içerisinde kaybolarak kaçmayı başardı.

lorekeeper-warcraft-tarihceleri-9-08

Artık her biri birer satire dönüşmüş olan sadık asil doğanların büyüsü ile Mannoroth’un elinde bulunan Ejderha Ruhu’nun enerjisinin birleşmesiyle açılışı tamamlanmaya yaklaşan geçidin gücünü hisseden Malfurion, beklenmedik bir teklifte bulundu: Ebediyet Pınarı’nı yok etmek. Bunu gerçekleştirmek gece elfleri için zor bir karardı zira bu hem büyü güçlerini hem de ölümsüzlüklerini kaybetmeleri anlamına geliyordu; ancak başka bir çıkış yolu olmadığından öneriyi kabul ettiler. Bu sırada Illidan da aralarına katılmıştı. Asil doğanlara ve Lejyon’a ettiği bağlılık yeminlerinin aslında hiçbir anlama gelmediğini ve sadece düşmanı daha iyi tanımak için atılmış olan adımlar olduğunu söyleyen Illidan, Malfurion tarafından şüpheyle karşılansa da aralarındaki yerini aldı. Malfurion, Illidan, Tyrande ve bir grup elften oluşan topluluk, önce Ejderha Ruhu’nu ele geçirdikten sonra Ebediyet Pınarı’nın kıyısına giderek planlarını uygulamaya başladılar. Bu esnada Illidan, hiç kimseye fark ettirmeden göle yanaşarak suyundan birkaç şişe alıp saklamayı başardı.