lorekeeper-warcraft-tarihceleri-7-01

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 7: Mogu & Trol İttifakı, Uldum, Pandaren İhtilali ve Zandalari İstilası

Köleler artık özgürlerdi ancak aralarından bazıları, hayatta kalan tüm moguları öldürmek istiyorlardı. Kang’ın en parlak öğrencilerinden biri olan Song adındaki pandaren ise aynı görüşte değildi. Kendisine takdim edilen tüm öğretileri kalbine kazımış olan Song, Kang’ın hikâyelerini tekrar tekrar anlatarak gözlerini kan bürümüş olan eski köleleri sakinleştirdi. Daha sonrasında Pandarya topraklarının bir ucundan diğerine giderek bu öğretileri ve hikâyeleri tüm canlılara yaymaya başlayan Song, aynı zamanda bu topraklarda sayısız yıllar boyunca gizlenmiş karanlığı da ilk fark edenler arasındaydı.

Kadim zamanda, titanlar henüz hayattayken ve Azeroth’u yozlaştırmaya çalışan Eski Tanrılar ile savaşıyorlarken Aman’Thul, Kalimdor kıtasının ortasına yerleşmiş olan Y’Shaarj’ı bizzat kendi eliyle çekip topraktan ayırmış ve öldürmüştü. Eski Tanrı’nın parçaları ise Azeroth’a, özellikle de Pandarya topraklarına yayılmıştı. Song’un bu durumu fark etmesi ise uzun sürmedi. Toprağa sinmiş olan yozlaştırıcı güç, olumsuz düşüncelerden ve karanlık hislerden besleniyordu; bu düşüncelerin ve hislerin oldukça yoğun olduğu noktada ise “sha” adı verilen dehşetengiz varlıkların hayat bulmasına sebep oluyordu. Kang’ın öğretilerini elinden geldiğince yaymaya çalışan Song ise bu çabası sayesinde pandarenlerin ve diğer ırkların huzur bularak Eski Tanrı’nın ve shanın etkilerini ortadan kaldıracağına inanıyordu.

Gezgin Ozan

Gezgin Âlim

Song’un çalışmaları öylesine etkili oldu ki bir süre sonra başka pandarenler de onun gibi Pandarya’yı gezip öğretileri yaymaya başladılar; hikâyeler anlatıyorlar ve karşılaştıkları kişilerin iç huzuru bulmalarına yardım ediyorlardı. Zaman içerisinde bir topluluk halini alan bu öykücülere “Gezgin Âlimler” denmeye başlandı. Dil kullanımı ve hitabet konusunda oldukça ustalaşmış olan bu topluluğun üyeleri bir süre sonra asıl amaçlarına ek olarak orta yol bulan, anlaşmaları tatlıya bağlayan ve gerginlikleri yatıştıran ara bulucular haline geldiler.

Pandarenler ve Pandarya’daki diğer ırklar için barış ve huzur dolu bir geleceğin ilk adımları atılırken aralarından bir ulus için hâlâ her şey toz pembe değildi: Yaungollar. Mogu yönetimi altındayken maruz kaldıkları katı kurallar yüzünden zamanla âdetlerini ve sözlü anlatım geleneklerini kaybeden yaungollar arasında fikir ayrılığı baş gösterdi. Bir kısmı hatırladıkları kadarıyla geçmişte kendilerini gözeten yarı-tanrının anılarını yaşatmaya çabalarken bir kısmı ise tüm kadim geleneklerini bir kenara bırakıp yeni bir gelecek inşa etmeleri gerektiğini savunuyordu. Anlaşmalıkları öyle bir noktaya ulaştı ki yaungollar arasında iç çatışmalar baş gösterdi ve ırkın bu kargaşadan hazzetmeyen büyük bir bölümü topluluktan ayrılarak kuzeye göç etti.

Yaungollar arasında Pandarya topraklarını terk etmemiş olanlar, kısa süre içerisinde hem pandarenler hem de diğer ırklar ile anlaşmazlığa düştüler. Ejderin Omurgası’na doğru göç eden bu yaungollar, düzenli mantid saldırıları sonucunda daha agresif ve yabani hâle geldiler. Göç eden yaungollar ise birçok farklı boya ayrıldılar: Bir kısmı en kuzeydeki Fırtına Dorukları’na kadar ilerlerken bir kısmı ise Kalimdor kıtasının merkezine geri dönerek burada kendilerine yol gösteren akıl hocaları Cenarius ile tekrar bir araya geldiler. Cenarius’un öğretilerini benimseyen bir kısım zaman içerisinde druidizm yolunda ilerlerken bir kısmı da elementlerin gücünü tekrar keşfetederek şamanizm üzerine yoğunlaşacaklardı.

Yaungol - Tauren - Taunka

Yaungol – Tauren – Taunka

Çağlar ilerledikçe Azeroth üzerindeki çeşitli güçlerin etkisi altında kalan yaungol boyları değişim geçirdiler ve yeni isimler aldılar. Pandarya topraklarında kalanlar “yaungol” ismini taşımaya ve güçlü bir savaşçı geleneği sürdürmeye devam ederlerken kıtanın kuzey topraklarında, İradeler Ocağı’nın yakınlarına yerleşmiş olanlar “taunka” adını aldılar ve soğuk iklime adapte oldular. Kalimdor’un merkez bölgelerinde yaşayanlar ise Ebediyet Pınarı’nın yoğun enerjileriyle diğer kuzenlerinden daha büyük bir evrime maruz kalarak “tauren” ırkına dönüştüler.