KİMDİR, NEDİR: ILLIDAN STORMRAGE

Illidan, tam on bin yıl boyunca, sadece dokuz adım atabildiği küçük bir odada esaret altındaki yaşamını sürdürdü. Maiev Shadowsong ve beraberindeki Gardiyanlar birliğinden bir grup, onu gözetlemekle yükümlülerdi. Illidan’ın hapsedildiği yer, aynı zamanda kendisinin bile kıramadığı oldukça güçlü büyülerle donatılmıştı: Yemek yemesi veya su içmesi gerekmiyordu, kendisine herhangi bir şekilde zarar vermeye kalkışırsa yaraları kısa süre içerisinde iyileşiyordu. Her şey onu canlı ancak hapis altında tutabilmek için hazırlanmıştı ve Illidan gardiyanlarından nefret ediyordu.

Esaret altına alınmasının ardından on bin yıl geçti ve Illidan’ın sözleri gerçekliğe kavuştu: Lejyon bir kez daha Azeroth’u istila etmeye gelmişti. Tyrande, Illidan’ın iyi bir müttefik olacağını savundu ve Malfurion’ın itirazlarına kulak asmayarak onu gözetleyenleri katledip Illidan’ı serbest bıraktı. O sıralarda başka bir görevde yer alan ve bu yüzden bölgede bulunmayan Maiev ise böylece Tyrande’nın saldırısından kurtulmuş oldu. On bin yıl sonra gün ışığına tekrar çıkma şansı yakalayan Illidan, kardeşinin iğneleyici sözlerini yutup vakit kaybetmeden yola koyuldu ve Felkorusu bölgesinde iblislere karşı savaş vermeye başladı.

Bu olaylardan uzun bir süre önce Lejyon kumandanlarından Kil’jaeden tarafından ele geçirilen ork şaman Ner’zhul’un ruhu, çeşitli işkencelere maruz kalmış ve en sonunda “Hüküm Miğferi” adındaki Lejyon yapımı miğferin içerisine hapsedilerek Azeroth’a gönderilmişti. Ancak Ner’zhul, kendisine türlü eziyetler eden Lejyon’a hizmet etmek arzusunda değildi ve şahsi planlarının peşinde koşuyordu. Kendisine şampiyon olarak Lordaeron Prensi Arthas Menethil’i seçen Ner’zhul, artık bir ölüm şövalyesi olan prensi Felkorusu topraklarına gitmesi konusunda yönlendirdi.

"Evet... Bu güç benim olmalı!"

“Evet… Bu güç benim olmalı!”

Felkorusu’nda Lejyon ile çatışmalarına devam eden Illidan, bu dönemde Arthas ile karşılaştı. İkili önce çarpışsa da Arthas, Illidan’a Gul’dan’ın Kafatası’ndan bahsetti ve eğer onu yok etmeyi başarırsa Felkorusu üzerine çökmüş olan iblis etkisinin kalkacağını anlattı. Illidan’ın ise başka planları vardı: Daha fazla güce ihtiyacı olduğunu düşünerek kafatasını bulup içerisindeki karanlık enerjiyi özümsedi. Böylece Illidan, günümüzde bildiğimiz boynuzlu, toynaklı ve kanatlı iblis görüntüsüne kavuştu. Planladığı gibi daha fazla güce kavuşan Illidan, iblis lordu Tichondrius’u alt etmeyi başarmış olsa da geçirdiği değişimi gören Malfurion, ona artık kardeşi olmadığını söyleyerek Illidan’ı gece elfi topraklarından sürgün etti.

Artık halkı olarak görmediği elflerin topraklarından ayrılan Illidan, bir süre sonra Kil’jaeden tarafından ziyaret edildi. Lejyon’a hizmet etmesi için Illidan’a bir şans daha vereceğini söyleyen Kil’jaeden, ondan Kuzeyyarı’ndaki Donmuş Taht’a giderek Ner’zhul’u durdurmasını istedi. Bunu gerçekleştirebilmek için bir plan yapan Illidan, öncelikle nagaları uyandırarak kendi tarafına çekti ve Leydi Vashj’ın desteğini aldı. Daha sonra kendisini yakalamak için peşinden koşan Maiev’i atlatıp Parçalanmış Adalar’a giderek Sargeras’ın Kabri’ne ulaştı ve Sargeras’ın Gözü olarak adlandırılan artefaktı aldı. Fakat çoktan peşlerine düşmüş olan Maiev ve müttefikleri tam da bu sırada onlara yetişti. Illidan, Sargeras’ın Gözü’nün gücünün kullanarak kabrin bir kısmını başlarına yıkmış olsa da Maiev kaçmayı başardı; ancak birliğini ve çok sevdiği üsteğmeni Naisha’yı kaybetmişti. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Malfurion ve Tyrande da Parçalanmış Adalar’a gelmişlerdi. Illidan kaçmayı başarsa da Tyrande’nın sözlerini asla unutmayacaktı: Tyrande, Malfurion’ı seçmişti çünkü her ne kadar güçlü bir druid hâline gelse de kendi iç kudretinden asla vazgeçmemişti; Illidan için ise her şey daha fazla güç edinmekten ibaretti ve Tyrande’nın aradığı bu değildi.

Kategoriler
Yazarlardan İnciler
“Çünkü klasiklerin klasik olmasının bir sebebi vardır. Özellikle de üzerine tüm hasar modifikasyonlarını bastığınızda.”
-Burcu (Amansızca Horizon: Zero Dawn överken)