DIABLO TARİHÇELERİ – BÖLÜM 4: BÜYÜCÜ KLAN SAVAŞLARI

Cennet ve Cehennem’in sonsuz bir döngüye girmiş olan savaşı, Günah Savaşı‘yla birlikte bambaşka bir düzleme kayıp, beklenmedik bazı sonuçlara yol açmıştı. İlk defa iki taraf arasındaki savaşa üçüncü bir partinin karışması ve dahası, bu üçüncü partinin hem Cennet’in hem Cehennem’in güçlerini savaş alanından silecek kadar güçlü olması herkes için beklenmedikti. Sonuç olarak Cennet ve Cehennem, Sanctuary’den geri çekilerek Nephalem’i kendi hallerine bırakmak zorunda kaldı. Ancak Cennet ve Cehennem’in gidişi, güçleri yavaşça Dünyataşı tarafından emilmekte olan Nephalem’ler için her şeyi yoluna koymuyordu.

Edyrem’in büyük bölümünün hafızası zaten silinmişti. Yine de birilerinin Günah Savaşı’nda ölen binlerce insanın nasıl öldüğünü açıklaması gerekiyordu. Bu yüzden Nephalem’in varlığı ve Günah Savaşı’na dair tüm izler tamamen gizlenerek, halka ölenlerin büyük bir veba salgınına yenik düştüğü bilgisi verildi.Tabii ki tüm bu yalanlara rağmen gerçekte olanlar kısıtlı bir kesim tarafından bilinmekteydi. Gerçeği bilenler, Günah Savaşı sırasında yaşanan yıkımın bir kısmına Triune ve Işığın Katedrali’ne körü körüne inanmış fanatiklerin de sebep olduğunu bildiğinden dini dogmalardan kendilerini tamamen ayırmaya karar verdiler. Hatta her iki inanca da ev sahipliği yapmış olan Kehjan şehri, bu adımı büyük bir yenilenmenin başlangıcı olarak gördü ve bugün de bilinen adıyla “Kehjistan” haline geldi. Böylece büyücü klanlarının tekrar yükselişi başladı. İnsanlar dini inançları reddedip, sadece gözleriyle görebildiklerine inanmaya başladılar. Popüler dinler halk tarafından bastırıldı ve krallık çok geçmeden kendine yol göstermesi için kiliselere değil, tekrardan Al’Raqish’e, yani büyücüler konseyine döndü.

Lorekeeper Mage Clan Wars Kehjistan Bartuc Horazon

Kehjistan

 

Bir zamanlar 7 büyük, 7 de küçük büyücü klanından oluşan Al’Raqish, Günah Savaşı’ndan sonra gücünü ve etkisini korumayı başaran sadece 3 klandan ibaret hale gelmişti: Vizjerei, Ennead ve Ammuit. Günah Savaşı’nda Triune kilisesini gölgeler içerisinden yöneten Baş İblis’lerden payını almış olan bu üç klan, iblis çağırma ayinlerinin fazla tehlikeli olduğu konusunda anlaşmıştı. Böylece çağırma ayinleri yasaklandı ve büyücülerin yönetimi altında Sanctuary gelişip büyüdü, refah ve huzura kavuştu. En azından bir süreliğine… Eski alışkanlıklarını yenmekte zorlanan Vizjerei, aktif binlerce büyücüsüyle diğer iki klanın önüne geçtiğinde kibrine yenik düşerek dünyayı tekrar karanlık günlere sürükledi. Ancak Ennead ve Ammuit klanları Vizjerei’nin gizlice yaptığı ayinlerin farkındaydı. Vizjerei’nin başlarına başka bir Triune belası açmasını önlemek için klanın önemli isimlerini hedef alan suikastçiler yollamaya başladılar. Ve böylece tarihin en kanlı olaylarından birisi olan Büyücü Klan Savaşları da başlamış oldu…

Vizjerei klanı, kendisine yapılan suikastlere yanıt verdiğinde ortalık iyice kan gölüne dönmeye başlamıştı. Daha fazla kayba uğramamak için Ennead ve Ammuit bütün güçlerini toplayarak Viz-jun’daki Vizjerei sarayına saldırdılar. Kazanamayacakları bir savaşın içerisinde olduklarını anlayan Vizjerei yönetici konseyi, çatışmalar büyücü klanlarının aktif olduğu bütün doğu şehirlerine doğru yayılmaya başlarken gizlenmek zorunda kaldı. Ennead ve Ammuit’in birleşmiş gücü karşısında duramayan Vizjerei neredeyse tamamen yok edilmişti. Ne yazık ki iki büyücü klanı tam zaferlerini ilan etmek üzereyken Vizjerei’ler asıl planlarını uygulamaya koydular: İblisler. Güç dengeleri o kadar çabuk değişti ki, Ennead ve Ammuit büyücüleri daha ne olup bittiğini bile anlayamadan güçlerinin çok büyük bir kısmını Cehennem’in çukurlarından çıkan vahşi iblisler karşısında kaybettiler. Çok kısa bir süre önce başkent Viz-jun’dan canını dişine takarak kaçmak zorunda kalan Vizjerei bu sefer kovalayan taraftı. En nihayetinde iki büyücü klanı kalan az sayıda gücünü başkente kadar çekmek zorunda kaldı. Derken sahneye iki büyücü kardeş girdi ve Büyücü Klan Savaşları’nın kaderi tamamen değişmiş oldu: Horazon ve Bartuc.

Vizjerei klanına mensup bu iki kardeşten Bartuc amansız bir savaş büyücüsüydü. Öldürdüğü düşmanların kanında yıkanması sebebiyle “Kanlı Savaşlordu” olarak da tanınırdı. Acımasız savaşlordu, Büyücü Klan Savaşları’nın son aşamalarında o kadar büyük bir kudrete sahipti ki sadece düşmanları değil, kendi halkı bile ondan korkar olmuştu. Bartuc’un çağırdığı iblisler herhangi bir kontrolden yoksundu, çünkü savaşlordu iblislerin insanlığın efendisi olduğuna inanıyor ve onlara bu şekilde hizmet etmenin ödüllendirileceğini sanıyordu. Bu yüzden Bartuc kan kırmızısı zırhıyla düşmanlarının karşısına dikildiğinde yollarındaki her şey tamamen yıkılmaya mahkumdu.

Diğer kardeş Horazon ise çağırdığı iblislerin iradesini kırmasıyla ünlenmişti. Bartuc’un çağırdıklarının aksine Horazon kendi iblislerini kontrol altında tutuyordu. Bartuc’un izlediği bu vahşi ve kanlı yolun kardeşini, hatta diğer Vizjerei büyücülerini de mahvettiğini görebilecek kadar bilgeydi de üstelik. Bu şekilde bitecek bir savaşta Vizjerei zafer kazansa bile ortada bu zaferi kutlayabilecek kimsenin kalmayacağının farkındaydı.Bu yüzden tam Vizjerei’nin zafer anında, yönetici konsey Bartuc’un ordusunu dağıtma kararı aldı. Ancak kanın tadını bir kez almış olan Bartuc ve iblisleri bu karara karşı çıkarak klanı sivil savaşa sürükledi. Emrindeki tüm gücü kalan Vizjerei’ye yönelten Bartuc, kendi halkını katlederek Viz’jun kapılarına kadar dayanıp yönetici konseye meydan okudu. Bunca savaşın ortasında kalmaktan hasar görmüş kapılar düşerken şehri kurtarmak için öne çıkan ise Horazon oldu.

İki kardeşin bu son savaşı zaten harap olmuş şehri yerle bir etti. Şehrin duvarları yıkıldı, binalar un ufak oldu… Toz dindiğinde, ayakta kalan tek şey kardeşinin kırılmış cesedinin başında duran Horazon’du. İblis çağırmanın tehlikelerini bir kez daha birinci elden tecrübe etmiş Horazon, böylece iblis çağırma büyülerini bir kez daha yasak ilan ederek Büyücü Klan Savaşları’nı da bitirmiş oldu. Kardeşini öldürmek zorunda kaldığı için büyük bir keder içerisine düşen Horazon’un, kendine “Arcane Sanctuary” adında Cehennem’in asla bulamayacağı, meraklı gözlerden de uzak kalacağı bir sığınak inşa ederek kalan günlerini burada büyünün gizemlerini araştırarak geçirdiği rivayet edilir…

 

Kategoriler
Yazarlardan İnciler
“Çünkü klasiklerin klasik olmasının bir sebebi vardır. Özellikle de üzerine tüm hasar modifikasyonlarını bastığınızda.”
-Burcu (Amansızca Horizon: Zero Dawn överken)