DERİNLEMESİNE… MALDRAXXUS

“Evrende ilk hayat kıpırtılarının baş göstermesiyle ortaya çıkan ve hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmeyen Shadowlands, ölümden sonraki hayatın yargılandığı ve nihayetinde sonsuz hizmete adandığı, fânilerin algılarının ötesindeki bir varoluş düzlemiydi; dehşetin ve güzelliğin, karanlığın ve erdemin kol kola gezdiği uçsuz bucaksız bir boyuttu.”Kimdir, Nedir: Shadowlands

Shadowlands bölgeleri arasında belki de gözümüze en tanıdık gelecek yer olan Maldraxxus, ölümden sonraki hayatın var olduğu bu diyarın askerî üssünü oluşturuyor. Oribos’taki Arbiter tarafından buraya gönderilen ruhlar, en zorlu zamanlarda bile pes etmeyen ve kendilerini durmadan en iyi şekilde geliştirmeye adayan bireyler olmalarıyla biliniyorlar. Shadowlands’i sadece oluşabilecek iç tehditlere değil, dış tehditlere karşı da savunan bu ruhlar, bölgede yer alan beş farklı askerî birimden birine yerleştiriliyorlar.

Ölüm Panteonu’nun ve Ebedî Olanlar’ın bir üyesi olan Primus’un ortadan kaybolması ve anima kıtlığının baş göstermesiyle birlikte zorlu bir döneme giren Maldraxxus, kısa süre içerisinde iç çalkantılarla sarsılmaya başlıyor. Bölgenin üzerindeki karanlık bulutlar, tüm Shadowlands’in savunma mekanizmasının kontrolden çıkabileceğinin sinyallerini veriyor.


Maldraxxus ve ardındaki hikâyeyle ilgili olarak daha fazla bilgiye sahip olabilmek ve aklımızdaki soruları sorabilmek için World of Warcraft’ın Baş Hikâye Tasarımcısı Steve Danuser ile gerçekleştirilen “deep-dive” özelindeki bir röportaja katılma fırsatı da yakaladık.

Steve Danuser, World of Warcraft yazım ekibinin liderliğini yapmakla birlikte aynı zamanda  “Dark Mirror” ve “Windrunner: Three Sisters” kısa hikâyelerini de bizzat kaleme almıştır. Yakın zamanda Shadowlands üzerine çalışmasının ötesinde World of Warcraft içerisindeki birçok görev ve hikâye öğesine de eğilen Danuser, aynı zamanda Legion genişleme paketinde Hunter sınıfının üssü olan Trueshot Lodge öyküsüne de katkıda bulunmuştur.

Röportaj sırasında kendisine yöneltilen sorular ve alınan cevapları yazımızın ilgili bölümlerinde bulabileceksiniz. Bu röportajda bize eşlik eden Garth Holden (SA Gamer) ve Slava Ipatov (Cybersport) tarafından sorulan sorulara da yer vereceğiz.


Lorekeeper: “‘Maldraxxus’ isminin ardındaki anlam nedir? Bu bölgeyi isimlendirirken etimolojik bir yaklaşım izlediniz mi?”

Steve Danuser: “Verdiğimiz isimlerin her birinin ardında çeşitli sebepler var ve bir kısmı, üzerine oldukça düşünerek karar verilmiş, etimolojik olarak çok daha büyük anlamlar barındıran isimler. Maldraxxus açısından baktığımızda ise daha önce Scourge için kullanılan temalara (örneğin Naxxramas) çağrışım yapacak bir şeyle ilerlemek istedim. ‘X’, Scourge bağlantılı bir ses veren özel bir harf.

“‘Mal’, genel olarak kötü veya tehlikeli bir şeylerden bahsederken kullanılan bir kelime; ben de bu tehlike hissinin bulunmasını istedim. Ama topluluk içerisinde Maldraxxus’un mükemmel bir metal albümü kapak resmi mekânı olduğuna dair dönen bir espri var; biz de aslında ismin bu hissi yaratmasını umduk. Birilerinin “MALDRAAAAXXXUUUUUSSS!!!” diye haykırabilmesini ve o böğürtülü, saldırgan metal vokaline ulaşabilmesini istedik. Nitekim bölgenin temasına da uyuyor. Bazen bir isme karar verilirken barındırdığı anlamdan ziyade yarattığı ses üzerinden ilerleniyor – ki Maldraxxus için de bu yaklaşımın seçildiğini söyleyebilirim.”

Maldraxxus – Bölgenin Amacı ve Değerleri

Birçok ruhun bir bakışta korkup kaçacağı savaş meydanlarına ev sahipliği yapan Maldraxxus, bitmek bilmeyen çatışmaların yer aldığı zorlu bir bölge olarak karşımıza çıkıyor. Dik yamaçlarla çevrelenmiş dağları, vebanın kol gezdiği derin suları, lich’leri ve korkunç yaratıklarıyla oldukça göz korkutucu bir yer olan Maldraxxus, sonsuz bir çatışma içerisinde kendilerini kanıtlayabilecek ve hiyerarşide yükselebilecek ruhların gönderildiği bir yer olarak biliniyor.

Ahlak prensibini pek de umursamayan bu bölgeye gönderilen ruhlar, aslen tamamen kötü varlıklar değiller; aksine daha çok cesaret ve azim duyguları ön plana çıkan kişilerden seçiliyorlar. Kendilerini her daim geliştirmeye ve ilerlemeye adayan ruhlar, Maldraxxus içerisinde var olan ve Shadowlands’i korumakla görevli yılmaz ordunun birer parçasını oluşturuyorlar.

Lorekeeper: “Azeroth üzerinde ‘kötü’ olarak sınıflandırılan veba, nekromansi ve benzeri öğeleri Maldraxxus özelinde ‘normal’ ve hatta ‘faydalı’ olabilecek bir açıdan göstermek ne kadar zordu?”

Steve Danuser: “Açıkçası çok keyifliydi. Shadowlands bölgelerine sadece görsel açıdan yaklaşacak olursak Bastion’a bakıp ‘Ah, buradakiler iyi kalpli olmalılar!’ veya Ardenweald’a bakıp ‘Her şey çok güzel. Burası mükemmel bir yer olmalı. Adeta bir cennet!’ diyebilirsiniz. Maldraxxus’a bakınca ise ‘Ne kadar korkunç bir yer! Ruhlar burada acı çekiyor olmalı!’ dersiniz. Biz de bu beklentiler üstüne oynamak istedik. Görsellik sizin çeşitli yargılara varmanızı sağlıyor ve biz de bu yargılar üzerinden aslında gördüklerinizden çok daha farklı şeylerin yaşandığını göstermeyi umduk.

“Maldraxxus gibi bir yer aşina olduğumuz undead, Scourge ve benzeri öğeleri barındırıyor. Her yerde Necropolis var, veba var, korkutucu yaratıklar kol geziyor. Ancak hikâyeye girdiğinizde (her ne kadar içerisinde ihanet ve düzenbazlık olsa da) buranın yüce bir amacı olduğunu görüyorsunuz.

“Ölüm çarkının farklı parçalarını oluşturan bölgelerin tamamını düşündüğümüzde önceden de belirttiğimiz gibi Maldraxxus’un bir savunma mekanizması olduğunu söyleyebiliriz ve kimi zaman bir şeyleri koruyabilmek için daha saldırgan, daha vahşi olmanız gerekir. Maldraxxus sakinleri de durmadan birbirleriyle çatışan, böylece aralarından en güçlülerinin kendilerini gösterip yükselebildiği bireylerden oluşuyor – ki böylece Shadowlands, en kudretli ruhlar tarafından korunabiliyor.”

 

Maldraxxus topraklarına varan ruhlar, burada Primus tarafından yaratılmış ve her ruhun içerisindeki ana özelliği yansıtabilecek, her biri bir “margrave” ve ona yardımcı olan iki baron tarafından yönetilen beş haneden birine yerleştiriliyorlar.

The House of the Chosen, strateji ve savaş taktikleri konusunda kendisini iyi yetiştirmiş bireyleri barındırıyor. Her türlü silahı ve zırhı kullanabilecek şekilde eğitim gören bu bireyler, böylece düşmanlarını alt edebilecek sayısız yöntemi öğrenmiş oluyorlar. Baş karakterlerden Draka da bu hanenin bir üyesi olarak karşımıza çıkıyor.

The House of Rituals, büyüye ve nekromansiye eğilimi olan zeki ve azimli bireylerden oluşuyor.

The House of Eyes, düşmanlarının arasına sızarak sırlarını öğrenip zayıf noktalarını onlara karşı kullanabilmeyi amaç edinmiş bir yer olarak gizliliğe ve kurnazlığa önem veren bireyleri barındırıyor.

The House of Constructs, bizim Azeroth’tan da bildiğimiz ve “abomination” adıyla anılan korkunç yaratıkların da aralarında bulunduğu askerî birimleri yaratmakla görevli. Fiziksel gücün ve gözdağının adeta vücut bulmuş hâlleri olan bu varlıklar, Shadowlands içerisinden edinilen en iyi parçalardan yaratılıyorlar.

The House of Plagues ise çeşitli zehirler üzerinde çalışmalar yürüterek bunları savaş meydanlarında nasıl en etkili şekilde kullanabilecekleri üzerine çalışıyor.

Yeteneklerini geliştirmek ve zayıf ruhları eleyebilmek için durmadan bir çatışma içerisinde olan bu ruhlar, “Theater of Pain” olarak isimlendirilen arenadaki turnuvalara katılıyorlar; nihayetinde kaybeden tarafın animası çekilerek kazanan tarafa aktarılıyor.

Bölgenin kozmik güçler arasındaki konumu ile ilgili daha detaylı bilgileri ise Steve Danuser veriyor:

“Maldraxxus, Shadowlands’in genelini her türlü tehditten koruyacak orduyu yaratmakla yükümlü. Peki bu tehditler ne? Shadowlands hikâyesini oynadığınızda bu diyarın dışından gelen bazı güçlerin saldırılarıyla ilgili bilgiler edineceksiniz. Revendreth’te Light’ın dokunduğu bölge, Bastion’da Void saldırısı sonrasında yaratılmış olan anıt derken Afterlives animasyonunda Maldraxxus güçlerinin Legion’ı gizlice gözetlediğini de gördük – ki bu birçok soru işareti oluşturdu.

“Kozmik haritayı düşündüğünüzde eğer buradaki taraflar bir şekilde daha fazla güç edinmeye çalışıyorlarsa tahmin edersiniz ki aralarında büyük savaşlar da verilmiştir. 

“Tarih boyunca Maldraxxus’un saldırıyı gerçekleştiren taraf olmak zorunda kaldığı zamanlar da oldu. Bu genel olarak başka bir gücün gereğinden fazla yükseldiği anlarda Shadowlands’i koruyabilmek için atılan bir adımdı. Buna Azeroth üzerinde şahit olan oldu mu? Azeroth tarihi boyunca kozmik güçler hakkında bilgisi olan ancak bizim yakından tanımadığımız birileri olmuş olabilir. Belki de Shadowlands güçlerinin bir şekilde işlere dâhil olmasını sağlamışlardır ancak bu detay tarih sayfaları arasında kaybolmuştur. Keşfedilecek birçok şey olabilir.”

Anima Kıtlığının Maldraxxus Üzerindeki Etkisi

“Her ruh “anima” adı verilen bir öz barındırıyor. Bu anima, Shadowlands’i besleyen kaynağın ta kendisi ve bu düzlemdeki hayatın sürekliliğini sağlıyor. Ancak son yıllarda tüm ruhlar yalnızca Maw’u beslediğinden diğer bölgeler anima sıkıntısı çekmeye başlıyor ve çeşitli sorunlar baş gösteriyor.”Ölümden Sonraki Hayat… Shadowlands

Anima kıtlığı, Maldraxxus gibi önemli bir bölgeyi de ağır vuruyor. Necrolord Ahdi’nin yer aldığı bölgede gelişen olaylar çok daha sinsice ilerlediği için etkiler ilk başta daha belirsiz ilerlese de yarattığı darbe de o derece ağır oluyor. Kıtlığın üstüne bir de beklenmedik düzenbazlıklar eklenince zaten hâlihazırda bir savaş ortamını barındıran bölge iyice kaosa sürükleniyor.

Bölgenin lideri Primus’un da ortadan kaybolmuş olmasının getirdiği etki ile Maldraxxus çatışmalara boğuluyor. Nitekim perde arkasında gelişen olaylar sebebiyle bu hanelerden iki tanesi düşüyor ve geriye kalan üç hanenin liderleri, hiyerarşik yapıda en tepeye oturabilmek için çetin bir çekişmenin içine giriyorlar ve bölgenin değerlerini tehlikeye atıyorlar.

Ruhların hepsi direkt Maw’a düştüğünden yeni askerler gelmiyor, aynı zamanda “abomination” yapımı da sekteye uğruyor. Üstüne üstlük başka bölgelere de saldırmaya başlayan bu kuvvetler, sadece Maldraxxus içinde değil, Shadowlands genelinde de paniğe sebep oluyorlar.

Hikâyede ilerleyeceğimiz ikinci bölge olan Maldraxxus boyunca yaşanacakları ek paket çıkmadan öğrenmek istemeyen okuyucularımızı göz önünde bulundurarak ince detaylara inmemeyi tercih ediyoruz.

Maldraxxus Sakinleri

Nekromansinin gücünü aldığı bölge olarak ön plana çıkan Maldraxxus, içerisinde “undead” konseptine özgü birçok yaratık ve sakin barındırıyor. Hiyerarşik düzenin büyük önem taşıdığı ve bir bireyin politik adımlardan ziyade savaş ve kurnazlıkla yükselebileceği bir yer olan bu bölge, aynı zamanda sakinlerinin dış görünüşleriyle de diğer tüm bölgelerden ayrılıyor. Daha iskeletimsi beden yapılarıyla Azeroth üzerinden aşina olduğumuz diriölüleri andıran Maldraxxus halkı arasında tabii ki “lich”ler de bulunuyor.

Maldraxxus bölgesinin lideri olan Primus, Ölüm Panteonu’nun karşılaşmadığımız tek üyesi olarak dikkat çekiyor. Oldukça yetenekli bir taktikçi ve strateji uzmanı olarak bilinen, Burning Legion ve Void Lordları gibi düşmanları ölümün diyarından kovmayı başarmış olan Primus, savaş meydanında yenilmezliği ile tanınıyor.

“Rivayete göre Primus, kendisine sonsuz zaman çizgilerini gösterebilecek bir müttefik aramış. Tüm gerçeklikler içerisinde yer alan savaşları türlü açılardan izlemiş ve farklı atılan en ufak bir adımın bile savaşın gidişatını nasıl değiştirdiğini gözlemlemiş. Çağlar boyunca bunu inceleyen Primus, en nihayetinde savaştaki herhangi bir durumu anında değerlendirerek zafere ulaşacak en doğru yola karar verebilecek konuma gelmiş.” – Steve Danuser, Baş Hikâye Tasarımcısı

Lorekeeper: “Primus oldukça enteresan ve ortalarda olmayan bir karakter. Bu durum kendi planladığı bir şey miydi, yoksa kayboluşu beklenmedik bir gelişme mi?”

Steve Danuser: “Primus, sayısız çağlar boyunca Maldraxxus’un liderliğini yaptı ve tek amacı, Shadowlands’i koruyabilecek yenilmez bir ordu yaratmaktı. Beş haneyi de bu sebeple kurdu.

“Hikâye boyunca ilerlediğinizde Primus’un bir şeylerin ters gittiğini fark ettiğini öğreniyorsunuz. Jailer’ın hapsedilmesinde yardımı olduğunun bilgisini de ediniyorsunuz. Ebedî Olanlar arasında en tedbirli düşünür olması sebebiyle Jailer’ın etkisinin Maw’dan dışarı sızdığından ve onun müttefikleri olabileceğinden ilk şüphelenmeye başlayan kişi de kendisi. Ortadan kayboluşu da bu durumu araştırmak istemesiyle alakalı. Bu noktada bir şeyler bulduğunu ve başına muhtemelen pek de hoş olmayan bir şeyler geldiğini düşünmekte sakınca yok.

“Maldraxxus hikâyesi ilerledikçe onun geride bıraktığı ve kimi zaman cesaret veren kimi zaman ise sizi yönlendiren bazı mesajlar bulacaksınız. Bazı şeyleri önceden düşünüp planlayan biri olduğundan Shadowlands’in başına bir şeyler gelebileceğini ve bu durumu ancak dışarıdan gelecek birilerinin çözebileceğini ön görüp geride işe yarayacak notlar ve eşyalar bırakmış diyebiliriz. Shadowlands hikâyesine genelden bakmaya başladığınızda Primus’un zekâsına hayran kalabilirsiniz zira etkisi sadece Maldraxxus’ta değil, ötesinde de hissediliyor.”

Ölüm büyüsünün, savaşın ve vebanın oldukça önemli olduğu Maldraxxus’tan bahsederken House of Rituals üyeleri olan lich’lere değinmeden olmaz. Her daim türlü dolaplar çeviren planları üzerinde çalışan lich’ler, animayı kendi büyü güçlerini beslemek için kullanan iskeletimsi büyücüler olarak karşımıza çıkıyorlar. Nitekim onları Azeroth üzerinden de gayet iyi tanıyoruz.

Lich demişken nekromanslardan bahsetmeden de geçemeyiz. Görsel açıdan Warcraft III – Undead konseptinden ilham alınan nekromansların tasarım süreciyle ilgili detayları, Kıdemli Sanatçı Matthew McKeown anlatıyor:

“Öncelikle belirgin bir silüet yaratacak şekilleri tasarlayarak başladık ve hançerler, kıyafetlerdeki geniş ve uzun kollar ile büyük bir büyü kitabı gibi öğelerle orijinal nekromans görüntüsünü yakalamak istedim. Bu öğeler, onların ritüel odaklı büyülerini ve doğalarını yansıtıyor – böylece oyuncuların aşina oldukları nekromanslar olarak tanınmalarını sağlıyor. House of Rituals içerisinde lich’ler ile birlikte yaşadıklarından benzer şekilde mor ve altın rengi kıyafetler giyiyorlarken kafatasları da uzun çene yapısıyla firavunları andırıyor.”

House of Constructs tarafından yaratılan Abomination adındaki varlıklar, toplanan ceset parçalarından oluşuyor. Cansız bedenlerin en kıymetli ve iyi parçalarını alarak birleştirilen bu yaratıklar, nihayetinde kendilerini oluşturan “kişilerden” çok daha güçlü hâle gelerek yeni bir amaç edinmiş oluyorlar. Nitekim bunlar da yine Azeroth üzerinden aşina olduğumuz varlıklar olarak ön plana çıkıyorlar.

House of the Chosen içerisindeki savaşçılar arasından en güçlü olanlar ve “şampiyon” olarak adlandırılanlar, Gladiator rütbesiyle anılıyorlar. Savaş alanında eşi benzeri görülmemiş taktikler uygulayan bu bireyler, rün dövülmüş çeşitli silahlar kullandıkları sonu gelmez eğitimlerden geçiyorlar ve çarpışma anında hem saldırı hem de savunma açısından büyük ustalık sergiliyorlar.

Plague House Remnant ya da Slime Behemoth olarak adlandırılan bu yaratıklar, House of Plagues’in düşüşünden sonra ortaya çıkıyorlar. Burada gerçekleştirilen korkunç deneylerin katılaşmış hâlleri olarak düşünülebilecek bu varlıklarla ilgili detayları, Kıdemli Sanatçı Kenny McBride aktarıyor:

“Kıyamet, kasvet ve Maldraxxus genelindeki nekrotik korku öğelerini yaratacak ilhamı bulmak için Warcraft’ın kökenine ve kendi kişisel hatıralarıma eğildim. Undercity içerisinde bir kanaldan diğerine ilerleyen iç bulandırıcı yeşil akıntıyı düşündüm. Naxxramas’ta Heigan’ın zehrinden kaçarkenki o dansı hatırladım. Bu akıntılara maruz kalıp yenilmiş zavallı ruhlar iskeletimsi yaratıklara dönüşüp kendilerini kaplayan balçığımsı sıvı sayesinde bir arada dururlarsa ne olabileceğini hayal ettim.”

Araknofobisi olan oyuncular da tabii ki unutulmamışlar! (Her ne kadar altı bacakları olsa da…)

House of Eyes’a bağlı olan Aranakk ırkı, hane düştükten sonra nispeten daha “göçmen” bir hayat sürmeye başlıyorlar. Oldukça yetenekli suikastçılar ve gözcüler olarak bilinen bu bireyler, necropolis’leri kaybedilmiş olsa da amaçlarından vazgeçmiyorlar ve her türlü gizemi öğrenmek ve sırları -bir bedel karşılığında- paylaşmak için yanıp tutuşuyorlar.

Sadece buranın yerlileri değil, aynı zamanda yaratıkları da hem gözümüze tanıdık gelen hem de bir o kadar farklı şekillerde tasarlanmış. Bunlar arasından özellikle iki tanesi net bir biçimde göze çarpıyor: Flyer ve bölgeye özel tasarlanmış olan binek.

[Flyer] “Maldraxxus bütünüyle adeta bir metal albümü kapağı gibi. Ben de bu yaratığı aynı estetiğe uygun olacak şekilde tasarladım. Uzun saçları anımsatacak şekilde koyu renkli bir yele yaptım. Bedeninden fışkıran sivri kemiklerini de saldırgan bir hava vermesi için yarattım. Kemiklerin rastgele yerlerden fırlaması yerine gerçekçi bir iskelet yapısını andırması benim için önemliydi. Örnek olarak yaratığının karnının alt kısmında bulunan sivrilti için kuşlardaki büyük göğüs kemiğinden ilham aldım.” – Cody Harder, Sanatçı

[Binek] “Bu çizim, Maldraxxus bölge bineği için yaratılış bir karalamaydı ve Frank Frazetta’nın Death Dealer tablosundan ilham aldım. En basit hâliyle ‘Peki Death Dealer ya üzerine binebildiğin bir boğa olsaydı?’ diye düşündüm.” – Cole Eastburn, Kıdemli Konsept Sanatçısı

Kategoriler
Yazarlardan İnciler
“Çünkü klasiklerin klasik olmasının bir sebebi vardır. Özellikle de üzerine tüm hasar modifikasyonlarını bastığınızda.”
-Burcu (Amansızca Horizon: Zero Dawn överken)