lorekeeper-artefakt-oykuleri-druid

Artefakt Öyküleri: Druid

Feral – Fangs of Ashamane

Druid Artefakt - Feral


Ashamane’in Dişleri

Bu silahları alarak kötülüğün güçlerine büyük bir darbe indirdin. İblislerin elinde bu silahlar sadece bir tehditten çok daha öte, kutsal olan her şeyi hiçe sayan bir hürmetsizlik olurdu.

Bu silahlar, Azeroth’un korunması için canını vermiş o ulu Yaban Tanrı’dan geriye kalan son şeyler. Ashamane’in hikâyesini biliyor musun? Bu silahları çok uzun süredir koruyan Val’sharah druidleri sana onu anlatabilirler. Hatta bazıları belki direkt Yaban Tanrı’yı hatırlıyor bile olabilir.

Onun adı Ashamane’di. Geriye çok kudretli bir miras bıraktı ve çok yakında onun dişleri kötülüğe karşı savaşında senin yanında olacak.


Ashamane’in Dişleri, Bölüm Bir

Azeroth bir zamanlar karanlıkla kaplıydı. Titanlar Eski Tanrılar’ın Kara İmparatorluğu’nu kırdığında doğal canlılar da nihayet büyüyüp gelişme fırsatı buldular. Freya adında bir bekçi, dünyaya yaşamın tohumlarını atmakla görevlendirilmişti. Yemyeşil yerleşim bölgeleri yaratıp Azeroth’ta sayısız hayvanın ortaya çıkmasını sağladı.

Arada bir sıra dışı bazı canlılar Freya’nın dikkatini de çekmeye başladı.

Seyahatleri sırasında bir panteri öldürmüş olan bir kurt sürüsüne denk geldi; kurtlar geriye kalan yalnız yavru panterin işini bitirmeye çalışıyorlardı. Yavru panter yaralanmış olsa da hâlâ hırsla dövüşmeye devam ediyordu; pençelerini hiddetle daha büyük avcı olan kurtlara savuruyordu. Çok geçmeden kurtlar, sırf bir av için daha fazla yaralanmamak adına geri çekilmeye başladılar ve bu Freya’yı büyük şaşkınlığa uğrattı.

Freya, minik panteri eline aldığında yavru panter ellerine çizikler attı. Bu hareket Freya’yı sinirlendirmedi. Tam aksine, hayvanın dizginlenemez vahşiliği hoşuna gitti ve panterin yaralarını iyileştirdi; göz alıcı siyah kürkünden esinlenip ona Ashamane adını verdi.


Ashamane’in Dişleri, Bölüm İki

Yıllar içinde Ashamane koca bir panter haline geldi. Kurt sürüleri yanına yaklaşamaz, onu avlamaya cüret edemez oldu. Freya ise panterin basit intikam hislerine yenilmediğini görmekten memnundu. Ashamane vadideki bütün kurtları avlayıp öldürebilirdi. Kolayca. Ancak yapmamıştı.

Vahşi yapısı ona aynı zamanda anlayış da sağlıyordu. O da bir avcı değil miydi? O da avını öldürmüyor muydu? Kurtların Ashamane’e bir garezi yoktu; sadece acıkmışlardı. Bu yüzden de onlara karşı bir garezi yoktu.

Yine de onlarla dalga geçmek hoşuna gidiyordu. Küçükken ona saldıran kurt sürüsü, bazen uykudan kulak zarını yırtan bir kükremeyle uyanıyordu. Ashamane inlerine yaklaşıp varlığını yüksek sesle ilan ettikten sonra kaçışmalarını izliyordu.

Zaman içerisinde Ashamane, diğer bütün panterlerden çok daha güçlü hâle geldiğini keşfetti. Geçen yıllar onu zayıflatmak yerine daha da güçlü hâle getirmişti. Vahşi hayat nesillerce büyüyüp soldu gözlerinin önünde.

Onun gibi başka hayvanlar da vardı. Güçlü, ikonik ve doğanın diğer canlılarından farklı bir varoluş yaşayan hayvanlar… Yakında bunlar, ölümlüler tarafından “Yaban Tanrılar” olarak bilineceklerdi.

Ve Ashamane de onlardan biriydi.


Ashamane’in Dişleri, Bölüm Üç

Ashamane’in yabani kalbi ölümsüzlük düşüncesini kabul etmekte zorluk çekiyordu. Vahşiliğin kaosu, yaşamak için çabalamak –bunlar Ashamane’in özüne kazınmış şeylerdi ve artık önemsizlerdi. Ashamane eski hayatının ötesine evrilmişti. Pençelerinden kaçabilecek bir av yoktu ve çaba bile göstermesine gerek olmayan bu avlar ona keyif vermiyordu. Ona karşı durabilecek bir yırtıcı dahi hayvan yoktu.

Ashamane Azeroth’un ormanlarında açıkça koşturdu. Diğer vahşi hayvanların ondan korkmasına gerek yoktu. Bölgedeki trollerin arasında devasa, haşmetli bir panterin hikâyeleri dolaşmaya başladı. Kimisi onun bir loa olduğunu düşünerek hürmet göstermeye başladı. Ashamane ise kendisini görmelerine nadiren izin verdi. Kimi troller ise onun izini başka bir sebepten sürdüler. Bazı avcılar bu kadar muazzam bir varlığı avlamanın getireceği şan ve şöhretin düşüncesiyle yanıyordu. Bir loayı avlamak… Daha büyük bir şan olamazdı.

Kalpleri kibirle dolmuş bu troller bir bir ormanı arşınladı. Ashamane durumdan hoşnuttu. Ne kadar zeki olsalar da, ne kadar sessiz ya da iyi nişancı olsalar da her birini kabilesine boş elle yolladı; kükreyişinin sesi ve keskin dişlerinin görüntüsüyse sonsuza kadar kâbuslarında olacaktı.

Hayatlarını almasına ihtiyacı yoktu. Ashamane’in onlarla işi bittiğinde bu vahşi doğadaki yerlerini de öğrenmiş oluyorlardı. Bu kadarı kâfiydi.


Ashamane’in Dişleri, Bölüm Dört

Freya ne zaman Azeroth topraklarında yürüse Yaban Tanrılar da onunla birlikte yürürdü. Ashamane hariç. Panterin yüreği başka bir varlığa bağlı olmak konusunda fazlaca gönülsüzdü. Freya bunu anlıyordu ve Ashamane’in parlayan gözlerini uzaktan kendi üzerinde hissettiği zamanlar gülümsüyordu.

Ashamane’in hisleri ne olursa olsun aralarında bir bağ vardı. Vahşi, el değmemiş başka bir düzlem daha vardı: Zümrüt Rüya. Bekçi Freya bu düzlemi bütün Azeroth’a yaşam dağıtmak için kullanmıştı ve Yaban Tanrılar da o yüzden bu düzleme bağlıydı.

Eninde sonunda Ashamane Hyjal Dağı’na, Rüya’yı kendi gözleriyle tecrübe etmek için geldi; eder etmez de bu muazzam yabani düzlemin etkisine kapıldı. Panter, Ebediyet Pınarı’nın batı kıyılarını kendi evi belledi ve binlerce yılını Zümrüt Rüya’da gezip onun gizlerini ve gücünü keşfederek geçirdi.


Ashamane’in Dişleri, Bölüm Beş

Diğer Yaban Tanrılar gibi Ashamane de hayatını gelişmekte olan ve yükselip düşen medeniyetlerden uzakta geçirdi. Zandalari trolleri onunla ilgilenmemişlerdi. Elflerin çoğu ise kendilerini fazla yükselmiş, doğal dünyayla ilgilenemeyecek kadar fazla aydınlanmış görüyorlardı.

Ancak bir noktada Azeroth’u daha fazla görmezden gelemeyeceği bir an oldu. Zümrüt Rüya, Yakan Lejyon’un gelişiyle sallandı. Nihayetinde çok güçlü bir başka varlığın, Cenarius’un öğrencilerinden biri Yaban Tanrılar’ı yardıma çağırdı.

Ashamane için görevi gayet açıktı. Tereddüt bile etmeden Yakan Lejyon’la savaşmaya koştu.

Bu dünyaya yeni yırtıcılar gelmişti ve Ashamane onları avlamaktan gayet hoşnuttu.


Ashamane’in Dişleri, Bölüm Altı

Yaban Tanrılar Kadimler Savaşı’na katıldığında çatışmalar Ebediyet Pınarı’nın çok daha ötesine sıçramıştı.

Zin-Azshari’nin dışındaki ormanlara fazla giren iblisler çok geçmeden dikkat etmeleri gerektiğini öğrendiler; zira Ashamane yakınlardaki ağaçlarda pusudaydı. Sivri dişleri birçok Yakan Lejyon gözcüsü için savaşı bitirmişti. Lejyon tarafına öyle büyük korku salmıştı ki ormanın koca bir kısmını sırf Ashamane’den kurtulabilmek için yakmaya çalıştılar.

Ancak iblisler Ashamane’le açıklık bir alanda daha rahat dövüşebileceklerini düşündülerse çok yanılmışlardı. İblislerin bu taktikleri yüzünden öfkeye kapılmış olan Ashamane, Lejyon’un zayıf noktalarına saldırmak ve mevzilerinde koca gedikler açmak için diğer Yaban Tanrılar ile elflere katıldı.


Ashamane’in Dişleri, Bölüm Yedi

İblislerin ucu bucağı yok gibi gözüküyordu. On bin yıl önce Ashamane Yakan Lejyon’la dövüştüğünde iç güdüleri ona istilacıların aklında tek bir avın olduğunu söylüyordu. Bu yüzden de kendini Zin-Azshari’nin etrafındaki yoğun dövüşten kopardı ve kuzeybatı yönüne doğru giden akıncı partilerini takip etti.

Takip kolay değildi. İblisler en iyi savaşçılarını takibi önlemek için kullanıyordu ve Ashamane yolun her adımında dövüşmek durumunda kalıyordu.

Ancak onu engelleyemiyorlardı. Yolunda duran bütün iblisler ardı ardına düştü.

Avına yaklaştığında iblislerin hedefini de anladı: Suramar’a ulaşmaya çalışıyorlardı. Ashamane’in Val’sharahlı druidler tarafından bu kadar saygıyla karşılanmasının sebebi de budur. Yüce panterin bundan sonra yaptıkları, druidler tarafından asla unutulmayacaktır.


Ashamane’in Dişleri, Bölüm Sekiz

Koca bir iblis ordusu Suramar’ı kuşatmaya hazırlanıyordu. Ashamane orduyla tek başına yüzleşti. Val’sharah civarındaki ormanları daha önce hiç ziyaret etmemişti ancak bunun önemi yoktu. Bu ormanlar da doğanın bir parçasıydı, o yüzden de evi sayılırlardı.

İblislerin arasına dalıp onları biçti ve ağaçların arasında kayboldu. Yüksek dallar arasında saklandı ve dalıp Lejyon komutanlarını avladı. Ashamane dehşetin ta kendisiydi, korkulası bir yaratıktı; asla geri durmadı ve merhamet sunmadı.

Yaptığı şey katliamdı. Ancak Yaban Tanrılar bile söz konusu Yakan Lejyon olunca yaralanamaz değildi. Fel ateşle dağlanmış, zehir damlayan silahlarıyla yaralanmış bir şekilde dövüşmeye, iblislerin lideri bizzat karşısına çıkana kadar çabalamaya devam etti.

En başından beri planladığı gerçekleşmişti. Hayatta kalmanın yasalarından biri buydu: Sürü, liderlerinin boğazı dişlerinin arasında parçalanana kadar yenilmiş sayılmazdı.


Ashamane’in Dişleri, Bölüm Dokuz

Yakan Lejyon generallerinden biri, Suramar’ın fethini sağlamak için gönüllü olmuştu. Bu pit lordu Ronokon, elf şehrinin sunacağı sonsuz ödüllerin farkındaydı ve onu Sargeras adına ele geçirmek istiyordu. Ashamane’in bu planları engellemesi onu çileden çıkartmıştı ve bu yüzden de görkemli panterle yüzleşmek için bizzat öne çıktı.

Yaban Tanrı ve annihilan generali Val’sharah’ın ormanlarında saatlerce dövüştüler. Kurnaz bir savaşçıydı. Ashamane’in ne kadar hızlı öldürebildiğini biliyor ve bu yüzden de fel enerjisiyle dövülmüş çentikli mızrağının ardına saklanıyordu; küçük sıyrıklarla yaralıyordu.

Uzun çarpışmanın arından Ashamane’in gücü tükenmeye başladı. Yaraları sızlıyor, hareketleri yavaşlıyordu ancak iradesi aman vermiyordu. Gücünün son damlasıyla Ronokon’a doğru sıçradı; bu hareketi annihilanın mızrağını göğsüne geçirmesine neden oldu. Yine de panterin pençeleri de devasa iblisin omuzlarına geçmişti, dişleri boynuna derin bir şekilde gömülmüştü.

Ronokon deli gibi silkelendi ve panteri üzerinden atmaya çalıştı ancak Ashamane tutunmaya devam etti. Pit lordu ölene kadar dişleri boğazında kenetlenmiş bir şekilde kaldı. Ancak ölümünde bile iblis daha büyük felakete yol açtı; Lejyon tarafından kendisine bahşedilen fel enerji dışarı doğru patladı ve Val’sharah’ta derin bir yara bırakırken Ashamane’i de küle çevirdi.

Ancak Ashamane’in fedakârlığı boşuna değildi. Suramarlılar panterin kazandırdığı zamanla şehirlerini Lejyon’dan ve dünyanın kalanından saklayacak, kendilerini Büyük Bölünme’den koruyacak önlemleri almışlardı.


Ashamane’in Dişleri, Bölüm On

Val’sharah ve civarındaki topraklar sonsuza kadar değişmişti. Bir zamanlar bir tepenin olduğu yerde artık bir uçurum ve vadi vardı. Doğayı eski güzelliğine kavuşturmak, bölgedeki druidlerin uzun yıllarını aldı.

Ronokon’un yozlaştıran etkisinin izleri hâlâ vardı ancak bir yandan ona karşı koyan ve doğanın yanında olan bir güç de etkisini hissettiriyordu. Druidler bunun ölümünden sonra bile dövüşmeye, doğayı tehdit eden istilacılara karşı koymaya devam eden Ashamane’in ruhu olduğuna inanıyorlardı.


Ashamane’in Dişleri, Bölüm On Bir

Druidler, pit lord’un öldüğü noktaya Ashamane’in cesaretini onurlandıran bir mihrap diktiler. Bütün o patlamadan ve dövüşten geriye kalan tek şey olan Ashamane’in keskin dişlerini de panterin yılmayan yüreği ve yabani mizacını onurlandırmak adına bu mihraba yerleştirdiler.

Ashamane bugün bile hâlâ Azeroth’un en amansız koruyucularından biri olarak hatırlanmaktadır.