lorekeeper-warcraft-tarihceleri-16-01

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 16: Muhafız Aegwynn, Gezgin Ada ve Üç Çekiçler Savaşı

Thaurissan ordusunun yeterli sayıya ulaştığından ve büyücülerinin yeterli güce kavuştuğundan emin olduktan sonra yıllar boyunca kurduğu planını devreye sokmaya karar verdi. Kendisinin bizzat yönettiği bir güçle Ironforge’a saldıran Kara Demir cücelerinin lideri, savaş golemleri ve mancınıklarla desteklenen bu ordunun saldıracağına dair herhangi bir bilgisi olmayan krallığı gafil avladı. Kara Demir ordusu şehrin neredeyse merkezine kadar ilerlemiş olsa da son anda toparlanan ve güçlerini hizaya sokan Tunçsakal cüceleri tarafından kolaylıkla alt edildi. Bizzat Madoran Bronzebeard tarafından yenilgiye uğratılan Thaurissan, eşinin emrindeki ordunun alt edilmesi durumunda iki cüce klanı arasında kalıp yok olacağından korkarak geri çekilmek zorunda kaldı.

Modgud ise ikinci bir saldırı gücünün başında Grim Batol’a doğru ilerlemekteydi. Hedeflerine vardıklarında tek amacı Yabançekici klanının efsanevi iradesini ve cesaretini kırmak olan Modgud, karanlık bir büyünün sözlerini fısıldamaya başladı. Xal’atath’ı kullanarak elini kesen ve kanını Grim Batol’un zeminine akıtan Modgud, dehşetengiz olayların yaşanmasına sebep oldu. Şehrin tüm gölgeleri bir anda can bularak karşılarına çıkan her şeye saldırmaya ve herkesi öldürmeye başladılar. Bu saldırı sırasında yalnızca Yabançekici klanı değil, Kara Demir klanı da korkunç kayıplar verdi; öyle ki sağ kalan Kara Demir cüceleri lanetlenmişlerdi ve zaman içerisinde Skardyn adı verilecek yaratıklara dönüşeceklerdi.

Khardros Wildhammer’ın ise pes etmek gibi bir amacı yoktu ve bu yüzden son bir saldırıyla Modgud’u ölümcül şekilde yaralamayı başardı. Düşmanlarını şehirden süren Yabançekici cüceleri, hayat bulmuş olan meşum gölgeler yüzünden Grim Batol’un yaşanmayacak bir yere dönüştüğüne karar verdiler ve güneye doğru yol almaya başladılar. Karşılaştıkları şey ise Kara Demir cücelerinin diğer ordusunu kovalamakta olan Tunçsakal birlikleriydi. Birbirlerine olan kırgınlıklarını bir kenara atan iki klan, aynı gaye doğrultusunda hareket ederek düşmanları olan klanı yok etmek için güney topraklarına ilerlediler.

lorekeeper-warcraft-tarihceleri-16-07

Thaurissan köşeye sıkıştığının farkındaydı ve bir çıkış yolu aramaya, kendi halkını yok etmeye gelen cüceleri alt edebileceği bir yol bulmaya çalıştı. En sonunda Yediler’in bilgeliği ve önerileri ile birlikte bir sonuca vardı: Dünyanın içindeki ateşin gücünü çekerek hem şehrini koruyacak hem de bu gücü bir silah olarak kullanacaktı. Amacına ulaşabilmek için muazzam bir büyünün sözlerini fısıldamaya başlayan Thaurissan, bu işlem sırasında eşinin ölümü, askerlerinin alt edilişi ve sürgüne gönderilmeleri gibi pek çok utanç verici olayı hatırlayınca konsantrasyonu bozuldu. Topraktaki ateşin gücünü çekmek isterken bir anda kendisini Elemental Düzlem’i aşmış olarak bulan Thaurissan, istemeden Ateşin Efendisi Ragnaros’u Azeroth’a geri getirmiş oldu.

Ragnaros’un maddesel düzleme çekilmiş olması bir felakete yol açtı. Thaurissan ve Yediler, daha sonraları Erimiş Çekirdek olarak adlandırılacak yerde hayatlarını kaybederlerken Kızılbayır Dağları’nın bir kısmı hızla parçalanmaya başladı. Birbiri ardına yaşanan patlamalar ve yer sarsıntıları bölgenin coğrafyasını değiştirirken yerden bir anda yükselmeye başlayan bir volkanik dağ, göğü karartacak bir seviyeye ulaştı.

Madoran Bronzebeard, Khardros Wildhammer ve emirleri altındaki ordular, gerçekleşen felaketi uzaktan izlediler. Thaurissan’ın ölmüş ve halkını da lanetlemiş olduğuna inanan iki lider, daha fazla ilerlemenin kendileri için iyi sonuçlar doğurmayacağını düşünerek geri çekilmeye karar verdiler. Böylece Üç Çekiçler Savaşı da sona ermiş oldu.

Kara Demir tehdidi ortadan kalkmıştı ancak Yabançekici cücelerinin yaşayacak bir yerleri yoktu. Bunun farkında olan Madoran Bronzebeard, Khardros’a halkının dilerse Ironforge’a geri dönebileceğini söyledi. Ancak Khardros bu teklifi kabul etmeyerek kuzeye doğru yol aldı ve Grim Batol’da olanlardan sonra artık yer altında yaşamayı istemeyen halkıyla birlikte Hinterlant bölgesine giderek Aşiyan Zirvesi adındaki yerleşim yerini kurdu. Şamanizm yoluyla elementler ile bağ kurma konusunda uzmanlaşan Yabançekici cüceleri, aynı zamanda bölgedeki yarı-aslan, yarı-kartal görünümlü “grifon” adındaki canlılarla da dostluk kurdular. Öyle ki bu klan daha sonraları grifonları eğitmeleri ve onları etkili bir biçimde kullanmaları ile bilineceklerdi.

Tunçsakal ve Yabançekici cüceleri arasında diplomatik ilişkiler de bu noktadan sonra daha sıcak şekilde ilerledi. Dostluklarını pekiştirmek ve yaşam alanları arasında daha kolay seyahat edilmesini sağlamak isteyen cüceler, “Thandol Kemer Yolu” adını verdikleri bir köprü inşa ettiler. Madoran ve Khardros hayata gözlerini yumduktan sonra onları onurlandırmak isteyen evlatları ise Kara Demir topraklarına bakan iki büyük heykel diktiler.

Madoran Bronzebeard & Khardros Wildhammer

Madoran Bronzebeard & Khardros Wildhammer

Artık tamamen külle kaplanmış olan Kara Demir toprakları, Yanan Bozkırlar ve Dağlayan Koyak olarak adlandırılacak iki bölgeye ayrılmıştı. Üzerlerinde bir lanet gibi yükselen volkanik dağ ise zaman içerisinde Karakaya Dağı olarak isimlendirilecekti.

Hayatta kalan Kara Demir cüceleri, yaşanan felaketten sonra Ragnaros’un kontrolü altına girdiler ve onun köleleri hâline geldiler. Yer altında “Gölgeocak Şehri” adını verdikleri yeni bir yerleşim yeri kuran bu cücelerin Tunçsakal ve Yabançekici klanlarına karşı duydukları nefret ise asla dinmeyecekti.