lorekeeper-warcraft-tarihceleri-15-01

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 15: Maraudon ve Kayan Kumlar Savaşı

Sayıları bitmek tükenmek bilmeyen qiraji ordusu, emirleri altındaki silithidlerle birlikte saldırıya geçtiklerinde Fandral ve beraberindekiler, nasıl bir düşmanla karşılaşacaklarından çok emin değillerdi. Günler, geceler boyunca çarpışan ordular arasında bir adım önce olanlar genelde qiraji birlikleri oluyordu zira sayıları muazzamdı ve öldürülen her düşmanın yerine yüzlercesi geliyor gibiydi.

Savaş boyunca birçok kamp kuran ve sayısız cephede savaşan Fandral ile müttefikleri, zamanla yorulmaya başladılar zira ne yaparlarsa yapsınlar düşmanlarının sayısı azalıyor gibi gözükmüyor, qiraji generali Rajaxx ve kuvvetlerine karşı kazandıkları en küçük başarılarının ardından sevinmeye zaman bile bulamadan gelen saldırılarla ağır kayıplar veriyorlardı.

Aralarında Shiromar adındaki gece elfinin de bulunduğu Elune rahibeleri tanrıçalarının gücünü çağırarak düşmanları kutsal büyülerle yakarlarken savaşçılar da ön saflarda çarpışıyorlardı. Kanatlı qiraji ve silithidler havadan saldırılar gerçekleştirerek savunmadaki orduları yerle bir etmeye çalışsalar da bir süre sonra durum Fandral ve müttefiklerinin lehine döndü. Ordusunun sayısının azaldığını fark eden Rajaxx ise geri çekilmek zorunda kaldı.

Nispeten huzurlu bir gece geçiren birlikler, Rajaxx’ın geri çekilmesini takip eden gün içerisinde korkunç bir haber aldılar: Silithus’ta bir üs olarak kurdukları Güneyyeli Kasabası saldırı altındaydı. Bunun bir tuzak olabileceğini düşünen Fandral, oğlu Valstann’ın küçük bir birlik ile durumu kontrol etmeye gidişini korkuyla izledi. Aradan geçen üç sessiz günün ardından ise qiraji birlikleri tekrar kendilerini gösterdiler. Generalleri olan Rajaxx, Güneyyeli Kasabası’nda kurdukları tuzak ile Valstann’ı yakalamış ve yaralı elfi beraberinde getirmişti. Karşı saldırıya geçen elf birliklerini umursamayan Rajaxx, Valstann’ı babasının gözleri önünde ikiye ayırarak öldürdü.

General Rajaxx ve ordusu

General Rajaxx ve ordusunun bir kısmı

Müttefiklerin morali bu dehşet verici hareket karşısında yerle bir olmuştu. Korkunç bir sayıyla saldırıya geçen qiraji ve silithid ordusu karşısında duracak gücü bulamayan kuvvetler, kaçmak durumunda kaldılar. Düşman birlikleri ise öylesine çok ve acımasızlardı ki gece elflerini Silithus’tan sürdüler ve Un’Goro Krateri’ne kadar geri çekilmek zorunda bıraktılar. Onları Un’Goro’da kaderleriyle baş başa bıraktıktan sonra ise doğuya doğru ilerleyerek Tanaris topraklarına vardılar. Ancak önlerine çıkan her şeyi yıkmaya başlayan qiraji ordusu, geri dönüşü olmayan bir hata yapacaklarından habersizdi. Sadece yok etme güdüsüyle ilerleyen qirajiler, bronz ejdersürüsünün hakimiyet sürdüğü ve kutsal kabul ettiği Zaman Mağaraları’na saldırdılar.

Bronz ejdersürüsü lideri Nozdormu’nun varisi olan Anachronos, kendilerine yapılan bu saldırı karşısında sessiz kalmadı ve yardım isteyen elflere katılmayı kabul etti. Yalnızca bağlı olduğu bronz ejdersürünün desteğini sağlamakla kalmayan Anachronos, diğer ejdersürülerini de yardım etmeleri gerektiği konusunda ikna etti. Böylece yeşil ejdersürüsü lideri Ysera’nın kızı Merithra, kırmızı ejdersürüsü lideri Alexstrasza’nın oğlu Caelestrasz ve mavi ejdersürüsü lideri Malygos’un oğlu Arygos gibi güçlü müttefikler edinmiş olan elfler, Silithus’a geri dönerek düşmanlarına karşı saldırıya geçtiler.

Ejderhaların desteğin almış olsalar da elfler için savaş hiç de bitecek gibi görünmüyordu. Ne yaparlarsa yapsınlar qiraji sayılarını azaltabilmiş değillerdi ve Ahn’Qiraj’ın üzerinden uçan ejderhaların taşıdıkları haberlere göre bu saldırıların arkasında çok daha meşum bir varlık vardı. Oğlunun da dahil olduğu binlerce elfin bu böceğimsi yaratıkların pençelerinde can verişine şahit olan Fandral, daha fazla kayıp verilmesini istemiyordu; bu yüzden ejderhalarla birlikte tehlikeli bir plan yaptı. Sayıları tükenmek bilmeyen qiraji ve silithidlerle savaşmaya devam etmenin ölümcül sonuçlar doğuracağı konusunda hepsi hemfikirdi ve alternatif bir yol izlemeyerek onları Ahn’Qiraj içerisine hapsedecek güçlü bir büyü yapmaya karar verdiler.

Düşmanlarıyla kıyasıya bir mücadeleye giren müttefikler, onları zorlu çarpışmalar sonucunda Ahn’Qiraj’a kadar geri püskürttüler. Ancak büyünün gerçekleştirilebilmesi için zaman ihtiyaçları vardı ve bu zamanı onlara tanımak isteyen Merithra, Caelestrasz ve Arygos, bir intihar saldırısı gerçekleştirerek dehşetengiz şehre girerek kendilerini feda ettiler. Bu sırada Anachronos büyüsünü örmeye başlamıştı; Fandral ise druidleri ile birlikte destek veriyordu. Uçsuz bucaksız gibi görünen bir duvar, şehrin girişi boyunca yükseldi; druidlerin büyüleri de diplerden çıkan köklerle bu duvarı sağlamlaştırdı. Shiromar’ın önderliğindeki Elune rahibeleri ise tanrıçalarının kutsamasını aldılar ve böylece büyünün tamamlanmasına yardımcı oldular. Bu duvar yalnızca yürüyen düşmanlarını değil, kanatlı yaratıkları da şehrin içine hapsedecek özel bir bariyer görevi görecek, qiraji tehdidine son verecekti. Böylece Skarabe Duvarı yaratılmış oldu.

lorekeeper-warcraft-tarihceleri-15-05

Yakınlardaki bir böceğe odaklanan Anachronos, büyüsünü kullanarak bu canlının bir gonga dönüşmesini sağladı. Ardından müttefiklerinden birinin ölü bedeninden aldığı uzvunu da bir asaya dönüştürdü. Bu asayı Fandral’a veren bronz ejderha, eğer bir gün herhangi bir ölümlü bu bariyeri kaldırıp şehre girmek isterse asayı gonga vurmasının yeterli olacağını söyledi. Ancak Fandral sinirlenmişti. Bu savaşta onlarca dostunu, askerini, biricik oğlunu, sayısız müttefikini kaybetmişti ve bu lanetli yerin sonsuza dek kapalı kalması gerektiğini düşünüyordu. Öfkesine yenik düşen Fandral, oğlunun ruhunun bu yalan zaferle huzur bulmayacağını söyleyerek elindeki asayı duvara fırlattı ve parçalanmasına sebep oldu.

Bu savaştan ve binbir zorlukla kazanılan zaferden sonra ordu dağılırken birkaç druid, duvarın güvenliğini sağlamak ve Silithus’taki silithid hareketini gözlemlemek için bölgede kalmayı tercih etti.