lorekeeper-warcraft-tarihceleri-11-01

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 11: Quel’Thalas’ın Kuruluşu, Andrassil ve Büyük Göç

Büyük Bölünme sonucunda yalnızca Kalimdor kıtası parçalanmamış, aynı zamanda Eski Tanrılar’ın yer altı hapishaneleri de zarar görerek zayıflamıştı ve bu meşum varlıklar yaşanan olaylarla bir anda kavuştukları küçük özgürlüklerinin farkındalardı. Hâlâ hapishanelerine kapalı durumdalardı ancak kendilerini tutan büyülü zincirler, dış dünyayı az da olsa etkileyebilecekleri kadar zayıflamıştı ve bu bile onlar için yeterliydi. Eski Tanrılar’ın yozlaşmışlıkları zaman içerisinde Azeroth topraklarında filizlenmeye ve yayılmaya başladı. Bu durumdan en büyük sıkıntıyı çeken ise Yogg-Saron’un hapsedildiği Kuzeyyarı kıtasıydı zira Eski Tanrı’nın kanını da taşıyan saronit adındaki yeni bir mineral türü toprakta yer etmeye başlamıştı.

Saronitin oluşumunu fark eden ve bunu durdurmak isteyen bir grup Cenarion Konseyi druidi, Nordrassil’in iyileştirici gücünün kullanmak istedi. Bu druidlerin lideri olan Fandral Staghelm, ejdersürüsü liderlerine danışması gerektiğine dair verilen nasihatleri duymazdan gelip kaybedecek zamanları olmadığını iddia ederek en yakın gördüğü druidlerle gizlice Nordrassil’e gitti ve altı küçük dal parçası kesti.

Zümrüt Rüya'ya açılan kapısıyla Kasvet Ormanı'ndaki ulu ağaç

Zümrüt Rüya’ya açılan kapısıyla Kasvet Ormanı’ndaki ulu ağaç

Edindikleri dal parçalarıyla saronitin etkin biçimde yayılmaya başladığı bölgelere giden Fandral ve takipçileri, bu bölgelerde en çok zarar görmekte olan topraklara dalları dikmeye başladılar. Külvadi, Kristalezgi Ormanı, Feralas, Kasvet Ormanı ve Hinterlant’ta amaçlarını yerine getiren druidler, dikilen dalların topraktan beslenerek oldukça kısa bir süre içerisinde birer ağaca dönüştüğünü gördüklerinde umutlandılar. Bu yeni ağaçlar yalnızca saronitin etkilerini de azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda Zümrüt Rüya’nın iyileştirici etkisini fiziksel dünyaya taşıyarak çevrelerindeki vahşi yaşamı da besliyorlardı.

Gördüklerinden memnun kalan Fandral ve takipçileri, vakit kaybetmeden Kuzeyyarı’na gittiler ve dünyadaki en gelişmiş saronit kaynağının bulunduğu, daha sonraları Boz Tepeler olarak adlandırılacak bölgeye ayak bastılar. Nordrassil’den aldıkları en büyük dal parçasını bu kaynağa diken druidler, ağacın diğerlerine göre çok daha hızlı büyüdüğünü, saronitin yayılmasını engellediğini ve vahşi yaşam üzerinde olumlu etkiler yarattığını görünce ona “Kar Tacı” anlamına gelen Andrassil ismini verdiler.

Cenarion Konseyi üyeleri, Fandral’ın kendilerine danışmadan böyle bir harekette bulunduğunu öğrendiklerinde oldukça sinirlenmiş olsalar da yeni ağaçların pozitif etkilerini gördükten sonra yumuşadılar. Ancak huzur içinde geçen onlarca yıl sonra Kuzeyyarı’nda beklenmedik hareketlenmelere şahit oldular. Barışçıl olmalarıyla bilinen taunkalar ve orman perileri agresif tavırlar göstermeye ve birbirleriyle savaşmaya başlamışlardı. Vakit kaybetmeden bölgeye giden Cenarion Konseyi üyeleri, Andrassil’in köklerinin yerin oldukça derinlerine indiğini fark ettiler. O kadar derine inmişlerdi ki Yogg-Saron’un hapishanesine ulaşmışlardı ve Eski Tanrı bu fırsatı kaçırmayarak karanlık enerjisiyle ulu ağacı etkisi altına almıştı. Bu yüzden çevredeki yaratıklar da zaman içerisinde deliliğinin pençesine düşmüş ve doğalarında olmayan hareketler yaparak barbarlaşmışlardı.

"Kırık Taç" Vordrassil

“Kırık Taç” Vordrassil

Druidlerin düşünecek çok zamanı yoktu ve Andrassil’i kurtaramayacaklarını da biliyorlardı. En sonunda üzülerek de olsa ağacı yıkarak etkisini yok etmeye karar verdiler ve ondan geriye kalanlara “Kırık Taç” anlamına gelen Vordrassil adını verdiler. Ancak bu yüce ağaç da diğerleri gibi Zümrüt Rüya’ya açılan bir bağlantı kapısıydı ve druidlerin farkında olmadıkları şey, Yogg-Saron’un bunu kendi lehine kullanmış olduğuydu. Andrassil’in hapishanesine ulaşmasıyla diğer ağaçlarla da bağlantı sağlayabilen Eski Tanrı, Zümrüt Rüya içerisine karanlığın tohumlarını serpti. Ve böylece Zümrüt Kâbus olarak bilinecek yozlaşmaya ve bozulmaya da önayak olmuş oldu.