KİMDİR, NEDİR: DECKARD CAIN

Bugün Horadrim Tarikatı hâlâ eski kehanetlere ve felaketlere dair yazıtlar bulabiliyorsa, Tristram’ın Kararışı ve Baş İblisler’in dönüşüne dair tutarlı kayıtlar Caldeum’un kütüphanelerini aydınlatıyorsa bunu büyük ölçüde tek bir âlime borçluyuz: Deckard Cain.

Khanduras bölgesinin Tristram kasabasında bir tabakçı ve geriye kalan son Horadrimlerden birinin oğlu olarak dünyaya gelen Deckard, annesi Aderes’in anlattığı Horadrim efsaneleriyle süslenmiş bir çocukluk geçirdi. 11 yaşına geldiğinde çok hasta olan babasını kaybeden Deckard, yine bu sıralarda annesinin hikâyelerinden sıkılmaya başladı ve meleklerle iblislere dair efsaneleri içeren kendi deyimiyle bu “peri masallarına” inanmayı bıraktı. Annesi yavaşça deliliğin pençesine doğru düşerken Cain onunla birlikte sürüklenmeyi reddetti ve bu aralarının iyice açılmasına sebep oldu.

Yıllar yıllar sonra Cain, kasabadaki okulun müdürü ve en popüler hikâye anlatıcısı hâline gelmişti. Kasabanın şifacısı Pepin en yakın dostuydu; barda çalışan Gillian isimli kızıl saçlı kadına ilgi duysa da kalbini kaptırıp evlendiği kişi Amelia oldu. Bir süre sonra Amelia ve Deckard’ın bir oğlu oldu ve iki ebeveyn arasında ilk gerginlikler baş gösterdi. Deckard Horadrim soyundan gelmeyi umursamadığını, annesinin ona zamanında anlattığı masallara inanmadığını söylese de oğluna meşhur Horadrim atalarından Jered’in adını verdi. Hem bu hareket hem de Deckard’ın vaktinin neredeyse tamamını okula ve akademik çalışmalarına ayırıyor oluşu Amelia’yla aralarının bozulmasına sebep oldu. Tamamen gömülmüş olduğu araştırmaları sadece Amelia’yı ve oğlunu değil, bütün arkadaşlarını da Deckard’tan uzaklaştırdı.

Gençlik günlerindeki Deckard Cain…

Jered dört yaşına geldiğinde iki ebeveyn arasındaki anlaşmazlık hâlâ yoğun bir şekilde devam etmekteydi. Bir gün Amelia buna daha fazla dayanamayacağına karar verdi ve yanına Jered’i de alarak hem Deckard’ı hem de Tristram’ı terk etti. Amelia’nın doğudaki ailesinin yanına gitmeye çalışırlarken vagonları haydutların saldırısına uğradı ve ikisi de katledildi. Deckard ailesinin öldürüldüğüne dair bir mektup aldı ve bu konuda yaptığı hataların pişmanlığı hayatının sonuna kadar yakasını bırakmadı.

Tristram’ın Kararışı gelip çattığında Kral Leoric’in ruh hâlindeki karanlığın doğal olmadığından şüphelenen Deckard, Tristram Katedrali’ne giderek buradaki eski Horadrim yazıtlarını inceledi. Okudukları ve çocukken annesinin anlattıklarından Leoric’i etkileyen şeyin Dehşetin Efendisi Diablo olabileceği çıkarımına varsa da hâlâ iblisler ve meleklerin varlığına inanma konusunda şüpheleri vardı.

İyice delirmiş olan Leoric’in Başpiskopoz Lazarus’un teşvikiyle Khanduras Kraliyet Ordusu’nu sağa sola saldırtmasıyla bölgedeki durum daha da kızışmaktaydı. Gillian’ın kütüphaneyi terk edip kendini güvenliğe alması için yalvardığı Deckard, katedrali terk ettiği sırada Leoric’in emriyle Khanduras’ta çıktıkları anlamsız seferden dönen Lachdanan ve askerlerinin Deli Kral Leoric’in hükmüne son vermek için arkalarında bıraktığı katliamın izleriyle burun buruna geldi.

Tristram’daki felaketin kayıtlarını tuttuğu bir günlük yazmaya başlayan Deckard, bir yandan da annesinin çocukken kendisine anlattığı hikâyeleri bir kez daha gözden geçirmeye başladı. Horadrim efsanelerine göre katedralin altında yatan dehşete dair daha çok kanıt buldu. Fakat herhangi bir harekette bulunamadan işler daha da sarpa sardı: Başpiskopoz Lazarus bir grup köylülüyü kaybolan Prens Albrecht’i bulmak için katedralin derinlerine yolladı. Köylülerin bir tanesi hariç tamamı vahşi bir iblis tarafından katledildi. Bunun üzerine halkın büyük bir çoğunluğu kasabayı terk etti ve geriye sadece bir avuç insan kaldı. Ancak bütün bu felaket ve katliamlar enteresan bir şekilde ilginç birkaç kişinin dikkatini de çekmişti. Önce cadı Adria kasabanın hemen dışında kendine bir kulübe inşa edip orada yaşamaya başladı. Hemen ardından Prens Albrecht’in abisi Prens Aidan, yanında Jazreth adında bir sihirbaz ve Moreina adında bir okçuyla birlikte kasabaya gelerek katedralin altındaki problemi çözmeye davrandılar. Bütün bunlar olurken artık Horadrim efsanelerini takıntı hâline getirmiş olan Deckard ise Dehşetin Efendisi’ne karşı kullanabilecekleri bazı avantajlar aramaktaydı.

Kasaba meydanında Aidan ve dostlarına yardım etmek için bekleyen Deckard…

Aidan ve yoldaşlarına yol gösteren ve onları zafere yönlendiren Deckard, sonunda Diablo’nun yenildiği haberiyle rahat bir nefes alabildi; ancak zaferin bedeli vardı. Diablo’nun başta ele geçirdiği Albrecht ölmüş, Dehşetin Efendisi’ne son darbeyi vuran Aidan ise o sırada kimse farkına varmasa da iblisin yeni bedeni olmuştu. Kasabadaki dehşete tanık olan Adria, Gillian gibi geriye kalmış bir avuç kişi de Tristram’ı ve kâbusları ardında bırakmak için doğuya, Caldeum’a doğru yola çıkmıştı. Kısa bir süre içerisinde Aidan’ın kontrolünü tamamen ele alan Diablo, bütün kasabayı yakıp yıktı ve Deckard haricinde geride kalmış olan herkesi öldürdü. Deckard’ın Aidan ve yoldaşlarına yardım ettiğini bilen Diablo, yaşlı adamın acısını uzatmak için onu şehrin meydanındaki bir kafese kapattı. Ne var ki Tristram’daki katliamın haberini alıp gelen bir grup kahraman kasabayı iblislerden temizlerken Deckard’ı bulup kurtardı. Artık annesinin hikâyeleri ve Horadrim efsanelerine dair en ufak şüphesi bile kalmayan Deckard, bu noktada yazıtlarda bulduğu eşsiz bilgilerle bu yeni kahramanlara yardım etmeye devam etti. Bu uğurda Lut Gholein’in çöllerine, Kurast’ın bataklıklarına ve hatta bambaşka bir varoluş boyutundaki Pandemonyum Hisarı’na bile ayak basan son Horadrim kâtibi, aynı zamanda Başmelek Tyrael’la da bizzat tanıştı. Kahramanlar Diablo ve Mephisto’nun Ruhtaşı’nı yok edip Baal’ı yenilgiye uğratırken zaferlerinin kalıcı olduğuna emin olsalar da daha önce hiç görmediği yeni kehanetleri gün yüzüne çıkartmış olan Deckard endişeliydi. Dünyataşı’nın yok oluşuyla Cehennem’in ordularının Sığınak’ı istila edeceğinden neredeyse emindi. Ancak o beklediği saldırı yıllarca gelmedi; böylece Deckard da kehanetlere dair daha çok bilgiye ulaşmak için Caldeum’un muazzam kütüphanelerine doğru yolculuğa çıktı.

Caldeum’a vardığında Tristram’dan eski dostu Gillian’la karşılaşan Deckard, aynı zamanda Gillain’ın kendi kızı gibi yetiştirdiği sekiz yaşındaki Leah’la da bu sırada tanıştı. Gillian’ın Tristram’da yaşadıklarından dolayı bozulmuş psikolojisi küçük Leah’ı da etkiliyor ve günden güne daha da kötü hâle geliyordu. Böylece Deckard küçük kızı kanatları altına almaya karar verdi. Sonraki on üç yıl boyunca Leah’la birlikte artefakt peşinde koşmaya devam eden Deckard, aynı zamanda Horadrimlerin büyü konusundaki engin araştırmalarını kullanarak genç kızın gizemli güçlerini de kontrol altına almasına yardım etti. Bir yandan Günlerin Sonu Kehaneti’ni bir yandan da Leah’nın kökenlerini araştıran Deckard, genç kızın gerçek annesinin Adria olduğunu keşfetse de bu detayı kendine saklamaya karar verdi.

Deckard ve küçük Leah

Sonunda bütün o arayışları Deckard’ı yine başladığı noktaya, Tristram’ın yıkık dökük katedraline taşıdı. Onca yıl araştırmadan sonra ortaya çıkarttığı kehanet şu şekildeydi:

…Günlerin Sonu’nda Bilgelik kaybolacak
Adalet insanların dünyasına inerken
Yiğitlik Öfke’ye dönecek –
Ve bütün Umut, Çaresizlik tarafından yutulurken
Ölüm nihayet kanatlarını açıp her şeyi örtecek –
Kader sonsuza dek parçalanmışken.

Bu kehanetin şifresini çözmeye çalıştığı sırada nihayet beklediği şey gerçekleşti ve bir yıldız semadaki yerinden Tristram’ın katedraline düşmeye başladı. Tehlikeyi fark eden Leah, Deckard’a ulaşıp onu uyarmaya çalışsa da beklediği işareti nihayet bulmuş olan Deckard düşen yıldızın etkisiyle katedralin alt katlarına yuvarlandı. Yıldızdan yayılan güçle dirilmiş yaratıklardan sakınmaya çalışırken bir grup nefalem tarafından kurtarıldı ve eski kasabanın yakınlarında kurulmuş olan “Yeni Tristram” kasabasına gelerek bir kez daha Cehennem’in güçlerine karşı bu yeni ortaya çıkmış kahramanlara yardım etti. Katedralin derinliklerine inmiş olan nefalemler burada Deckard dışında hafızasını kaybetmiş bir de cübbeli yabancı bulmuşlardı. Bu yabancının göklerden düşen yıldız olduğuna inanıyorlardı, bu yüzden de onun hafızasını geri getirmek için üç parçaya ayrılmış olan kılıcını bulmaya çalıştılar. Ancak aynı kılıcın peşinde olan cadı Maghda, kılıcın yerini öğrenmek için Deckard, Leah ve Yabancı’yı yakalayıp yaşlı Horadrim’e işkence etti. Leah gizemli güçlerini kullanarak Maghda’yı kaçmaya zorlasa da uğradığı işkence Deckard’ın yaşlı bedeninin kaldıramayacağı kadar fazlaydı. Ölmeden önce son nefesiyle nefalemin getirdiği kılıcı Horadrim büyüsü yardımıyla tekrar bir araya getirdi.

Tyrael ve Leah, Deckard’ı son yolculuğuna uğurlarken…

Nefalemler ve Leah, aslında Adaletin Başmeleği Tyrael olan Yabancı’yı bulup kurtardıktan sonra Deckard’ın bedenini büyük bir odun yığının tepesine yerleştirip yaktılar. Deckard’ın hikâyelerine ve Horadrim efsanelerine bugüne kadar hiç inanmamış olan Leah ise Deckard amcasının görevini devam ettireceğine dair söz verdi.

Kategoriler
Yazarlardan İnciler
“Çünkü klasiklerin klasik olmasının bir sebebi vardır. Özellikle de üzerine tüm hasar modifikasyonlarını bastığınızda.”
-Burcu (Amansızca Horizon: Zero Dawn överken)