Kimdir, Nedir: The Butcher

Cennet ve cehennemin bitmek bilmeyen savaşı, Ebedi Mücadele, sonunda Sanctuary’nin sınırlarını da aşarak Nexus’a kadar taştı. Sonsuzluğun bahçelerinde, cennetin uyum içinde tek bir nota gibi yankılanan şarkısı cehennemin kaotik kakofonisine karışırken bu sefer sadece melekler ve iblisler değil, başka dünyalardan gelen ve Nexus’ta yolları kesişmiş kahramanlar da bu savaşın içinde aktif olarak yer alıyordu. Ancak Nexus öyle bir yerdi ki, ışığın yanında yer alan meleklerden bazılarının karanlığa düştüğüne ya da en korkulan cehennem efendilerinin bile meleklerin yanında savaştığına şahitlik etmek mümkündü. Kısacası Ebedi Mücadele sürse de, dengeler tamamen alt üst oldu. Ve o alt üst olan dengelerin tam ortasında, elinde satır ve orağıyla yeni bir savaşçı Nexus’a giriş yaptı. Havayı kokladı, uzun dişlerin çerçevelediği dudaklarına geniş ve çarpık bir gülümseme yayıldı. “Ah, taze et!” diye haykırdı iblis. Ve elindeki satır ve orağı birbirine sürterek en yakındaki avın peşine düştü…

 

“The Butcher”, yani “Kasap” olarak bilinen bu iblis hakkında aslında çok da fazla kayıt yok elimizde. Bilinen ilk kayıtlar Khanduras bölgesini Diablo’nun pençesine düşüren Tristram’ın Kararışı‘na dayanmakta. Söz konusu kayıtlara göre Izdırabın Hanımı Andariel’in hizmetkarlarından biri olan Butcher, aynen efendisi gibi acıdan ve başkalarına işkence etmekten büyük bir haz alırdı. İnini daha düşük rütbeli iblislerle çevirip, avladığı canlılardan artan et parçaları ve ganimetlerle süslemek gibi insanın kanını donduran bazı hobileri olduğu da söylenir bu kayıtlarda. Haliyle Başpiskopos Lazarus, Diablo adına çalışmaya başlayıp da Tristram nüfusunu sistematik bir şekilde azaltmaya niyetlenince bu işin en büyük enstrümanlarından biri de Butcher oldu. Lazarus tarafından inine yollanan kasaba halkını amansızca kesip biçen Butcher’ın elinden kaçabilen pek azdı. Lakin iblisin elinden sağ kurtulabilmiş olanlar da, iblisin satır ve orağının taşıdığı hastalıklar yüzünden çok geçmeden son nefeslerini vermişti zaten.

Sonuç olarak Tristram Katedrali’nin derinliklerinde dehşet saçan iblisin söylentileri dört bir yana yayılmıştı. Böylece kasaba halkına ek olarak uzak diyarlardan gelen maceracılar ve şan, şöhret peşindeki sözde kahramanlar da bu iblisin icabına bakmak için sıraya girdiler. Ancak değil Butcher’ın icabına bakabilmek, aralarında Katedralden sağ salim çıkıp da canını bile kurtarabilen olmadı. Ta ki Khanduras Prensi Aidan ve iki yoldaşı Tristram’a dönene kadar…

lorekeeper-hots-butcher-1

Kral Leoric’in oğlu Prens Aidan ve ona eşlik eden bir büyücü ile okçu, kasaba halkını dehşete sürükleyen iblisin faaliyetlerine son vermek ve Aidan’ın kayıp kardeşi Prens Albrecht’i bulmak için katedralin derinliklerine indiler. Katedralin daha ilk katlarından birini mesken edinmiş iblisle kendi ininde dövüşen üçlü, kendilerinden öncekilerin yapamadığını başararak Butcher’ı öldürdüler. Böylece Tristram’ı dehşete düşüren kötülüklerden biri azalmış oldu. Her ne kadar sonrasında Prens Aidan ve arkadaşlarının hikayesi pek mutlu sonla bitmemiş olsa da… (O konuya da başka bir tarihçede ayrıca değineceğim)

Ve işte Butcher’ın hikayesi ve üzerimizdeki karanlık gölgesi böylece sona erdi demek isterdim, lakin Butcher tehdidinin asıl boyutu yakın zamanda ortaya çıktı. Bu zamana kadar sadece fazlaca gelişmiş ve liderliği eline almış bir Overlord iblisi olduğunu düşündüğümüz Butcher iblisi aslında eşsiz değildi. Hatta Cehennem’de Butcher türünden iblislerden daha sürüsüyle olduğu konusunda endişe verici bazı tahminler de mevcut.

Diğer iblislerden kopan uzuvları vücutlarına dikip onların da gücünü kazanan ve büyüyle canlandırılan bu iblisler dünyamızı yakın zamanda bir kez daha tehdit etti. Güvenilir bazı kaynaklardan öğrendiğime göre Başmelek Tyrael’i kurtarmak için Cadı Maghda ve tarikatına karşı savaşan Nephalemler, Izdırap Salonları’nın altında tutsak tutulan başka bir Butcher iblisiyle karşı karşıya gelmişler. Tristram’ın altındakine diğer örneğine göre çok daha iri yarı ve daha vahşi olan bu Butcher, neyse ki kudretli Nephalem tarafından çok da fazla hasar veremeden ortadan kaldırılmış.

Çok uzak başka diyarlardan dönen bazı kahramanların fısıldadığına göre üçüncü bir Butcher, yakın zamanda “Nexus” adında bir diyarda baş göstermiş. Diğer kahramanları parçalayıp etlerini toplamak en büyük hobisiymiş ve üstelik zırhlarıyla silahlarını da ganimet olarak biriktiriyormuş. Sizi bilmem ama düşüncesi bile benim tüylerimi ürpertmeye yetiyor doğrusu. Umarım bu seferki Butcher sadece bir söylentiden ibarettir…