Noldoistİsmet Ergül

Köy köy dolaşıp, J-RPG hikayelerini Türk oyuncularına anlatarak bu akımı yaymaya çalışan bir oyun aşığı. Kimileri FF'ci der, kimileri SMT/Personacı, kimileri MGS/KH'ci der ama o tüm oyunları kucaklar, hikayelerini kuşaktan kuşağa aktarır.

Bu yazarın tüm yazıları : Noldoist

 

Kingdom Hearts Tarihçeleri – Bölüm 2

Işığın ve karanlığın bitmek bilmeyen çarpışması tüm diyarları etkiledi. Keyblade Savaşı’nın sonucunda Kingdom Hearts’ın ortadan kaybolması dünyalar arasındaki bağları koparmış, karanlığın ve ‘Heartless’ların ortaya çıkmasını sağlayarak düzenin bozulmasına sebep olmuştu. ‘Keyblade Ustaları’ denilen savaşçılar bu karanlığa ve düzensizliğe karşı savaşarak kendilerini ışığın yeniden ortaya çıkması ve huzurun yeşermesi için yıllarca feda ettiler.
Okumaya devam...  

Kingdom Hearts Tarihçeleri – Bölüm 1

“Her insanın, canlının, diyarın ve dünyanın birer kalbi vardır. Hepimizin sahip olduğu ancak bir o kadar da kendine has olan bu kalpler bizim pek de alışık olduğumuz türden değildi. Sadece yaşamımızı sürdürmemize yardım etmiyor, aynı zamanda da kişiliğimizi, içimizdeki çatışmayı resmeden bir sembol olma rolünü de oynuyordu. Işık ve karanlık. Kalplerimizi şekillendiren, ona rengini veren özelliklerimiz en nihayetinde bizim de oluşumumuzu sağlıyordu. Tüm evrenin bir dengede olması gibi kalpler de ışığın ve karanlığın ahengi içerisinde olmalıydı; birey hem içindeki ışığa hem de karanlığa hükmedip kontrolü altına almalıydı. Işığın kontrolden çıkması, bireyin sorgulama ve karar verme yetilerini yozlaştırırken, karanlık ise küstahlığı, nefreti ve yokluğu yüceltirdi.”
Okumaya devam...  

Nasıl Bulduk? – Ghost Recon: Wildlands

Siz ne düşünüyorsunuz bilmem ama, 2017’de karşımıza çıkan oyunlardan şimdilik oldukça memnunum. Yeni yılın ilk haftalarında satışa sunulan Resident Evil 7, Gravity Rush 2, Yakuza 0 olsun, ardından For Honor, Horizon: Zero Dawn olsun, özellikle de NieR: Automata olsun hep beni doyurabilen yapımlarla karşılaştım. Ardından elime geçen Switch ile The Legend of Zelda: Breath of the Wild ile rengarenk bir dünyaya atılmış olsam da, siz de fark edecek olacaksınız ki For Honor dışında oynadığım tüm bu oyunlar tek başıma oynayabileceğim yapımlardı. Çoklu oyuncu tabanlı bir oyun olarak For Honor’ı ilk çıktığı zamanlarda oldukça oynamış olsam da, bu heyecan günler geçtikçe yok olmaya başlamış hatta yerini başka oyunlara bırakmıştı. Tam da o anda ilgimi çeken ve bana ‘acaba bir ekip halinde oynansa eğlenceli olur mu?’ dedirten Ghost Recon: Wildlands kendisini göstermişti.
Okumaya devam...  

NieR: Automata Felsefesi

Beni tanıyanlar, ürettiğim içerikleri takip edenler Japon Rol Yapma Oyunları’na ve bu oyunların evrenlerine, hikâyelerine ve karakterlerine oldukça ilgi duyduğumu bilirler. Daha çocuk yaşlarda bu türe gönül vermiş ve her karakterin hikâyesini, geçmişini öğrenmeye çalışmış, oyunların evrenlerini ve hikâyelerini benimsemek için de vaktimi diyaloglar ile raporlar karşısında harcamıştım. Bu açıdan hikâyesi derin, işlenişini etkileyici, hatta çarpıcı oyunlar her zaman dikkatimi çekmiş ve beni etkilemişti. 2004 senesinden beri ilgilendiğim Drakengard – NieR evreni de bende aynı etkiyi çıkar çıkmaz koşarak aldığım NieR: Automata ile yaratmıştı. Bu yazımda siz okuyucularımıza NieR: Automata evreninde işlenen konuyu, karakterleri ve dünyayı felsefi ve psikolojik yandan sunmayı hedefliyorum. Bu yüzden de incelemeye başlamadan önce sizleri *spoiler*lar konusunda uyarmam gerekiyor zira birçok karakteri, içeriği ve karşılaştığımız düşmanları açık açık ele alacağım.
Okumaya devam...  

Drakengard & NieR Tarihi

İnsanların günlük yaşantıları, hayatları, vücutları ve bütün dünyaları Tokyo’nun göklerinde ortaya çıkan devasa bir varlık ve ona karşı savaşmaya çalışan, kırmızı bir ejderhaya binen bir şövalyeyle birlikte değişti. O gün ortaya çıkan ve tüm dünyayı derinden sarsan krize karşılık doğru kararlar verilseydi, insanlık belki de şu an Ay’da yaşıyor ve Dünya’yı makinelerden kurtarmaya çalışıyor olmazdı. Yüzlerce, hatta binlerce yıl boyunca o ejderhanın nereden geldiğini ve dünyayı yok etmeye başlayan hastalığın sebebini öğrenmeye çalıştılar. Elde edilen veriler ve teoriler ile birlikte birbirinden bağımsız farklı boyutların olabileceğine kanaat getirildiğinde artık her şey daha da anlaşılabilir olmuştu. Dünyanın kaderini çok uzak bir diyar olan Midgard’da gelişen olaylar değiştirmişti.
Okumaya devam...  

Berserk & Souls Serisi Benzerlikleri

Günlük yaşamımızın monotonluğu ve yaptıklarımızla birlikte renklendirmeye çalıştığımız bitmeyen bir döngü içindeki günler… Yaşadığımız bu monotonluğun içerisinde biz, iyiliğin ve kötülüğün kimi zaman ayırt edemediğimiz buğulu çizgileri içerisinde yaşarken döngünün nasıl şekilleneceğini, nasıl biteceğini düşünürüz. Bu düşünce, insanlığın doğuşundan beri yer almış, gitmeyen, hatta bitmek bilmeyen bir histir. Sözünü ettiğim bu hisse en yakın başka bir kavram ise Tanrı’nın varlığı ve erdemliğidir. Bahsettiğim bu kavramları birbirleriyle harmanlayan ve başarılı bir şekilde bizlere sunan serileri düşündüğümüzde aklımıza Berserk ve Souls serileri gelir. Zaten Souls serisinin ve Bloodborne’un yaratıcısı olan Hidetaka Miyazaki’nin koyu bir Berserk hayranı olduğunu öğrendiğiniz vakit, karşınızdaki şaheserin tüm dikkat çekici yerlerini de görmeye başlıyorsunuz. Berserk isimli manga ve anime serisinde kaderi, bitmek bilmeyen bir döngüyü, insanı ve kötülük kavramını ustaca ele alan Kentaro Miura, Souls serisinin yaratıcısını o kadar çok etkilemiş ki bu seri arasındaki benzerlikleri fark etmemek neredeyse mümkün değil. Eğer bu iki seriyi de merak ediyor ve aralarındaki benzerlikleri, referansları öğrenmek istiyorsanız sizleri arka odamıza alalım.
Okumaya devam...  

Kimdir, Nedir: Sephiroth

“Bir zamanlar Sephiroth adında herkesten üstün olan bir ASKER vardı. Ancak kendisine hayat veren korkunç deneyleri öğrendiğinde Shinra’dan nefret etmeye başladı. Bu bitmek bilmeyen ateş zamanla kalbinin her noktasını tüketti ve o, her şeyden nefret eder oldu.” – Marlene Wallace Yaklaşık 2 bin sene önce dünyamız Gaia, Cetra isimli göçebe bir ırka ev sahipliği yapıyordu. Bitmek bilmeyen ormanlarla çevrilmiş, birçok canlının uyum içerisinde yaşamasına imkân tanıyan Gaia ile iletişime geçebilen ve olarak da adlandırılan bu ırk, dünyamızın sıkıntılarını dinleyip çözüm bulmakla da yükümlüydü. Bir gün Gaia’nın dışından gelen ve şekil değiştirebilen bir canlının dünyamıza düşmesi ile bu düzen sonsuza dek değişti.
Okumaya devam...  

Kimdir, Nedir: Revolver Ocelot

Gerilime ihtiyacımız var… Ve çatışmaya. Bugünkü dünya oldukça kırılgan bir hâl almaya başladı. Gerçek duyguların bastırıldığı bir çağda yaşıyoruz. Bu yüzden bazı şeyleri değiştirecek, bizleri sarsıp kendimize getirecek adımlar atıyoruz. Gerilimin içinde boğulmuş bir dünya yaratacağız… Kuşku, açgözlülük, cesaret ve korkunun harmanlandığı bir dünya. – Revolver Ocelot İnsanoğlu, yaradılışından beri her zaman savaştı ve savaşmaya da devam edecekti. Hayatta kalmak için olsun, toprak elde etmek için olsun veya medeniyetlerinin ekonomilerini ayakta tutmak, coğrafyanın en güçlüsü olmak için olsun… İnsanoğlu, karşısındakinin insan olduğunu unutup kendi hayatını tehlikeye dahi atacak olsa da hep daha fazlasını isteyerek savaştı. Kimisi kendini savundu kimisi de hırsının kurbanı oldu. Bu savaş, bu hırs ve mücadele tutkusu insanoğlunun damarlarındaki kan aktığı sürece devam edecekti. Güçlü olmak ve diğerlerine hükmetmek için çarpışan insanoğlu, kendi soyuna karşı acımasızca savaşacak ve hırsına yenik düşecekti; bu kaderimizdi.
Okumaya devam...  

Metal Gear Solid Tarihçeleri – Bölüm 1: The Boss ve Filozoflar

1918’in başında 1. Dünya Savaşı’nın sonuçlanmasına doğru Rusya, Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’nin üst düzey yöneticileri gizlice bir araya gelerek ileride adını sürekli duyacağımız bir organizasyon kurdular. Bu organizasyonun adı  idi ve dünya üzerinde gerçekleşen her olayda bir işleri, bir çıkarları vardı. Bu üç büyük güce ait bilim adamları, komutanlar ve siyasetçilerden oluşan Filozoflar, Avrupa, Asya ve Amerika kıtalarının ekonomik, bilimsel ve askeri gelişimlerini kendi ortak çıkarları dahilinde etkileyebiliyor ve değiştirebiliyordu. 2. Dünya Savaşı’nda da çıkarları doğrultusunda ilerledikleri ve savaşın seyrini değiştirdikleri söylenir ancak bu dönemde olanlar gayet gizli tutulmuş ve dosyaları da saklanmış olduğundan kesin bir bilgi aktarmamız mümkün değildir.
Okumaya devam...