lorekeeper-artefakt-oykuleri-priest

Artefakt Öyküleri: Priest

Shadow – Xal’atath, Blade of the Black Empire

Priest - Shadow


Xal’atath, Kara İmparatorluk’un Hançeri

Xal’atath’ın, yani Kara İmparatorluk’un Hançeri’nin kalbinde kadim ve korkunç bir güç titreşiyor. Bu hançer her ne kadar gölgelerin büyü gücüne hakim olanlara güçlü bir araç olarak hizmet etse de ihtiyatlı davranın.

Xal’atath’ın kendine ait bilinci bulunuyor. Deli eden fısıltılarına kulak asmayın. Ördüğü yalanlara kanmayın. Ondan ihtiyacınız olanı alın ancak unutmayın, hançerin içindeki karanlık varlık sizin müttefikiniz değil.


Xal’atath, Kara İmparatorluk’un Hançeri, Bölüm Bir

Xal’atath’ın karanlık kökeni, Güruh ve İttifak’ın oluşumundan çok önceleri var olmuş olan bir çağda, efsanevi Eski Tanrılar ve onların Kara İmparatorluk’unun dünyayı karanlığa boğduğu bir zamanda doğmuştu.

Hançerin yaratılışıyla ilgili birçok teori bulunmaktadır. Aralarındaki en tuhaf iddia, Kara İmparatorluk’un ilk dönemlerinde soydaşları tarafından yok edilmiş bir Eski Tanrı’nın son kalıntıları olduğudur. Diğer teoriler ise Xal’atath’ın aslında Eski Tanrı Y’Shaarj’ın pençelerinden biri olduğu, korkunç bedeninden koparıldığı ve çeşitli kurban etme ritüellerinde kullanılması için hizmetkârlarına verildiği yönündedir.

Hikâyeler ne kadar inanılmaz olursa olsun, muhtemelen bir gerçeklik payı da vardır. Xal’atath’ın kalbi, Eski Tanrılar’ın meşum gücüyle atmaktadır. Hatta denir ki bu hançer kendisine sahip olana Kara İmparatorluk ile ilgili görüler de bahşedebilmektedir; ancak böylesi dehşetengiz anılara şahit olanların hepsi kendilerini deliliğin pençesinde buldular.


Xal’atath, Kara İmparatorluk’un Hançeri, Bölüm İki

Titan-yapımı olarak bilinen kudretli varlıklar en sonunda Kara İmparatorluk’u alt etmeyi başardılar. Eski Tanrılar’ı ve kölelerini yerin altına zincirlediler. Uyum Azeroth üzerine yayıldı ancak bu durum uzun süremeyecekti.

Xal’atath bunu garantiye almıştı.

Hançer varlığını sürdürmeye devam etti, bir fâninin elinden diğerine geçti ve ardında yalnızca ölümle kaos bıraktı. Xal’atath’ı ele geçiren zavallılardan biri, Zan’do adındaki bir troldü. Bu hırs dolu cadı hekim, Gurubashi boyundan geliyordu. Rakiplerinin güçlü ve prestijli bir mevki sahibi olabilmek için ayağını kaydırdıkları Zan’do, günlerini intikam hayallerini kurarak geçiriyordu.

Zando’nun öfkesi üzerine oynamak ve onu bir köle hâline getirmek Xal’atath için çocuk oyuncağıydı.


Xal’atath, Kara İmparatorluk’un Hançeri, Bölüm Üç

Xal’atath’ın fısıltılarının rehberlik ettiği Zan’do ve beraberindeki bir grup sadık cadı hekim, kararmış taştan oluşan tuhaf bir höyüğü aramaya koyuldular. Trol sufileri bu bölgeye girilmemesi konusunda kendi halklarına yasak koymuşlardı ancak Zan’do bu tabuyu dikkate almadı. Bu höyüğün büyük bir güç barındırdığını düşünüyordu -rakiplerini alt edebilmek için kullanabileceği türden bir güç.

O ve takipçileri kısa bir süre sonra bu höyüğün aslen ne barındırdığını göreceklerdi: Altında yatanın Eski Tanrılar’a hizmet etmiş Kith’ix adındaki bir yaratığın uyuyan bedeni olduğunu öğreneceklerdi.

Xal’atath Zan’do’yu bu yaratığa kurbanlar vermesi konusunda teşvik etti. Zihni hançer tarafından yozlaştırılan cadı hekim, tereddüt dahi etmedi. Yoldaşlarının bir kısmını bu silahı kullanarak parçalayan Zan’do, daha sonra onların kanını ve organlarını da dehşetengiz canavarı uyandırmak için gereken sunular olarak kullandı. Son olarak da kana bulanmış hançerini Kith’ix’in postuna sapladı… ve dev yaratık böylece tekrar hayat buldu.

Zan’do ve takipçileri o günden sonra bir daha asla görülmediler. Daha sonraları troller bu bölgeyi ziyaret ettilerse de yalnızca etrafa yayılmış ve üzerlerinden tüm etleri sıyrılmış kemiklerle karşılaştılar.


Xal’atath, Kara İmparatorluk’un Hançeri, Bölüm Dört

Kith’ix uyandıktan sonra savaşın gölgesini Azeroth üzerinde yaymaya başladı. Korkunç yaratık hayatta olan Eski Tanrı kölelerini kendi saflarına kattı ve trol medeniyetini yok etmeyi amaçladığı bir sefere çıktı.

Kendisini uyandıran trollerin aksine Kith’ix, Xal’atath’ın gerçek potansiyelini nasıl ortaya çıkartacağını biliyordu. Hançerin gücünü kullanan C’Thrax, trollerin bedenlerini güçsüzleştirecek bir salgın başlattı ve zihinlerini zayıflatacak, ölüm dolu görüler yarattı.

Troller en nihayetinde Kith’ix’i yok edecek ve ordularını yenilgiye uğratacak olsalar da bu savaşın ardından hayatta kalanlar, son nefeslerini verecekleri güne kadar Xal’atath’ın rüyalarına musallat olmasını engelleyemeyeceklerdi. Birçok boy, kendilerini neredeyse yok olmanın eşiğine getiren bu hançer hakkında efsaneler anlatacaklardı.


Xal’atath, Kara İmparatorluk’un Hançeri, Bölüm Beş

Modgud’un Kıyameti‘ adlı kitabın beşinci bölümünden, Kara Demir büyücüsünün Xal’atath’ı edindiği günü anlatan kesit:

“Modgud, klanının mistik büyü gücü üzerine çalışmalar yapmasıyla bilinen geçmişini sahiplenmişti. Büyücü-Soylu Thaurissan’ın eşi olarak Kara Demirlerin en güçlü efsunlarla işlenmiş artefaktlarını ele alan ilk kişi olma şansına sahipti. Ancak yine de elindekilerle yetinmiyordu. Modgud emri altındakileri sıklıkla dış dünyaya gönderiyor ve onlardan hem dikkatle incelemek hem de yeni büyüler yaratabilmek için araç olarak kullanabileceği tarihî nesneler bulmalarını istiyordu.

“Bu cücelerden biri bir gün karanlık enerjilerle dolup taşan bir hançer ile geri döndü. Modgud onu görür görmez çekimine kapıldı. Hançerin gizemlerini çözmek için kendini günlerce arşivlere kapattı. Bazı zamanlar bu silahla konuştuğu bile görülüyordu. En sonunda çalışmalarından başını kaldırdığında kendisine bu silahı getiren cüce ile görüşmek ve ona teşekkür etmek istedi.

“Hiç kimse cüceyi bulamadı. Hatta hiç kimse onun adını veya yüzünü hatırlamıyordu. Adeta bir anda sırra kadem basmış gibiydi.”


Xal’atath, Kara İmparatorluk’un Hançeri, Bölüm Altı

‘Modgud’un Kıyameti’ adlı kitabın yirmi üçüncü bölümünden, Kara Demir ve Yabançekici cüceleri arasında Grim Batol’da gerçekleşen savaşı anlatan kesit:

“Savaş golemleri Grim Batol’un kapılarını kırdılar ve Kara Demir cüceleri de Yabançekici başkentinin sokaklarına döküldüler. Bu iki klan da amansız birer rakiplerdi. Hiçbiri diğerine merhamet göstermedi.

“Sahip oldukları mertlik, Yabançekiçleri’nin en büyük silahıydı ve Modgud bunu ellerinden almaya niyetliydi. Çekiç ve baltaların birbirleriyle çarpışırken çıkardıkları gümbürtünün ardında sözlerini haykırmaya başlayan Modgud, karanlık büyüsünün ağlarını ördü. Efsunlu hançerini avuç içinden geçiren kadın, kanının yerdeki taşların üzerine akmasını sağladı.

“Modgud’un iğrenç ritüeli Grim Batol’un gölgelerine hayat verdi. Şehrin karanlık ve kuytu köşelerinden fırlayan gölgeler, adeta gecenin kendisinden dövülmüş birer kılıç gibi Yabançekici cücelerinin üstüne çöktüler.”


Xal’atath, Kara İmparatorluk’un Hançeri, Bölüm Yedi

‘Modgud’un Kıyameti’ adlı kitabın yirmi yedinci bölümünden, Kara Demir klanının Grim Batol’u işgalinin son anlarını anlatan kesit:

“Cesaretin getirdiği beceriyle hayatta kalan Yabançekici savaşçılarını bir araya toplayan Khardros Wildhammer, Kara Demir cücelerine karşı ümitsiz bir karşı saldırıya başladı. Adeta tek bir amacı olan bir savaş golemininkine benzer şaşmaz kararlılığıyla düşman saflarını yararak geçen Khardros’u durduran tek şey, Modgud’u bulması oldu.

“İşte orada ve o anda Yabançekici ve Kara Demir klanlarının kaderi belirlenecekti.

“Büyücü karanlık gücünü kullanarak saldırsa da Khardros ilerlemeye devam etti. Ardından Grim Batol’u bir kâbus batağına çeviren silahı, o kara hançeri almak için uzandı. Ancak aradığı şey yerinde değildi.

“Üzerine titrediği silahını kaybetmişti. Ya da -söylentilere göre- silah onu terk etmişti.

“Çekicinin tek bir darbesiyle Modgud’a ölümcül bir darbe indiren Khardros, zafer kazanan tarafın Yabançekiçleri olmasını sağladı. Anlatılanlara göre yerde ölmek üzere yatan büyücü ise hayatını kaybetmeden önce tek bir cümleyi tekrar edip durdu: “Bana söz verdin…””


Xal’atath, Kara İmparatorluk’un Hançeri, Bölüm Sekiz

Modgud Xal’atath’ı kaybettikten on yıllar sonra hançer, Natalie Seline adındaki bir insan piskoposunun eline geçti. Bu kadın, orklardan oluşan Güruh’un Azeroth’u işgal edip Stormwind’in düşüşüne sebep olduğu İlk Savaş’tan sağ kurtulmuştu.

Savaştan sonra Seline, insanlığın bu yeşil derili orkları alt edebilmesi için önce onların kullandıkları tuhaf güçler üzerine çalışmalar yapması gerektiğini fark etti. Onların büyülerini yakından inceledi ve kullandıkları karanlık sanatların toprakta korkunç izler bıraktığı savaş alanlarını ziyaret etti.

Araştırmaları sonucunda orkların bir zamanlar kanlı ritüellerini gerçekleştirmek için kullandıkları, gölgelerin kendisine hükmedebilen uhrevi bir hançerin varlığını öğrendi. Böylesine meşum bir silahın var olabileceği gerçeğiyle sıkıntıya düşen Seline, onu bulmaya ve Işık adına yok etmeye yemin etti.


Xal’atath, Kara İmparatorluk’un Hançeri, Bölüm Dokuz

Natalie Seline tarafından kaleme alınan ‘Hiçlik’in Sırları‘ adlı kitaptan bir kesit:

“Hançere dokunur dokunmaz zihnimde bir isim yankılandı: Xal’atath. İşte o an bu hançeri yok edemeyeceğimi anladım. En azından şimdilik. Birisi gerçek anlamda anlayamadığı bir gücü nasıl yok edebilirdi ki?

“Ve anlamam gereken daha çok şey vardı. Hem de çok. Xal’atath bana ayıkken ve de uyuyorken durmadan fısıldadı. Bana bu dünyada Işık’tan ötesinin de var olduğunu öğretti. Hiçlik’in var olduğunu.

“Bir kişi bu iki gücün gelgitleri arasında, Kutsal Işık’ın Kilisesi’nde bizlere anlatılanlardan çok daha fazla güç ve bilgi bulabilirdi. Işık ve Hiçlik arasındaki ayrımı aşabilirdi. İki taraftan da çektiği iplerle gündüz ve geceden oluşan bir kilim dokuyabilirdi.

“Tabii ki katlanılacak sonuçları da vardı. Gölgelerde yürümenin her daim beraberinde getirdiği sonuçlar.”


Xal’atath, Kara İmparatorluk’un Hançeri, Bölüm On

İkinci Savaş patlak vermek üzereyken Natalie Seline, Xal’atath sayesinde gölgelerin büyüsünü nasıl kullanabileceğini öğrenmişti. Bu tehlikeli sanatı Işık’a tapan diğer kişilere de aktardı ve onları Güruh’a karşı durmak için bir araya getirdi. Seline ve takipçileri, insan krallıklarındaki orkları avladıkları savaşlarını büyük bir gizlilik içinde yürüttüler.

Xal’atath, Seline’in zihnine fısıldamaya ve onun akıl sağlığını yavaşça çözüp yıkmaya devam etti. Seline her ne kadar yüce amaçlar doğrultusunda ilerliyor olsa da hançere ve Hiçlik’in gizemlerine karşı gittikçe daha saplantılı bir hâle geldi.

Tıpkı yoldaşları gibi. Orklara karşı yürüttükleri bu sefer söz konusu olduğunda oldukça bağnazlardı ve masum hayatları tehlikeye atıyorlardı. Bir kısmı Hiçlik’in gücüne o kadar kapıldı ki Işık’ı tamamen terk etti. Seline onları dikkatli olmaları konusunda uyarsa da bu çağrısı görmezden gelindi, hatta kimi zaman şüpheyle karşılandı.

Eski piskoposa tam olarak ne olduğu bilinmese de bazı kaynaklarda belirtildiğine göre Xal’atath, onun müttefikleri arasında bir isyan başlamasına sebep olmuştu. Bu kişileri, Seline’in onları gerçek potansiyellerini kullanmaktan alıkoyduğuna, yalnızca öldürülürse sahip olabilecekleri bilgiyi ve gücü kendine sakladığına dair ikna etmişti.

Gecenin karanlığında harekete geçen suikastçiler, Seline’i öldürüp Xal’atath’ı ele geçirmişlerdi.


Xal’atath, Kara İmparatorluk’un Hançeri, Bölüm On Bir

Dalaran’daki Kirin Tor büyücüleri, yıllar boyunca Natalie Seline’i izlemişler ve onun karanlış öğretileri karşısında rahatsızlık duymaya başlamışlardı. Ölümünden sonra ise yazılarını dünya üzerinden silmek için harekete geçtiler. Seline’in ayak bastığı her kasabayı ve kenti tek tek gezen büyücüler, onun kaleme aldığı tüm parşömenleri ve ciltleri topladılar.

Kirin Tor tüm bu yazıları, Seline’in tehlikeli büyü öğretilerinin sonunu getireceği umuduyla Dalaran’da sakladı. Ancak ne kadar uğraşsalar da hakkında vaazlar verdiği denge doktrinini ortadan kaldıramadılar. Takip eden yıllar boyunca birileri onun öğretileri üzerine çalışmaya başlayacak ve kendilerini hem Işık’a hem de Hiçlik’e adayacaklardı.

Büyücüler, Xal’atath’tan da haberdarlardı ancak onu asla bulamadılar. Fakat tıpkı Seline’in öğretileri gibi hançer de öylece ortadan kaybolacak bir şey değildi.

Dilediği şekilde yolundan saptıracağı daha birçok zihin, kullanabileceği birçok köle ve dehşetle korku salacağı birçok masum vardı.