lorekeeper-artefakt-oykuleri-priest

Artefakt Öyküleri: Priest

Holy – T’uure, Beacon of the Naaru

Priest - Holy


T’uure, Naaru’nun Yol Göstericisi

T’uure, Işık’ın vücut bulmuş hâlleri arasında en saf olanlarından biridir. Bu artefaktın içinde akan kuvvetli enerjiler hem fiziksel hem de zihinsel yaraları iyileştirebilmektedir. Karanlığın baskın geldiği anlarda umut aşılayabilmekte, ürkek yürekleri cesaret ile doldurabilmektedir.

Ancak T’uure’nin en büyük kudreti belki de geçmişinden öğrenebileceklerimizdir. Eğer tarihinden çıkartabileceğimiz bir ders varsa o da şudur: Işık’ın gücünü kullanan cesur bir kişi, binlercesinin hayatını kurtarabilir.


T’uure, Naaru’nun Yol Göstericisi, Bölüm Bir

Draeneiların iyiliksever naarular hakkında anlattıkları birçok efsane vardır. Ancak çok azı T’uure’nin hikâyesi kadar el üstünde tutulmaktadır.

Diğer tüm naarular gibi T’uure de evrende bulunan tüm fâni medeniyetleri karanlığın kıskacından kurtarmaya yemin etmişti. Bu asil görev, kutsal varlığın yolunu en sonunda Karkora adlı bir gezegene düşürdü. Üzerinde yaşayan ölümlüler, Her-Şeyi-Yutan Dimensius adındaki korkunç bir varlık tarafından yok edilme tehdidi altındalardı.

Dimensius Karkora’yı Hiçlik enerjileriyle kaplarken T’uure ise dünyayı bir felaketten kurtarmak için kendi yaşam gücünü harcadı. Naaru küçük parçalara ayrıldı ve muazzam bir kutsal güç patlamasını tetiklemiş oldu. Ortaya çıkan enerji Karkora boyunca akarak Hiçlik’i temizledi ve Dimensius’u bu dünyadan kovdu.


T’uure, Naaru’nun Yol Göstericisi, Bölüm İki

Draeneiların ‘Umut ve Fedakârlık Üzerine Dersler‘ adındaki kutsal kitabından bir kesit:

“T’uure parçalanmıştı; ancak böylesine kırılmışken bile Işık’ı sönmemişti. Her bir parçası adeta birer yıldızmış gibi parlıyor, yaratılışın her köşesinden naaruları kendisine doğru çekiyordu. Onlar T’uure’nin parlayan parçalarını topladılar ve bir dünyayı kurtaran bu fedakârlık üzerine şarkılar söylediler.

“Naarular bu parçaları iyiliğin temsilcisi olma potansiyeli gösteren birçok ırka hediye ettiler. T’uure’nin en büyük parçası bizzat bizim atalarımıza verildi: Arguslu kadim eredarlara.

“Söylendiğine göre bu artefakt adeta bir kayan yıldız gibi gökyüzünden düşmüş. Gece bir anda güne dönmüş ve T’uure’nin aziz Işık’ı bütün bir hafta boyunca semayı altının binbir tonuna boyamış.”


T’uure, Naaru’nun Yol Göstericisi, Bölüm Üç

Eredarlar öğrenmeye değer veren, oldukça hikmetli canlılardı ve T’uure’yi büyük bir merakla incelediler. Aralarından artefaktın gücünü iyilik için kullanmak adına hakkıyla çekebilen ilk kişi, Velen adındaki bilge liderdi.

Velen’in döneminde tuhaf bir lanet Argus’u sarmıştı. Bu lanetin kurbanları, kendilerini kafaları karışmış ve hatıraları zayıflamış hâlde buluyorlardı. Eredarlar için değerli ilimlerini kaybetmekten daha fazla korku duyulan çok az şey vardı. Bu duruma korku ve paranoya ile yaklaşmaya başladılar. Diğerlerinin de bu hastalığa yakalanmasını engellemek isteyen birçok eredar, lanetlileri karantina altına almayı ve hatta Argus’tan sürgün etmeyi bile düşünüyorlardı.

Ancak Velen halkını bir başına bırakamazdı. Kendisini riske atarak bir elinde T’uure ile birlikte lanetlilerin arasına karıştı. Artefaktın gücünü kullanan Velen, bu hastalıkla sarsılmış olan tüm eredarları iyileştirdi.


T’uure, Naaru’nun Yol Göstericisi, Bölüm Dört

Tarihçi Llore tarafından kaleme alınmış olan ‘Eredarların Yozlaşması ve Draeneiların Kaçışı‘ isimli kitaptan alıntı:

“Sargeras eredarları yoldan çıkarmak için Argus’a geldiğinde neredeyse hepsi egemenliği altına girmişlerdi. Velen ve takipçileri ise istisnaydı. Naaruların yardımıyla evlerinden kaçacakları yürek parçalayıcı bir yolculuğa atıldılar. Ancak bu hiç de kolay değildi. İblisler, kaçmakta olan eredarları gittikleri her yerde bekliyorlardı.

“Ümitsizlik kaçan eredarları derinden etkiledi ve hatta birçoğu vazgeçmeyi bile düşünür oldu. İşte tam da bu karanlık ve zorlu anda Velen, T’uure’yi karşılarına tekrar çıkardı. Göz alıcı enerjileri halkının karşısında ışık saçtı ve onların gitgide azalan güvenlerini tazeledi. Velen’in artefakt ile yüreklenen takipçileri, imkânsızı başarabileceklerine ve Argus’ta başladıkları kaçışlarını hakkıyla sonlandırabileceklerine inanır oldular. Ve başardılar da.

“O günden sonra kaçan eredarlar kendilerine ‘draenei’ ismini verdiler. Bu ismi artık Azeroth üzerindeki herkes biliyor. Ancak T’uure olmasaydı, belki draeneilar da var olmayacaklardı.”


T’uure, Naaru’nun Yol Göstericisi, Bölüm Beş

Genedar adındaki boyutsal bir kale olan gemilerini kullanan draeneilar, uzay boyunca kaçtılar. Yozlaşmaktan kurtulmaya çalışan kaçakları cezalandırmayı akıllarına koymuş olan iblisler, onları durmak bilmeden takip ettiler.

Takip eden bin yıl, draeneilar için çok zorlu geçti. Rahat edemiyorlardı. Yakalanma tehdidi rüyalarını giriyordu. Lejyon’a karşı kendilerini güvene almak isteyen birçok draenei, T’uure ve Argus’tan aldıkları diğer kutsal artefaktlara sığındı. Bu emanetleri incelediler ve Velen ile naaruların gözetimi altında Işık ile olan bağlarını kuvvetlendirdiler.

Askara adındaki bir öğrenci, diğerlerinden daha fazla umut vadediyordu. Nitekim zaman içerisinde T’uure’yi taşıma hakkına sahip olacak ve draeneiların görüp görebilecekleri en büyük şifacılardan biri olacaktı.


T’uure, Naaru’nun Yol Göstericisi, Bölüm Altı

Askara tüm ailesini Argus’tayken kaybetmişti ancak Genedar’da kendisine yeni bir aile bulmuştu. Tüm draeneiları kardeşleri olarak görüyordu ve onları korumak için elinden geleni yapacağına dair yemin etti.

Ancak fiziksel güç sahibi değildi ve silah yapımı konusunda herhangi bir yeteneği yoktu. Onun yerine kendisini Işık’a adadı. Kutsal büyü kullanımı konusunda o kadar muazzam bir seviyeye geldi ki Velen en sonunda T’uure’yi ona emanet etti. Askara ayakta olduğu her saat bu artefaktı incelemeye ve olağanüstü potansiyelini ortaya çıkarmaya başladı.

Tam da bu dönemde Askara, gelecekle ilgili bir görüye şahit oldu. Halkının Lejyon’dan uzak bir sığınak bulduğunu gördü. Yeni bir hayat. Yuvaları diyebilecekleri yeni bir dünya.

Ancak ne gariptir ki kendisini aralarında göremedi.


T’uure, Naaru’nun Yol Göstericisi, Bölüm Yedi

Draeneiler güvenli bir sığınak bulabilmek adına birçok dünyayı ziyaret ettiler ancak Yakan Lejyon nerede olduklarını öğrenmeden önce kaçabilmek adına nadiren uzun süre kalmayı tercih ettiler. İblisler karşılarına çıkmadan önce Genedar’da toplanıyorlar ve tekrar yıldızların arasında kayboluyorlardı.

Lejyon’un bitmek bilmeyen takibi birçok draenei için depresyonun ve karamsarlığın tohumlarını atmıştı; ancak acılarını sessizliğe gömmüyorlardı. Askara, bu ümidini kaybetmiş soydaşlarının yanlarına gidiyor ve dertlerini dinliyordu. T’uure’yi her daim yanında taşıyordu; bu mühim varlık, diğer draeneiların moralini düzelten bir kutsal büyü halesi yayıyordu.

Askara çoğu kez “Lejyon’un engin ve güçlü olduğu doğru, evet; ancak onlar bizim gibi Işık’ın yolunda ilerlemiyorlar,” diyordu. “Düşmanımız her ne kadar kuvvetli olursa olsun, eğer karanlıkta yürüyorlarsa nihayetinde tökezleyip düşeceklerdir.”


T’uure, Naaru’nun Yol Göstericisi, Bölüm Sekiz

Draeneiların ‘Shar’gel’in İkinci Güneşi‘ adındaki kutsal kitabından bir kesit:

Yakan Lejyon, bizim gelişimizi beklemek için Shar’gel’de pusuya yatmış, Genedar’dan inip dünyaya ayak basışımızı izlemişti. Artık yerleşebileceğimiz bir yer bulduğumuzu düşünüyorduk. Hayata tekrar başlayabileceğimiz bir yer.

“Yanılmıştık.

“Etrafımızda bir anda uğuldayan fel geçitler açıldı; hüküm efendileri, feltazılar ve daha birçok korkunç varlığı kusuyor gibiydiler. Lejyon güçleri bizi köşeye sıkıştırmışlardı, Genedar’a geri çekilmemizi engelliyorlardı. Bu sefer işimizin bittiğini düşündüm.

“Sonra…onu gördüm. Askara’yı.

“Kendisini bizimle iblislerin arasına attı; T’uure’yi havaya kaldırmıştı. Bir ışık fırtınası etrafında patlak verdi ve iblisleri kör ederken bizleri de onların fel dolu kılıçlarından korudu. Biz Genedar’a doğru yolumuzu açmak için savaşırken T’uure de adeta Shar’gel’in ikinci güneşiymişçesine gittikçe daha da parlamaya başladı.”


T’uure, Naaru’nun Yol Göstericisi, Bölüm Dokuz

Yakan Lejyon draeneiları Shar’gel üzerinde köşeye sıkıştırdığında Askara, çok uzun süre önce şahit olduğu tuhaf görüye sonunda bir anlam verebilmişti. Halkı bir gün yeni bir yuva bulabilecekti ancak kendi kaderi, onların yanında olmak değildi. Halkının bu sığınağı bulabilmeleri için onlara bir şans vermek adına kendisi Shar’gel’de ölecekti.

Askara ve ona katılan yetmiş draenei, Lejyon’un dikkatini dağıtmak için gönüllü oldular. Kaçan halkının Shar’gel’den uzaklaşabilmesi için gereken zamanı kendi kanlarıyla ödeyeceklerdi. İblisler ile bu cesur savunucular arasında geçen savaş, en büyük fedakârlıklarından biri olarak draenei tarihindeki yerini alacaktı.

Yüzlerce iblis, bu yetmiş bir draenei üzerine adeta fel çeliğinden yapılma bir şahmerdan misali çarpsalar da savunucular pes etmediler. Bir adım dahi geri çekilmediler. Ne zaman bir draenei ölümün kıyısına gelse Askara orada bitiyordu. Savaşın saflarını yarıp geçiyor ve T’uure’nin kutsal Işık’ı ile yaralıları iyileştiriyordu.

Askara sayesinde bu yetmiş bir draenei, adeta binlercesinin cesareti ve gücü ile savaştılar. Onun sayesinde draenei ırkı yok olmaktan kurtuldu.


T’uure, Naaru’nun Yol Göstericisi, Bölüm On

Shar’gel Savaşı’nın ardından T’uure, Yakan Lejyon’un eline düştü. İblisler Askara’nın kahramanca yaptığı son savunuşa şahit olmuşlardı ve kadının bu muazzam gücünün sahip olduğu tuhaf artefakta bağlı olduğuna inanıyorlardı. Lejyon kuvvetleri bu silahın üzerinde kontrol sahibi olmak için kendi aralarında çatıştılar, ta ki Hilekâr Kil’jaeden bizzat kime verilmesi gerektiğine karar verene kadar.

Kil’jaeden, artefaktı Leydi Calindris adındaki bir eredar rahibesine emanet etti. Bu kadın, draeneiların kutsal büyüsünün doğasını anlayabilen nadir iblislerden biriydi. Dahası Calindris, T’uure ile ilgili derin bilgiye sahipti. Ne de olsa uzun süre önce Argus’tayken eredarların kutsal emanetlerini koruma görevindeydi.

Calindris’in T’uure’yi kendi iradesi altına alması yıllar sürdü. Sayısız korkunç ritüelden sonra artefaktın kendi karanlık yansımasına dönüşmesine sebep oldu. Bir zamanlar umut aşılayan T’uure, artık korku salacaktı. Bir zamanlar şifa dağıtıyorken artık açılan yaraların daha da kötüleşmesine sebep olacaktı.


T’uure, Naaru’nun Yol Göstericisi, Bölüm On Bir

Leydi Calindris, T’uure’yi iradesi altına almış olmaktan ve onun yozlaşmış gücünü düşmanlarına karşı kullanmaktan oldukça zevk alıyordu. Draeneilardan nefret ediyordu ve onların üzerine titredikleri bu artefaktı böylesine lekelemiş olduğu düşüncesi kendisini anlatılmaz derecede memnun ediyordu.

Calindris T’uure’yi kullanmakta öylesine yetkin bir hâle geldi ki Kil’jaeden ona özel bir görev verdi. Rahibe, Lejyon’un hapishane olarak kullandığı dünyalarda bir işkenceci olarak görev alacaktı. Calindirs bu rol için biçilmiş kaftandı. Esirlerine acı çektirme yöntemlerini adeta bir sanat hâline getirmişti; öyle ki bu esirler kâbuslarında T’uure’yi görür olmuşlardı.

Tıpkı Askara gibi Calindris de gelecekle ilgili bir görüye şahit oldu. Lejyon’un Azeroth adındaki dünyayı işgal ettiğini ve fel ateşiyle yıkadığını gördü. Ancak ne gariptir ki kendisi orada değildi.

Fakat T’uure oradaydı. Bir yabancı bu artefaktı, gerçekte olduğu haşmetli hâliyle kullanıyordu ve T’uure topraklar üzerinde adeta ikinci bir güneş gibi yükselirken Işık’ı Lejyon güçlerini kör ediyordu.