KİMDİR, NEDİR: TYRAEL

Doğudaki çeşitli büyücü klanlarından büyücüleri bir araya getiren Tyrael, Horadrim adında bir birlik kurdu. Horadrim büyücüleriyle birlikte Dünyataşı’ndan aldığı üç parçayla ruhtaşlarını yaratan Tyrael, bu taşların Baş İblislerin ruhlarını barındırmasını amaçlıyordu. Cennet’in ilgisini çekmeden daha fazla karışmak istemeyen Tyrael, bu yüzden Horadrim’in liderliğini Tal Rasha’ya, ruhtaşlarını koruma göreviniyse Zoltun Kulle’a bıraktı. Bundan sonra ise Horadrim’in yıllar sürecek avı başladı. Mephisto ilk düşen oldu; Kehjistan civarında Horadrim büyücüleriyle savaşan Nefretin Efendisi savaşı kaybetti. Mephisto’nun ruhunu içeren safir ruhtaşı, Travincal’daki Işık Tapınağı’nda Zakarum rahiplerine teslim edildi. Onu Baal izledi; Lut Gholein’den kaçarken yakalandı ancak Horadrim’le yaptığı dövüş sırasında ruhunu tutacak taşı kırmayı başardı. Kusurlu hâle gelmiş taş, Baal’ın ruhunu sonsuza kadar tutamazdı; bu yüzden de Tal Rasha fanî bir kalbin ruhtaşındaki kusuru gidermekte kullanılabileceğini söyleyerek öne çıktı. Aynı bir zamanlar Uldyssian’ın yaptığı gibi Tal Rasha’nın da kendi hayatını fedakâr bir şekilde ortaya koyuşu Tyrael’ın insanlığa duyduğu sempatiyi daha da güçlendirdi. Tal Rasha’ya bu fedakârlığının unutulmayacağını söyledi ve Horadrim’e Aranoch çölünde, kumların altına gizli bir mezar inşa etmelerini söyledi. Ekstra bir güvenlik önlemi olarak altı sahte mezar daha inşa edildi ve hangisinin Tal Rasha’nın gerçek mezarı olduğu çok uzun bir süre boyunca asla bilinmedi.

Diablo’nun izini bulmak Horadrim’in on yıllarını aldı ancak sonunda Khanduras topraklarında Dehşetin Efendisi’ni sıkıştırmayı başardılar. Diablo’nun ruhunu içeren yakut ruhtaşını Talsande Nehri’nin altındaki mağaralar labirentinin en dibine yerleştirdiler. Amaçladığı gibi üç Baş İblis’i de yakalatmış ve hapsetmiş olan Tyrael, böylece Horadrim’e son bir kez gözüktü ve onları tebrik ettikten sonra Diablo’nun ruhtaşını korumak için bir tapınak inşa etmelerini söyleyerek Cennet’e, hiçbir şeyden haberi olmayan kardeşlerinin yanına döndü.

Tal Rasha’nın bedenindeki Baal ile dövüşen Tyrael…

Horadrim’in galibiyeti uzun yıllar sürecek bir dinginlik getirmiş olsa da Baş İblisler, ruhtaşlarının içinden etkilerini yaymayı sürdürüyorlardı. Mephisto, yıllar içerisinde Zakarum inancını yozlaştırmıştı; Baal, Tal Rasha’nın bedenini kontrol altına almıştı ancak hapis olduğu mezardan çıkamıyordu; Diablo ise Başpiskopos Lazarus’un iplerini eline almış, Lazarus aracılığıyla çıkarttığı karmaşada hapis olduğu katedralin altına Tristram’ı kurtarmak için inen Khanduras Kralı Leoric’in büyük oğlu Aidan’ın bedenini ele geçirmişti. Aidan’ın bedenini kullanan Diablo, Tristram’da peşine kattığı zavallı Marius’la birlikte doğuya doğru yolculuk ederek Baal’ın hapis edildiği mezarı aramaya koyuldu. Tehlikeyi hisseden Tyrael, bir kez daha Sığınak’a gelerek Diablo’yu durdurmaya çalıştı; ancak Tal Rasha kılığında Marius’un aklını çelerek kendini serbest bıraktırtan Baal, kardeşiyle birlik olarak Tyrael’a üstün geldi ve başmeleği Tal Rasha’nın Kabri’nde hapis bırakarak Mephisto’yu kurtarmak için Kurast’a doğru yola çıktı.

“Ahmak… Az önce bu dünyanın kıyametini garanti altına aldın. Bu gün başlattığın olayların nelere yol açacağını tahmin bile edemezsin. Derhal Işığın Tapınağı’na doğru yola çık… Kurast şehrinin doğusundadır. Orada cehenneme giden bir geçidin önünde açıldığını göreceksin. O geçitten geçecek cesareti bulman lazım Marius. Elindeki taşı, yok edilebileceği tek yer olan Cehennem Ocağı’na götür. Şimdi kaç! Taşı al ve kaç buradan!”

Daha önce Baal’ı hapis tutan rünler bu sefer de Tyrael’ı hapsederken Baş İblisler, geride Kara Sürgün’de Belial ve Azmodan’ı destekledikleri için pişman olan ve şimdi Diablo’ya yaranmaya çalışan Duriel’i bıraktılar. Yolları Tristram’a varmış ve aynı Tyrael gibi Kara Gezgin’in peşine düşmüş bir grup kahraman, önce Duriel’le dövüşüp onu öldürdükten sonra Tyrael’ı da serbest bıraktı. Tekrar Diablo’nun peşine düşmek istese de hem Baal tarafından zayıf düşürülmüş olduğu için hem de Cennet’in dikkatini çekmeye çekindiği için gizlice kahramanlara destek olmaya karar veren Tyrael, onları Kurast’a yönlendirdi. Ancak Mephisto çoktan serbest kalmış, Diablo ise Kurast’taki geçitten Cehennem’e geçmişti; Baal ise tamamen kayıplardaydı. Diablo’nun ardından Cehennem’e açılan geçidi koruyan Mephisto, kahramanlarla dövüştü ancak bir kez daha kaybetti. Kahramanlar, yendikleri Baş İblis’in ruhtaşını da yanlarına alarak Tyrael’ın yardımıyla çok az fâninin görmüş olduğu Pandemonyum Hisarı’na ayak bastılar. Pandemonyum’da Tyrael’ın Cehennem’in tarafına geçmiş eski teğmeni Izual’ı öldüren ve Mephisto’nun ruhtaşını yok eden kahramanlar, en nihayetinde Kaos Sığınağı’na ulaşıp Diablo’yla yüz yüze geldiler. Artık Aidan’ın bedenini geride bırakıp kendi gerçek formuna ulaşmış olan Diablo, kahramanlarla büyük bir çatışma yaşadıysa da yenildi ve Mephisto gibi onun da ruhtaşı Cehennem Ocağı’nda parçalandı.

Kehribar Ruhtaşı’nı ele geçirip Sescheron kapılarına dayanan Baal

Geriye bir tek Baal ve onun kehribar renkli ruhtaşı kalmıştı. Tyrael insanlığın cesaretine ve fedakârlığına güvenerek Marius’la büyük bir kumar oynamıştı lakin ne yazık ki bu sefer oynadığı kumar geri tepti. Yaşadığı dehşet verici olaylarla Westmarch’a kaçan ve akıl sağlığını kaybeden Marius’u arayıp bulan Baal, Tyrael kılığına girerek Marius’u kandırdı ve ruhtaşını ondan geri aldı. Kehribar ruhtaşını ele geçiren Baal, Westmarch’tan Arreat Dağı’na doğru katliam yapmaya başladı. Katlettiği zavallı ruhların bedenlerini iblislerle doldurup ordusunu kurmaya başlayan Baal, barbar şehri Sescheron’un kapılarına vardığında emrinde binlerce askerden oluşan bir ordu vardı. Baal’ın amacı dağın derinliklerinde bulunan Dünyataşı’nı yozlaştırmak ve insanlığı sonsuza kadar Cehennem’in kuklası yapmaktı. Hâlâ Baal ile dövüşemeyecek kadar güçsüz düşmüş olan Tyrael, kahramanları barbar kasabası Harrogath’a ışınladı. Kahramanlar Baal’ın peşine düşüp onun ordularına karşı savaştılar ve Yıkımın Efendisi’ni Dünyataşı Odası’nda kıstırmayı başardılar; lakin Baal kahramanlar tarafından yenilgiye uğratılmış olsa da amacına ulaşmış ve kendi ruhtaşını Dünyataşı’yla birleştirerek yozlaştırmıştı. Kahramanları güvenli bir şekilde Harrogath’a yollayan Tyrael’ın önünde zor bir seçim vardı zira çok yakında safir ruhtaşının içinde biriken yıkım ve karanlık enerjiler Dünyataşı aracılığıyla Sığınak’taki bütün fânilerin kalbine yayılacaktı. O yüzden Tyrael çaresiz bir şekilde El’druin’i Dünyataşı’na fırlattı ve Cennet ile Cehennem’in uğruna sayısız zamandır savaştığı taşı parçalara ayırdı. Ortaya çıkan patlama Arreat Dağı’nı dümdüz etti ve Tyrael’ın da fiziksel formunu yok etti. İnsanlık, Adaletin Başmeleği’nin müdahalesiyle bir kez daha kurtulmuştu; ancak Dünyataşı’nın yok oluşuyla Cennet ve Cehennem’in ilgisi bir kez daha Sığınak’a döndü.

Dünyataşı’nı yok etmeye hazırlanan Tyrael…

Tyrael’ın fiziksel formu yok olmuş olsa da kılıcı El’druin bir şekilde patlamadan sağlam şekilde kurtuldu ve Aranoch Çölü’nde ortaya çıktı. Shanar adındaki semavî enerjiler üzerine araştırma yapan bir büyücü, kılıcın izini takip etti ve Jacob adındaki bir barbar kılıcı bulana kadar El’druin’e göz kulak oldu. Jacob kılıcı memleketi Staalbreak’teki bir laneti kaldırmak ve adaleti sağlamak için kullandı; ancak iradesini yıllarca kuşanmış olduğu kılıç asıl sahibinin çağrısını duyduğunda tekrar Cennet’e döndü.

Kategoriler
Yazarlardan İnciler
“Çünkü klasiklerin klasik olmasının bir sebebi vardır. Özellikle de üzerine tüm hasar modifikasyonlarını bastığınızda.”
-Burcu (Amansızca Horizon: Zero Dawn överken)