Kimdir, Nedir: Cho’Gall

Cho: Bu diyarın acınası zavallıları benden korkmaya başladılar bile.

Gall: Korkmalılar da! Ele geçirebileceğim bir sürü ruh var…

Cho: Nexus ve tüm gücü… Hepsi BENİM olacak!

Gall: Bana karşı çıkanlar yalnızca kendi sonlarını getiriyorlar!

Cho: Daha önce bunlar gibi aptallarla savaşırken öğrendiğimiz bir şey varsa…

Gall: … o da beraberken HİÇ KİMSENİN BİZE KARŞI KOYAMAYACAĞIDIR!

Cho’Gall: İşte bu biziz… CHO’GALL!

Cho: Ya Nexus’u ele geçireceğiz…

Gall: … ya da onu yok edeceğiz!

Gorian İmparatorluğu’na nesiller sonra iki kafalı -ve çift kişilikli- doğan ilk ogre olan Cho’Gall, ırkının diğer bireylerinden üstündü -zira zekası, gücü ve büyüye olan yatkınlığı sebebiyle hepsinden bir adım öndeydi. Öyle ki kendi ırkı arasından bu üstün özellikleri ile sıyrılan Cho’Gall’ın Gul’dan tarafından keşfedilmesi uzun sürmedi. Henüz genç bir ogre iken Gul’dan tarafından eğitilmeye başlanan Cho’Gall, Twisting Nether’ın kendine has büyü güçlerini kullanabilmeyi öğrendi ve kısa zamanda Güruh içerisinde hem korkulan hem de saygı duyulan üyelerinden biri haline geldi.

Gul’dan’ın liderliğini yaptığı Gölge Konseyi, kendisine itaat etmeyenlere karşı oldukça acımasız olmasıyla biliniyordu ve ismi kayıtlardan silinmiş olan bir ork klanının şefi emirlerini uygulamayı reddettiğinde intikam almaları uzun sürmedi. İtaatsiz şefi öldüren Gölge Konseyi, bu klanın başına Cho’Gall’ı getirdi. Ogre lider tarafından Twilight’s Hammer adı verilen klan, zaman içerisinde bir tarikata dönüştü. Tek arzusu tüm yaşamın son bulması olan Twilight’s Hammer, aynı zamanda Gul’dan’a ve beraberinde Gölge Konseyi’ne de bağlıydı ve Cho’Gall da Gul’dan’ın sağ kolu olarak görev alıyordu.

Güruh‘un Azeroth üzerindeki İlk Savaş sırasında Stormwind’e yaptıkları ilk saldırıyı Kilrogg Deadeye ile birlikte yöneten Cho’Gall, insanların beklemediği bir direniş göstermesi sebebiyle yenilgiye uğradı; bu yenilgi yüzünden Kilrogg ile birbirlerini suçlamaları ise kaçınılmazdı. Bu tartışmaları Güruh’u neredeyse dağılma noktasına getirmiş olsa da Gul’dan’ın araya girmesiyle Blackhand Savaşşefi yapıldı ve tekrar düzen sağlandı; ancak bu durum uzun sürmedi. Kişisel çıkarları doğrultusunda hareket eden Gul’dan ve beraberindeki Cho’Gall, Güruh’u perde arkasından kontrol ediyor ve yönetiyorlardı. Ancak Gul’dan zihnini kontrol ettiği Medivh’in ölümüyle komaya girince bunu fırsat bilen Orgrim Doomhammer, hiç vakit kaybetmeden Savaşşefi Blackhand’i öldürdü ve başa geçti. Gölge Konseyi’nin Güruh üzerindeki kontrolüne son vermek isteyen Orgrim, konsey üyelerini avlamaya başladı ve birçoğunu alt ederek konseyin gücünün iyiden iyiye azalmasına sebep oldu.
Twilight's Hammer tarikat üyeleri

Twilight’s Hammer tarikat üyeleri

Gul’dan komadan çıktığında Cho’Gall ve tarikatın hayatta olan üyeleri kendisine bağlı kalan az sayıdaki kişiydi. İkinci Savaş sırasında Orgrim’in gazabından korunmak isteyen bu ikili, Savaşşefi’ne “hediye edilecek” yeni bir güç oluşturmak için planlar yapmaya başladı. İlk Savaş sırasında öldürülen Stormwind şövalyelerinin bedenlerini kullanan ikili, konseyin gerçekleştirdiği bir ayin sırasında katılan herkesi öldürerek ruhlarını bu bedenlere bağladı ve ilki Teron Gorefiend olmak üzere birçok ölüm şövalyesi yarattı. Güruh da bu sırada boş durmamış ve kuzeye ilerlemişti. Öyle ki Darrowmere Gölü’ne ulaşan ve buradaki eski elf kalesi Caer Darrow’u istila eden Güruh, kalenin içerisinde yer alan rün taşını da ele geçirmiş ve parçalara ayırmıştı. Bu parçaları kullanan Gul’dan, Fırtına Sunakları‘nı yarattı ve burada sıradan ogrelerin büyü gücüne kavuşmasını sağladı. Böylece İkinci Savaş’a kadar bilinen tek ogre büyücüsü olan Cho’Gall artık yalnız değildi.

Sargeras’ın Kabri‘ni bulmaya çalışan Gul’dan’ın kişisel güç arayışı ise Güruh’un neredeyse sonunu getiriyordu. Gul’dan ve Cho’Gall’ın Güruh ordularını bir başına bırakmasını kabul edemeyen Orgrim, Blackhand’in oğulları Rend ve Maim’i, Gölge Konseyi ve Twilight’s Hammer üyelerini avlamaları için gönderdi. Tarikatın birçok üyesi öldürüldüyse de içlerinde Cho’Gall’ın da bulunduğu bir grup hayatta kalmayı başardı ve batıya, Kalimdor topraklarına doğru yola çıktılar. Eski Tanrı C’Thun’un nüfuzundaki Ahn’Qiraj Tapınağı‘na yerleşen Cho’Gall ve tarikatı, burada dünyanın sonunu getireceğini düşündükleri yeni bir plan üzerinde çalışmaya başladılar.

Kadim parşömenleri tercüme etme konusunda uzmanlaşmış ve Cho’Gall’ın takipçilerinden biri olan diriölü büyücü Stasia Fallshadow, Outland’de edindiği bir tomar üzerinde çalışarak “Azeroth’un kurtarıcısı” hakkındaki kehaneti öğrendi. Öyle ki bu kişiyi her kim kontrol ediyorsa Azeroth’un kaderini de yönlendirebilecekti. Gördüğü imgelemler sayesinde bu kişinin, Gul’dan tarafından bir casus ve suikastçi olarak yetiştirilen yarı-ork Garona ve büyücü Medivh’in oğlu Med’an olduğunu öğrenen Stasia hemen harekete geçse de sadece Garona’yı yakalayabildi. Ancak bu, Cho’Gall’ı beklediğinden daha çok sevindirmişti. Gul’dan’ın casusu kontrol edebilmek için kullandığı kelimelerin hala işe yaradığını fark eden ogre, Garona’yı Theramore’da düzenlenecek ve Güruh ile İttifak kuvvetlerini bir araya getirecek zirveye gönderdi. Zirveyi basıp kralı, prensi ve savaşşefini öldürmeyi hedefleyen Twilight’s Hammer kuvvetlerinin planları, Med’an’ın araya girmesiyle suya düştü. O sırada orada bulunan Stasia ise Med’an’ı bayıltarak Ahn’Qiraj’a götürmeyi başararak Cho’Gall’a geçici bir zafer kazandırdı; ancak Valeera Sanguinar ve Meryl Felstorm, Stasia’yı öldürerek Med’an’ı buradan kurtarmakta gecikmediler.

C’Thun tarafından değişime uğrayan Cho’Gall

Garona ise Cho’Gall’ı öldürmeyi kafasına koymuş bir şekilde Ahn’Qiraj’a gitse de burada şahit olduklarıyla dehşete düştü. Cho’Gall, “efendisi” tarafından dönüşüme uğratılmış ve vücudu değişim geçirmişti. Cho’Gall’ın çağırdığı yaratıklar Theramore’a tekrar tekrar saldırdılar ancak başarılı olamadılar. Bunun üzerinde Med’an’ı ele geçiremeyeceğini anlayan ogre, onun kurban edilmesi gerektiği kanaatine vardı. Böylece Azeroth ile element düzlemleri arasındaki bariyer yıkılacak, efendisi olarak gördüğü Eski Tanrı C’Thun’u hapseden zincirler kırılacak ve dünya tekrar kaosla çalkalanacaktı. Bunu engellemek isteyen Med’an ise Ahn’Qiraj’a gönderildi. Yeni Tirisfal Konseyi‘nin, ustası Meryl’in, büyükannesi Aegwynn’in ve bir zamanlar babasının kullandığı asa olan Atiesh’in güçlerini arkasına alan Med’an, Cho’Gall’ı yenmeyi başardı.

Ya da öyle sanıyordu…

Seneler sonra Azeroth’u yok oluşa sürüklemek isteyen Deathwing’in ortaya çıkışıyla Twilight’s Hammer da kendini tekrar göstermeye başladı. Tüm amaçları dünyanın yok olması olan tarikatın, Deathwing’i ve Eski Tanrıları takip etmesi pek de şaşırtıcı değildi. Geçen yıllar içerisinde sayıları ciddi şekilde artmış ve birçok farklı ırktan takipçi kazanmışlardı. Cho’Gall ise geri dönmüştü ve tarikatını eskiden olduğu gibi kendisi yönetiyordu. Önce Dire Maul’a giden Cho’Gall, bir grup kahraman tarafından buradan uzaklaştırıldıysa da başka bir planı daha vardı. Alacakaranlık Dağlık Bölgesi‘ni ele geçirip tamamen kendi kontrolleri altında tutmak isteyen Cho’Gall ve tarikatı, öncelikle yüzlerce elementali köleleştirdiler. Kendilerine zaman kazandırmak amacıyla Güruh ile İttifak’ı içten karıştırmak için Kral Varian ve Savaşşefi Garrosh’u öldürmeyi planlayıp bu amaç uğruna suikastçiler gönderdiler; ancak başarılı olamadılar. Hatta tam tersine iki grubun güçlü müttefikler edinerek kendilerine saldırmalarına ve planlarını bir bir suya düşürmelerine sebep oldular. Cho’Gall ise Deathwing’in yardımıyla Eski Tanrılar’ın güçlerini taşıyan Alacakaranlık Çekici‘ni yarattı ve Alacakaranlık Kalesi‘ne kaçtı. Aradan bir süre geçtikten sonra bir grup Güruh ve İttifak kahramanı, Alacakaranlık Kalesi’ni bastı. Cho’Gall’ın emrindeki birçok korkunç yaratığı alaşağı eden kahramanlar, büyük büyü gücüne sahip Cho’Gall’ı da alt etmeyi başardılar.

Ya da yine bir süreliğine öyle sandık. Zira son zamanlarda gelen söylentiler “Nexus” adındaki bir diyarda hem kas gücünü hem de büyüye olan yatkınlığını kullanan iki kafalı bir ogre etrafta dolanarak dehşet saçıyormuş. Tabi diğer kafasıyla kavgaya tutuşmadığı zamanlarda…