lorekeeper-artefakt-oykuleri-rogue

Artefakt Öyküleri: Rogue

Outlaw – The Dreadblades

Rogue - Outlaw


Dehşet Kılıçları

Muhtemelen tahmin ettiğin gibi bu palalar Azeroth üstünde dövülmemişler. Onlara karşı dikkatli ol. Zayıf, aç gözlü zihinleri hapsetmek için tasarlanmışlar. Efendileri Çarpık Düzlem’e geri yollandıysa da gelecekte geri gelip seni etkilemeye çalışabilir. İhtiyatı elden bırakma.


Dehşet Kılıçları, Bölüm Bir

Şüphesiz Kanlıyelken Haydutları’nın başta Yakan Lejyon’la uğraştıklarına dair bir fikirleri yoktu. Sonundaysa iblislerin burunlarının altından gizli bir gücü kaçırdıklarını varsaymışa benziyorlar. Ama bu “hediyeleri” için bazı sonuçlara katlanmaları gerekmeyeceğini düşündülerse büyük hataya düşmüşlerdi.

Bu silahların Amiral Goreblade’in eline düşmesi şans eseri değildi. Bu, aptalları yozlaştırıp kendi dünyalarına karşı çevirmekte son derece tecrübeli bir Yakan Lejyon kumandanının planlı ve dikkatlice gerçekleştirilmiş hamlesiydi.

Bu palalar aynı şeyi burada, Azeroth’ta yapacaklardı.


Dehşet Kılıçları, Bölüm İki

Bu palaları yaratan eredarın adı Talgath’tı. Azeroth ve içindekileri ne zaman incelemeye başladığını söylemek mümkün değil ancak korsan liderinin gözüne çarpan bir çift silah yaratmasının kaza eseri olmadığı su götürmez bir gerçek.

Talgath’ın Yakan Lejyon’daki rolü, Kil’jaeden’e farklı dünyaların yerel nüfuslarını yozlaştırmakta yardımcı olmaktı. Sayısız medeniyeti devirmişti ve fani kalplerini nasıl yoldan çıkaracağını iyi biliyordu. Bazen aklı çelinecek büyük kahramanlar bulurdu ama genellikle o dünyada uçlarda yaşayan istekli zihinleri keşfederdi.


Dehşet Kılıçları, Bölüm Üç

Talgath yozlaştırma için etkin bir metot bulmuştu: Bencilleri, aç gözlüleri ve acımasızları bul… ve onları güç için yarıştır. Bu sayede hem aralarında en güçlüyü öğreniyordu hem de “kazananlar” ödüllerini almak için o kadar mücadele ediyorlardı ki bu ödüllerin gerçek bedelini sorgulamak için geç kalıyorlardı.

Azeroth’un korsanları daha ilk bakışta bu taktiğe düşecek görülmüş olmalıydılar. Hazine üstüne hazine yağmalıyor, alacakları riskleri kafalarına takmıyorlardı

Targath, bir çift pala yaratmayı seçmişti: Açık denizlerin en tercih edilen silahlarındandı. Bu seçimi, Targath’ın Yakan Lejyon’a hizmet için korsanları yozlaştırmakta büyük potansiyel gördüğü anlamına geliyordu.


Dehşet Kılıçları, Bölüm Dört

Bu kılıçlar Azeroth’ta birkaç on yıl önce ortaya çıktılar. Bir dizi İttifak gemisi, liderleri kara bir dumanla tüten kılıçlar taşıyan bir korsan grubundan kaçtıklarını raporladılar ve kısa sürede bu gemilerin şansı olanlar oldukları ortaya çıktı. Yeni güçlenmiş bir korsan tayfası, İttifak gemilerini avlıyordu ve bu çapulcular bir gemiyi yakaladıklarında, arkalarında canlı bırakmıyorlardı.

Büyük Amiral Daelin Proudmoore bu haydutları aramaya çıktı ve haftalarca süren avın sonunda kendi ufak filosu, korsanların gemisini Doğu Krallıkları kıyılarından birkaç mil ötede kıstırdı. Korsan tayfası ele geçirilmişe benziyordu ve insanlıktan çıkmış gibiydiler. Proudmoore, eşgüdümlü bir top yaylımıyla Çanlıkoç isimli gemilerini okyanusun dibine gönderdi.

Amiral hepsini öldürdüğüne inanarak tekrar yelken açtı. Ne var ki bir tanesi hayatta kalmıştı.


Dehşet Kılıçları, Bölüm Beş

Batan Çanlıkoç gemisinden canlı kurtulan tek kişi genç bir delikanlıydı; tayfasının yozlaşma ve deliliğe sürüklenişine tanık olan genç bir korsan. Onlara kâr gütme amaçlı katılmıştı ve kaptan ile tayfanın bu kontrolsüz kana susamışlığa nasıl kapıldığını izlemek korkunç bir tecrübe olmuştu.

Kendini bu palaları gemi batığından çıkartmak zorunda hissetti ama zihninde ona seslendiklerini duyunca direnecek aklıselimliği gösterdi. Silahları ve hazineyi alarak tayfasının eski inine götürüp gözden uzak bir adanın derinlerine gömdü. Bu hazinelerin lanetli olduğuna inanıyordu ve bu yüzden de onları geride bıraktı.

Silahlar yıllarca gömülü kaldı.


Dehşet Kılıçları, Bölüm Altı

Bu palaların tekrar yüz üstüne çıkması ancak Afet’in yıkımıyla oldu. Küçük ama tehlikeli Kanlıyelken Haydutları tayfasını taşıyan bir gemi, denizler bir ileri bir geri kabarırken ufak bir adanın yakınlarına sığındı. Hırçın denizin baştaki huzursuzluğu geçtikten sonra liderleri Amiral Eliza Goreblade, serseri dalgaların kumun altında bir şeyleri açığa çıkardığını farketti.

Daha yakından baktıklarında altın ile mücevher dolu bir kasa ve eski silahlar buldular. Bu Çanlıkoç’un son kasasıydı; kimsenin kaybolduğundan haberdar olmadığı bir talih kuşu.

Haydutlar neşeyle hepsini topladılar. Amiral Goreblade kasada pas tutup eskimemiş tek silahlar olan parıldayan palaları kendine sakladı. Ne yazık ki bu karar, tayfasını yıkıma sürükledi.


Dehşet Kılıçları, Bölüm Yedi

Bu palaları ele geçirmesinden sonra Goreblade’e bir görü peydah oldu. Kendini akıl almaz büyüklükte bir filoya hükmederken gördü. Öyle büyük bir filoydu ki tüm açık denizlere ve Azeroth’un tüm uluslarına hükmedebilirdi. Kendine karşı gelmeye cüret eden herkes yanıyor, her şehir hazinelerini sunuyor ya da yok ediliyordu.

Sarhoş edici bir sahneydi ve Amiral bu sahneyi son damlasına kadar içti. Uyandığında tayfasını rakip korsanların sığınağına yönlendirdi. Yozlaşmış Kanlıyelken Haydutları orada buldukları tüm talihsiz ruhları katlettiler.

Yağma ikinci plandaydı. Onları gerçekten tatmin eden şey cinayetlerdi. Silahlar zihinlerinin derinlerine yerleşmişti ve kaçışları yoktu.


Dehşet Kılıçları, Bölüm Sekiz

Goreblade’in haydutları Güney Denizleri’nde görünmez, ölümcül bir tehdit hâline gelmişlerdi. Silahların efendisi Talgath, fazla ilgi çekmenin sonuçlarını bildiğinden Amiral Goreblade’e sadece tek kalan gemilere saldırma emri veriyor ve kaçamayacaklarından emin oluyordu.

Korsan tayfası yıllar boyunca söylenenlere uydular. Acımasızca öldürdüler ve palaların gücü gittikçe arttı. Diğer Kanlıyelken Haydutları bu tayfanın düştüğü deliliğin derinliğini öğrendiklerinde müdahale etmeye kalkıştılar. Goreblade’in korsanları karşı saldırıyı atlatıp Kanlıyelken Haydutları arasındaki en istenen gemi olan Kızıl Duvak’ı ele geçirdiler.

Sonra birden tayfanın bir kısmı değişmeye başladı. Bedenleri kuruyup soldu. Sadece iskeletleri kaldı.

Amiral Goreblade önemsemedi. Palalar kana susamıştı. O da bu susuzluğu paylaşıyordu.


Dehşet Kılıçları, Bölüm Dokuz

Lejyon’un son gelişinden kısa süre önce Amiral Goreblade, nihayet silahlarının ardındaki gerçek gücü keşfetti. Talgath kendini gösterdi ve Amiral’e Yakan Leyjon’un gücünün önemsiz derecede ufak bir damlasının tadına baktığını söyledi. Eğer gelecek savaşta iblislere destek çıkarsa ölümsüzlüğe yükselme ve Lejyon’un gerçekten neler bahşedebileceğini görme sözü verdi.

Amiral duraksamadan kabul etti. Tüm tayfasının ruhlarını Talgath’ın şefkatli kollarına bırakan bir anlaşma yaptı.

Denizlerin görülmez dehşeti olmaktan zaten keyif almıştı. Bir dünyayı yıkıma sürüklemek aklını almıştı.


Dehşet Kılıçları, Bölüm On

Lejyon saldırdığında Amiral Goreblade de harekete geçti. Şimdi açıkça görülüyor ki hem Güruh’tan hem de İttifak’tan pek çok destek konvoyu Parçalanmış Adalar’a ulaşamadan önce Amiral’in tayfası tarafından yok edilmiş.

Neyse ki Kanlıyelken Haydutları’nın gerçek lideri Filo Amirali Tethys yardım istedi. Eğer Goreblade başı boş bırakılsaydı, Lejyon’un düşmanlarına daha ne zarar verirdi bilmek mümkün değil.

En azından o tehdit sona erdi.


Dehşet Kılıçları, Bölüm On Bir

Kılıçların efendisi Talgath mağlup edildi. Ruhu Çarpık Düzlem’de dönmeyi bekliyor.

Bu palalar üstündeki gücü kırıldı. Onlara işlediği delilik ve kana susamışlık azaldı. Ancak bu, silahları geri almaya çalışmayacağı anlamına gelmiyor.

Ama belki de yapmayacaktır. Ne de olsa kılıçların şimdiki sahibinden korkmak için fazlasıyla sebebi var.