numenera

Torment: Tides of Numenera İzlenimleri

Birkaç gündür kendimi Torment : Tides of Numenera betasına vurmuş durumdayım. Zaten Torment dediler, izometrik dediler, koştum geldim. Bir defa, Torment adını taşıyacak oyun yapmak büyük cesaret. Kaç tane “Baldur’s Gate’in manevi mirasçısı, fizyolojik çocuğu, psikolojik yeğeni” falan gördük bugüne kadar. Maalesef o ismin ağırlığı altında ezildiler. Kötü oyunlar değillerdi aslında, sadece vadettikleri şey olamamışlardı. Ben Pillars of Eternity’yi çok sevdim mesela, her ne kadar Baldur’s Gate addedilmek için biraz kısa ve yan görevlerden yoksun olduğunu düşünsem de. Dragon Age de iddia ettiği şey olamasa da güzel oyundu (2 hariç de. 2 hariç de!) Peki Numenera bir Torment olma yolunda gidiyor mu? Şimdiye kadar oynadığım kısımları düşünerek diyorum ki: Evet, o yolda gidiyor.

Gizemli ölümsüz ana karakter? Var.
Hanlarda karşılaştığımız yabancılarla felsefik muhabbetler? Tamam.
Uzuuuun uzun konuşarak, savaşmadan problem çözmek? O da tamam.
Bir şey öğrenmenin bin tane yaratık öldürmekten daha fazla tecrübe kazandırdığı sistem? Zaten Numenera’nın olayı bu.

Okumaya devam…

lorekeeper-st-waidwen

Eora Tarihçeleri – Bölüm 2: Azizin Savaşı ve Waidwen’in Mirası

Anni Iroccia takvimine göre 2807 yılında Dyrwood’un barış ve huzur dolu günleri bir kez daha sona erdi ve Dyrwood halkı kendilerini Glanfathlılardan çok daha çetin, ilahi bir düşmana karşı savaşırken buldular. Doğu Menzili’nde bugün bile yankıları ve etkileri süren “Azizin Savaşı”, Özgür Dyrwood Palatinliğinin bir tanrıya, Eothas’a karşı mücadelesine sahne olmuştu.

Çiftçi Waidwen, Readceras’ın nispeten küçük bir bölgesinde gayet gösterişsiz bir hayat yaşıyordu. 22 yaşında babasını kaybettiğinde, en iyi bildiği işi yapmaya odaklanarak aile çiftliğini işletme görevini üstüne aldı. 4 yıl boyunca rutin ve mütevazı bir şekilde çiftçilik yaptıktan sonraysa bir gün batmakta olan güneşin yıldızlarla kesiştiği noktada hayatı değişti. Eothas, ışığın ve yeniden doğuşun tanrısı, bu sıradan çiftçinin karşısına dikilmişti. Waidwen’in günlüklerinde kaleme aldığına göre alev alev ışıldayan bir suretle çiftçinin karşısına çıkan Eothas, ona şu şekilde seslenmiş: “Korkma. Çünkü ben diğerlerini değil, seni seçtim. Bir imparatorluğun yeniden doğuşunu şekillendirecek ışığı getiren sen olacaksın.” Bu noktada belirtmek gerekir ki Waidwen’in gerçekten Eothas’ın avatarı olup olmadığı bugün bile hala tartışma konusudur ve herhangi bir kesinliğe ulaşmamıştır. Kimi tarihçiler Waidwen’in gerçekten de Eothas olduğunu ve çeşitli mucizeler yaydığını savunurken, kimisi ise tüm bu iddiaların şizofrenik bir çiftçinin ortaya attığı deli saçması palavralar olduğu fikrini öne sürmektedir. Hangisi doğru olursa olsun, Eothas inananlarının ciddi bir kısmının Waidwen’in iddialarını desteklediği ve onu Dyrwood’daki savaşta izledikleri gerçeği değişmiyor.

Okumaya devam…

Pillars of Eternity – Hard zorlukta The Master Below’u dövmek

The Master Below’u bu taktikle yenebilmek için elinizde bolca “Scroll of Maelstrom” ve bu scrolları okuyabilecek 10 veya üzeri Lore yeteneğine sahip en az bir karakter gerekmekte. Çağırabileceğiniz yaratıklar varsa daha da iyi. Eğer Maelstrom parşömeniniz yoksa ya da nereden alacağınızı bilmiyorsanız Crafting menüsünden Skaenbone, Adra Ban ve Stelgaer Tooth kullanarak kendiniz de yapabilirsiniz. En sol üstteki Adragan’ı diğer yaratıkları kendinize düşman etmeden öldürmeniz mümkün. (Muhtemelen bu bir bug, zira savaşa girmiş sayılsanız da kimse size düşman olmuyor -bu sayede chanter’ınız varsa chant’inde ilerlemesini sağlayabilirsiniz)

Okumaya devam…

lorekeeper-pillars-of-eternity-rehber-1

Pillars of Eternity Rehberi: Ayıyı Dövmek İçin Bilmeniz Gerekenler!

Pillars of Eternity piyasaya çıkalı neredeyse bir hafta olacak. Bu 1 hafta içerisinde hayatımızda çok büyük değişiklikler olmadı belki de, ancak çoğumuz yeni nesil oyunların nasıl da her şeyi önümüze altın tepside sunduğunu bir kez daha hatırladık. Zira Pillars of Eternity hep o özlediğimiz derecede zor bir oyun. Hele ki yüksek zorluk seviyelerinde oynayanlara sık sık ölmek, defalarca save-load yapmak, tek bir savaş için uzun uzun hazırlık yapmak bayağıdır tatmadığımız duyguları tattırıyor doğrusu. Ve sonuç olarak neredeyse tamamımız o ilk daldığımız mağarada ayıdan dayak yiyip arkamıza bakmadan koşarak kaçtık…

E haliyle de hem uzun süredir böylesine kafa kullanmayı gerektiren bir RYO oynamamış olanlara hatırlatma yapmak, hem de bu türle yeni tanışanlara ışık tutmak amacıyla bu rehberi hazırladım. Dövüşlerde başarılı olmak için ipuçlarının yanında, genel olarak oyunda işinize yarayabilecek bir iki püf noktası da eklemeyi ihmal etmedim. Hazırsanız buyrun rehberimize!

Okumaya devam…

lorekeeper-pillars-of-eternity-1

Pillars of Eternity 101: Eora’ya Giriş

İzometrik RYO tutkunları için bu hafta çok özel bir hafta. Çünkü bu hafta, Kickstarter’ın bize lütfu olan Pillars of Eternity çıkışını yapacak. Tam olarak Baldur’s Gate ve Planescape: Torment’in izinden sadık bir şekilde giden PoE, öncüllerinin aksine Dungeons & Dragons lisansına sahip değil. Bu da kendi ırkları, mekanikleri ve evreni olduğu anlamına geliyor tabii ki. RYO’ların adetindendir, illa ki ilk yarattığınız karakter içinize sinmeyecek, “Acaba başka bir tanesini mi seçseydim?” diyerek oyunun ilk 10 saatini sürekli başa dönerek geçireceksiniz. Ben yine de Eora’daki ırklara, bölgelere, sınıflara şöyle bir bakış atalım, size ön bilgi verelim diyerek bu bilgilendirme yazısını hazırladım.

EORA

lorekeeper-pillars-of-eternity-2

Eora, Pillars of Eternity’nin geçtiği dünyanın adıdır. Farklı kıtalar ve adalanmalar mevcut olsa da Pillars of Eternity’nin asıl hikayesi doğu taraflarına odaklanıyor daha çok. Bilinen tarihi 12,000 yıl geriye kadar gitmekte ve alışık olduğumuz fantastik diyarlara oranla çok daha detaylı işlenmiş, basmakalıplıktan uzak bir etnik yapı mevcuttur Eora’da. Mesela Vailia Cumhuriyetinde yetişmiş bir cüce, Deadfire Takımadalarındaki bir cüceden daha çok Vailialı bir elfle ortak noktalara sahip olacaktır.

Okumaya devam…

lorekeeper-rpg-1

RPG Olmak ya da Olmamak…

Gün içerisinde takip ettiğim çeşitli Reddit sayfalarını kontrol etmek benim için artık rutin bir işlem. Hem belli başlı oyunlarla ilgili kaçırdığım haber varsa onları hem de benim gibi başka oyuncuların paylaştıklarını okumak hoşuma gidiyor. En azından genelde… Zira bu sefer Pillars of Eternity’nin subreddit’i olan /r/ProjectEternity’de okuduğum şey resmen kanımı dondurdu. “Merhaba, ben bu oyunu yeni keşfettim,” diyordu başlığı açan kullanıcı. “Yakın zamanda oynadığım diğer iki büyük RPG oyununa kıyasla nasıl bir şey olduğunu merak ettim: Path of Exile ve Diablo 3.” Bi’ dakika, ne?!

Durun, daha bitmedi… “Wikisine şöyle hızlıca bir baktım da, çok fazla şey var ya. 6 ırk, 11 sınıf ve bunların birbirleriyle kombinasyonları, hibrid özellikler falan derken bu tarz diğer oyunlardan daha kompleks bir oyunmuş galiba. Path of Exile’dan farklı olarak karakterini nasıl geliştirdiğinden çok, ilk başta nasıl yarattığın da çok şey fark ettiriyor. Savaş sistemi de enteresan, gerçek zamanlı ama durdurabiliyorsun da… Çok acayip.” diye devam ediyor aynı kullanıcı mesajına.

Okumaya devam…