lorekeeper-hots-butcher-0

Kimdir, Nedir: The Butcher

Cennet ve cehennemin bitmek bilmeyen savaşı, Ebedi Mücadele, sonunda Sanctuary’nin sınırlarını da aşarak Nexus’a kadar taştı. Sonsuzluğun bahçelerinde, cennetin uyum içinde tek bir nota gibi yankılanan şarkısı cehennemin kaotik kakofonisine karışırken bu sefer sadece melekler ve iblisler değil, başka dünyalardan gelen ve Nexus’ta yolları kesişmiş kahramanlar da bu savaşın içinde aktif olarak yer alıyordu. Ancak Nexus öyle bir yerdi ki, ışığın yanında yer alan meleklerden bazılarının karanlığa düştüğüne ya da en korkulan cehennem efendilerinin bile meleklerin yanında savaştığına şahitlik etmek mümkündü. Kısacası Ebedi Mücadele sürse de, dengeler tamamen alt üst oldu. Ve o alt üst olan dengelerin tam ortasında, elinde satır ve orağıyla yeni bir savaşçı Nexus’a giriş yaptı. Havayı kokladı, uzun dişlerin çerçevelediği dudaklarına geniş ve çarpık bir gülümseme yayıldı. “Ah, taze et!” diye haykırdı iblis. Ve elindeki satır ve orağı birbirine sürterek en yakındaki avın peşine düştü…

 

Okumaya devam…

lorekeeper-rpg-1

RPG Olmak ya da Olmamak…

Gün içerisinde takip ettiğim çeşitli Reddit sayfalarını kontrol etmek benim için artık rutin bir işlem. Hem belli başlı oyunlarla ilgili kaçırdığım haber varsa onları hem de benim gibi başka oyuncuların paylaştıklarını okumak hoşuma gidiyor. En azından genelde… Zira bu sefer Pillars of Eternity’nin subreddit’i olan /r/ProjectEternity’de okuduğum şey resmen kanımı dondurdu. “Merhaba, ben bu oyunu yeni keşfettim,” diyordu başlığı açan kullanıcı. “Yakın zamanda oynadığım diğer iki büyük RPG oyununa kıyasla nasıl bir şey olduğunu merak ettim: Path of Exile ve Diablo 3.” Bi’ dakika, ne?!

Durun, daha bitmedi… “Wikisine şöyle hızlıca bir baktım da, çok fazla şey var ya. 6 ırk, 11 sınıf ve bunların birbirleriyle kombinasyonları, hibrid özellikler falan derken bu tarz diğer oyunlardan daha kompleks bir oyunmuş galiba. Path of Exile’dan farklı olarak karakterini nasıl geliştirdiğinden çok, ilk başta nasıl yarattığın da çok şey fark ettiriyor. Savaş sistemi de enteresan, gerçek zamanlı ama durdurabiliyorsun da… Çok acayip.” diye devam ediyor aynı kullanıcı mesajına.

Okumaya devam…

lorekeeper-mage-clan-wars-1

Diablo Tarihçeleri – Bölüm 4: Büyücü Klan Savaşları

Cennet ve Cehennem’in sonsuz bir döngüye girmiş olan savaşı, Günah Savaşı‘yla birlikte bambaşka bir düzleme kayıp, beklenmedik bazı sonuçlara yol açmıştı. İlk defa iki taraf arasındaki savaşa üçüncü bir partinin karışması ve dahası, bu üçüncü partinin hem Cennet’in hem Cehennem’in güçlerini savaş alanından silecek kadar güçlü olması herkes için beklenmedikti. Sonuç olarak Cennet ve Cehennem, Sanctuary’den geri çekilerek Nephalem’i kendi hallerine bırakmak zorunda kaldı. Ancak Cennet ve Cehennem’in gidişi, güçleri yavaşça Dünyataşı tarafından emilmekte olan Nephalem’ler için her şeyi yoluna koymuyordu.

Okumaya devam…

WoWScrnShot_121714_192705

World of Warcraft Addon Rehberi

[LEGION İÇİN GÜNCELLENDİ!]

Her ne kadar Blizzard’ın standart arayüzü başlangıç için fazlasıyla yeterli olsa da, Warcraft’ın o büyülü evrenine daldıkça daha fazlasına ihtiyaç duyduğunuzu hissedeceksiniz. Belki “Ya keşke şöyle bir şey de olsaydı” olarak baş gösterecek bu ihtiyaç, belki de bir arkadaşınızın çektiği ekran görüntüsündeki şekilli yeni düğmeler… Ancak öyle ya da böyle Addon denilen meredin varlığını keşfettiğinizde aslında çok daha fazlasını elde edebileceğinizin de farkına varacaksınız…

Okumaya devam…

lorekeeper-gunah-savasi-1

Diablo Tarihçeleri – Bölüm 3: Günah Savaşı

Lilith’in Nephalem’i korumak için göze aldığı katliamın sonuçları herkesin tahmininden büyük olmuştu. Inarius, suçları yüzünden Lilith’i Sanctuary’den sürgün etti. Beraber yaşamayı öğrenmeye başlamış olan melek ve iblisler arasında yine çatışmalar baş göstermişti. Ve hepsinden önemlisi, Nephalem o büyük potansiyelini, sınırsız gücünü kaybetmişti. Böylece Inarius ve onun takipçileri gölgelere çekildiler. Kimisi Sanctuary’yi terk ederken, kimisi ise kalıp gizlice insanlığın gelişimini gözlemledi. Efsanelerin söylediğine göre çeşitli zorluklarla yüzleşen ve mücadele eden insan ırkı, zamanla Inarius’un takdirini bile kazandı. İnsanlığın artık melek ve iblislere bir tehdit oluşturmadığını gören Inarius, Triune inancını da tam bu sırada keşfetti. Diablo, Mephisto ve Baal’ın etkisini derhal tanıyan Inarius bu sefer sadece kendisi ve takipçileri için değil, kendi kanını taşıyan çocuklarının geleceği için de endişe etti…

Okumaya devam…

lorekeeper-nephalemin-dogusu-1

Diablo Tarihçeleri – Bölüm 2: Nephalem’in Doğuşu

Cennet ve Cehennem’in uğruna savaştığı “Yaratılışın Kalbi” yani Dünyataşı, isminin aksine bir taştan çok daha fazlasıydı. “Anu’nun Gözü” olarak da bilinen Dünyataşı, kabaca bir dağ boyutundaydı ve uçsuz bucaksız bir gücü bünyesinde barındırıyordu. Hakkındaki efsaneler Dünyataşı’nın gücünü elinde tutan tarafın zahmetsizce yoktan dünyalar var edebileceğini, gerçekliğin dokusunu eğip bükebileceğini söyler. Yine aynı kaynaklarda her iki tarafın da belli dönemlerde taşın üstünlüğünü ele geçirmiş olduğu yazmaktadır. Melekler bu gücü mükemmel bir düzene sahip dünyalar yaratmakta ve kendi idealleri olan adalet, umut, bilgelik, kader ve yiğitlik gibi değerleri yaymakta kullanırken; iblisler ise meleklerin yarattığı dünyaları yok etmede, korku ve nefret saçmakta kullanmışlardı. Bu kısır döngü yüzünden yaratılan dünyaların hiçbiri gelişip yeterince büyüyememiş ve kısa bir süre içinde ölüp gitmişti…

Okumaya devam…

lorekeeper-anu-and-tathamet-1

Diablo Tarihçeleri – Bölüm 1: Anu ve Tathamet

Başlangıçtan önce boşluk vardı. Ne hava, ne sıcaklık, ne ışık, ne karanlık… Tek bir pürüzsüz, mükemmel inci dışında koca bir hiçlikten ibaretti her şey. Bu incinin içindeyse akıl sır ermez bir kudretteki Anu rüya görmekteydi. Parlak elmastan oluşan bedeniyle Anu bütün var oluşun özetiydi: İyi ve kötü, aydınlık ve karanlık, somut ve soyut, neşe ve keder -her şey onun kristal yüzeyindeki yansımalardan ibaretti aslında. Ve bu sonsuz rüya halinde, Anu kendini daha da saf ve mükemmel hale getirmek için kötü kısımlarından arınmaya karar verdi. Ve böylece kötü, karanlık, soyut, keder ve daha nicesi Anu’nun bedeninden atılarak o büyük ahensizliği, zıtlığı sona erdirmiş oldu.

Okumaya devam…