lorekeeper-nier-automata-felsefesi

NieR: Automata Felsefesi

İşin aslına bakarsanız NieR: Automata’nın evreni hem makineler hem de YoRHa Birimleri açısından keder ve hüzün doludur. Hem dünyayı istila eden makineler hem de insanlık için savaşan YoRHa Birimleri oluşan düzenin bozulmaması, çarkların sorunsuzca dönmesi için oluşturulan birer piyondurlar. Bir yanda uzaylılar için insanlığa ve YoRHa’lara karşı savaşan makineler, bir yanda da insani duygular yaşaması yasaklanan YoRHa Birimleri… Üstelik ortada ne uzaylılar ne de insanlık kalmışken.

Uzaylıların binlerce yıl önce öldükleri gerçeği oyunda karşımıza çıkarken insanlığın tamamen yok olduğu ise oyunun ‘gerçek sonunda’ bizlere açıklanıyor. Görünen o ki Gestalt Projesi’nin gerçekleşememesinden ötürü hem Replicantlar hem de insan ruhları giderek yok olmaya başlamış, hayatta kalan son insanların DNAları ise bilgisayarlara kayıt edilerek Ay’daki üsse taşınmıştı. İnsanlığın yok olmasını diğer Androidlerden saklamayı hedefleyen Android kumandanları, YoRHa projesini ortaya çıkardı. Bu olayın ardındaki sebep ise insanlığın yok olduğu bir evrende Androidlerin varoluşsal krize girmesini engellemekti. Hizmet edecek efendilerinin artık olmadığını fark eden Androidler hayatlarındaki yegane amacı, anlamı kaybedebilir ve böylelikle depresyona da sürüklenebilirlerdi. Ancak YoRHa Birimleri oldukça güçlü ve makineleri rahatça yok edebilecek kapasiteye sahiplerken savaş neden uzamıştı? Bunun sebebi ise YoRHa kumandanlarının ‘mantık virüsü’ isimli bir virüs programlamış olmasında yatıyordu. Ay’da bulunan üste saklanan bu mantık virüsü YoRHa Birimleri’ne bulaşıyor ve Androidlerin zamanla bozulup hata vermesine sebep oluyordu. Böylelikle savaş asla bitmeyecek, yeni üretilen Androidler ile de bitmek bilmeyen bir döngü içerisinde bu düzen devam edecekti. Bu gerçekleşen olayların sebebi ise insan olmaktan çekinen, insan olmayı yasaklayan YoRHa kumandalarının işiydi. YoRHa Birimleri’ni hazırladıkları ‘insanlık propagandaları’ ile etkileyen hatta Androidlerin beyinlerini yıkayan bu düzenin oluşturulmasının yegane sebebi, yaratıcıları olmayan Androidlerin yaşayacağı varoluşsal krizdi.

lorekeeper-nier-automata-felsefesi-5

Bu krizin gerçekleşmesi kaçınılmaz olsa da 9S’in sorgulayan bir karakter olduğunu, 2B’ye de sorgulayıp düşünmeyi öğrettiğini ve nihayetinde bu iki karakterin herhangi bir şekilde varoluşsal kriz yaşamadığını görebiliyoruz. Hatta tam aksine 9S gerçekleşen olaylardan ötürü merak eden, araştıran bir kimliğe bürünmüş ve görev sırasında desteklediği 2B’nin tabularının yıkılmasında da önemli bir rol oynamıştı. 2B ilk başlarda mesafesini korumuş fakat karşılaştıkları her engelde kendisine destek olan 9S’e karşı sempati beslemiş, nihayetinde 9S’in bile şaşıracağı düzeyde ona değer vermeye başlamıştı.

Amacından ve görevinden şaşmayan 2B gittikçe 9S’e yakınlaşmış, zaman zaman teşekkür etmiş ve yanındaki birim hasar gördüğünde tüm görevlerini kenara bırakıp arkadaşının yardımına dahi koşmuştu. Sempati, değer ve arkadaşlık. NieR: Automata insanlığın yok olduğu, makinelerin ve Androidlerin yaşadığı bir evrende insani hislerin ortaya çıkmasını başarılı sahnelerle ele alan bir yapımdır. Makineler veya Androidler asla “Ben insan gibi yaşamak, hissetmek istiyorum!” demez, aksine deneyim, merak ve kendi edindikleri benliklerle birer insana dönüşürler. O hâlde insan dediğimiz canlıları betimleyen şey nedir? Vücutlarımız mı, yoksa düşünerek verdiğimiz kararlar ve kişiliğimizi şekillendiren hisler mi?

Peki ya makineler? Onlar nasıl düşünmeye, merak etmeye ve ardından ‘insanlığı taklit etmeye başladı? 9S ile oynadığımız zaman bir ara sahne ile karşılaşıyoruz ve böylelikle ‘makineler için mitoloji’ diyebileceğimiz bilgilere tanık oluyoruz. Yıllar öncesinde bir volkan patlar ve içerisinden devasa bir makine belirir. Bu makine, diğerlerinin gözünde ‘Tanrı’ olarak görülür. Bu tanrı makine olarak bahsedilen varlık, bir nevi ‘Deus Ex Machina’, yani makineleşmiş ‘yapay tanrı’ olarak kendisini göstererek diğer makinelere ‘ego’ yani ‘benlik’ vermesiyle bilinir. Böylelikle savaşın yıkımından geriye kalan makineler merak etmeye, insanlardan kalan eşyaları ve kitapları karıştırarak bizim günlük yaşantımızda yaptıklarımızı taklit etmeye başlarlar. Engels isimli devasa makineler öldürmeye programlanmış olsalar da aslında yaptıkları şey bir nevi kendilerini savunmaktan öte değildir. Sonuçta YoRHa Birimleri’nin yegane görevi bu makineleri yok etmekken makineler de bir yandan insanlığı öğreniyor, kavramları kabullenmeye ve taklit ederek yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlardı. ‘Öldür…öldür!’ derken de kendilerini savunmaktan başka bir şey yapmıyorlardı aslında. Hikâyede ilerlememizle birlikte bu durum öyle bir hâl alıyor ki karşımızdaki patlamak üzere olan makine “Artık içimde yaşama isteği yok, arkadaşlarımın hepsini, ailemi öldürdünüz. Daha fazla dayanacak gücüm kalmadı. Lanet olasıca Androidler, bizleri yıllardır öldürmeye çalışıyorsunuz,” diyebiliyor.

lorekeeper-nier-automata-felsefesi-6

İnsan doğasının en temel hislerinden olan sevgi, aşk, aile olgusu ve cinsellik gibi kavramlar da daha ilk görevden karşımıza çıkıyor. Haritadaki çöl bölgesinde bulunan ve NieR’de karşılaştığımız kabileye benzer maskeler ile örtüler takan bu robotlar varoluştan daha çok aşka, sevgiye ve ailevi kavramlara yönelmekle birlikte bizlerin karşısına ilginç bir sahneyle de çıkıyorlar. Bir köşede, bebek arabasını bir sağa bir sola ilerleterek ‘sözde’ bebeğini uyutmaya çalışan bir ‘anne makine’ ve yanında da ‘farklı pozisyonlarda çoğalmaya çalışan çift robotlar’ dikkatimizi çekiyor. Oyunun daha ilk bölümlerinde böylesine çarpıcı bir sahneye sahip olması benim oldukça ilgimi çekmişti açıkçası. Hem şaşırmış hem de gülmüştüm zira robotların ‘çoğalmak uğruna’ birbirleriyle çarpışması komik ama bir o kadar da dramatik gelmişti. Eski dünyadan, insanların geriye bıraktıkları kalıntılardan bunları öğrenmiş ve taklit etmişlerdi. Bu noktada çoğalmaya çalışan robotların yok edilmesi gerektiği emrini alan 2B ve 9S, o köyde bir nevi ‘katliam’ yapmış ve nihayetinde de bio-mekanik olarak tanımlayabileceğimiz insansı bir Android’in ortaya çıkmasına sebep olmuşlardı. İnsanlar gibi doğurmaya ve üremeye gayret gösteren robotlar, bu katliam karşısında ne yapacaklarını bilmeden birleşmiş ve bu birleşimden de ‘Adam’ yani ‘Adem’ olarak kendisini isimlendiren varlık ortaya çıkmıştı.

NieR:Automata_20170315211133