lorekeeper-silent-hill-tarihceleri-bolum2-tarikat-0

Silent Hill Tarihçeleri – Bölüm 2: Tarikat ve Kasabanın Tekrar Kuruluşu

Tarikat’ın Mezhepleri

Tarikat, kendi içinde birkaç ayrı yan grup ve mezhebe de sahipti. Her bir mezhep kendi içinde farklı inanç tarzlarına ve davranışlarına sahipti. Bunlardan özellikle önem taşıyanlar şunlardı:

Kutsal Kadın Mezhebi

Bu mezhep, Dahlia Gillespie adında bir rahibenin etrafında konuşlanmıştı. Silent Hill’de ve çevresinde gerçekleşen felaketlerin bir çoğundan sorumlu bu rahibe, aynı zamanda Alessa Gillespie‘ın annesi ve Tarikat’ın da lideriydi.

Kutsal Kadın Mezhebi’nin mensupları, Tanrı’nın bir gün Dünya’ya geri döneceğine inanırlardı ve o günü beklerlerdi. Ancak Dahlia, Tanrı’nın yeniden doğuşunu hızlandırmak için kızı Alessa’yı kurban ederek yaktı. Bu mezhebin ana üyeleri; Dahlia Gillespie, Claudia Wolf, Vincent Smith ve Leonard Wolf ile beraber dört kişidir. İnançlarının temeline göre Tanrı geldiğinde kıyamete sebep olacak ve ona inananları hiç zarar vermeden cennete alacaktı. Fakat bazı üyeler (misal, Vincent Smith) bu inanışı pek de kuvvetli bir şekilde savunmuyordu ve farklı fikirlere sahipti. Claudia ise acı ve nefretten doğacak bir Tanrı’nın çok daha sempatik ve anlayışlı olabileceğini savunuyordu.

Kutsal Anne Mezhebi

Kutsal Anne (Tanrı’nın Annesi olarak adlandırılan Alessa Gillespie ile karıştırılmasın) Mezhebi’nin üyeleri, bir büyücü yetiştirmek için kendileri tarafından idare edilen Dilek Evi Yetimhanesi‘ni kullanmışlardı. Anne Taşı’na kutsal bir şeymiş gibi saygı göstererek Tanrı’ya “Kutsal Anne” diye seslenirdiler. Bu mezhep, Kutsal Anne’nin bir büyücü aracılığıyla ruhani bir şekilde ellerinde bulunan bir cisme ineceğini ve o cismin kutsal olarak kabul edileceğine inanırdı. Bir nevi putperest bir anlayışa sahiptiler yani. Bu mezhebin önemli üyeleri arasında Toby Archbolt da vardı. Genel olarak Kutsal Kadın Mezhebi’nin üyelerine göre daha pasif kalsalar da içlerinde bulunan acımasızlığı baktıkları yetimlere karşı olan davranışlarına da yansıtırlardı. Söz konusu yetimlerden göze çarpan bir isim de Walter Sullivan’dı.

lorekeeper-silent-hill-tarihceleri-bolum2-tarikat-3

Valtiel Mezhebi

Bu mezhep Jimmy Stone adındaki rahibin önderliğinde kurulmuştu. Üçgen şeklinde, kırmızı bir başlık taktığından dolayı Tarikat’ın içinde “Kızıl Şeytan” olarak anılırdı. Walter Sullivan tarafından Dilek Evi Yetimhanesi’nde kafasından vurularak öldürüldü ve kalbi çıkartıldı. Söylentilere göre huzursuz bir şekilde dolaşan hayaleti Güney Ashfield Zirvesi apartmanının 302 numaralı odasında sıkça görülürdü. Bu mezhebin mensupları kırmızı başlıklarla yüzlerini gizler ve Valtiel’in huzurunda cellat görevini üstlenirlerdi. Jimmy Stone’a ilave olarak George Rosten da mezhebin bünyesindeki önemli isimlerden biriydi. Kendisi Jimmy Stone’un yardımcısı ve sağ kolu görevini üstlenmişti.

Shepherd’s Glen Mezhebi

Tarikat’ın bünyesinde bulunan isimsiz bir mezhep de Shepherd’s Glen’de yer almaktaydı. Daha ufak gruplara bölünmüş bir mezhepti ve üyeleri genellikle Tarikat’tan ayrılarak daha huzurlu, istikrarlı bir yaşam sürmek isteyen kişilerden oluşmaktaydı. Her ne kadar Tarikat’dan kopmuş olsalar da çoğu kök inanç ve davranışları sürdürmeye devam etmişlerdi. Bunlara Tanrı’ya duydukları inanç ve disipline olan tutkuları da dahildi. Bu mezhebi ortaya çıkaran kurucu aileler, Tanrıları ile bir anlaşmaya girmişlerdi: Eğer her 50 yılda bir dört aileden de bir çocuk kurban verilirse, Shepherd’s Glen kasabası “öbür dünya”nın etkilerinden korunacaktı. Söz konusu dört aile Shepherd, Holloway, Bartlett ve Fitch ailelerini kapsıyordu. Ancak kaynaklar, Adamn Shepherd’ın anlaşmayı sürdürmekte başarısız olduğunu ve Shepherd’s Glen’in de bu yüzden “öbür dünya”nın etkilerini birincil elden tecrübe ettiğini söyler. Bu mezhebin önde gelen üyeleri arasında Curtis Ackers, Adam Shepherd, Lillian Shepherd, Sam Bartlett, Martin Fitch ve Margaret Holloway bulunmaktaydı.

Tarihçelerimizin Tarikat ile doğrudan alakalı bölümünün sonuna gelirken bir kez daha Tarikat’ın hangi üyelerden oluştuğunu hatırlayalım:

Walter Sullivan,

Dahlia Gillespie,

Michael Kaufmann,

Leonard Wolf,

Claudia Wolf,

Jimmy Stone,

Vincent Smith,

Margaret Holloway,

Jennifer Carroll,

Vincent Cooper,

Lillian Shepherd,

Toby Archbolt,

Adam Shepherd,

Curtis Ackers,

Tarikat Askerleri,

George Rosten,

Martin Fitch,

Sam Bartlett,

Aziz Stone.

Sanırım bu bilgiler Tarikat’ın köküne yeterince inmiş ve bu organizasyonun nasıl işlediğine dair size fikir vermiştir. Şimdi tekrar sislerin sardığı kasabaya, Kuzgun’un Yuvası, Susturulmuş Ruhların Yeri‘ne dönelim…

lorekeeper-silent-hill-tarihceleri-bolum2-silenthill-1

1700’lü yılların başında, nereden geldiği bilinmeyen esrarengiz bir salgın hastalık yüzünden kasaba sakinleri evlerini terk edip kaçmak zorunda kaldı. Hastalık bulaştığı insanları acı içinde öldürüyordu ve bu hastalığa karşı bilinen bir tedavi yöntemi de yoktu. Hatırlarsanız tarihçelerin ilk bölümünde yerlilerin bu kasabanın kutsal olduklarına inandıkları ve bu toprakları hor kullananların lanetleneceğinden bahsettiklerine değinmiştik. Haliyle bu hastalığın lanetin bir sonucu olduğu çıkarımına varmak çok da zor değil. Yaklaşık 20-30 senelik bir süreç boyunca terk edilmiş bir şekilde duran kasaba, nihayetinde Daniel R. Bryant adında bir adam ve beraberinde getirdiği otuz dört kişilik bir grupla birlikte tekrar hayata döndü. Ana kaynaklarda pek bahsedilmese de Toluca Gölü’nü geçerek kasabaya ulaşan grubun Silent Hill’i eski günlerine döndürüşü bu şekilde gerçekleşmişti. Kasabaya tekrar hayat getiren Daniel R. Bryant, 1743 yılında geçirdiği ağır grip sonucunda hayatını kaybettikten sonra kasabaya gömüldü.

1810 ve onu izleyen yıllarda kasaba bir sürgün kolonisi olarak tekrardan kuruldu. Ne lanetten ne de hastalıktan hiç iz taşımayan kasaba bu sefer oldukça sağlıklı ve davetkar gözükmekteydi. Giderek gelişip güzelleşen kasabaya Silent Hill Hapishanesi ve Brookhaven Hastanesi de bu dönemde kuruldu. İlk hali bir barakadan farksız olan Brookhaven Hastanesi’nin amacı göçmenlerle birlikte gelen bulaşıcı hastalıkları tedavi etmek ve önlemekti. Yavaş yavaş gelişip bambaşka bir yer halini almaya başlayan kasaba, işte tam olarak bu dönemlerde bugün de resmi olarak bilinen o adı aldı: “Silent Hill”. Yani Sessiz Tepe.