Lorekeeper

KİMDİR, NEDİR: SONYA

Sığınak’ın kaydedilmiş tarihinin başlangıcından çok daha önce hikâyelerini, destanlarını söyledikleri şarkılarla nesilden nesile aktaran barbarlar, “Bul-Kathos’un Çocukları” olarak da bilinirlerdi. Bu destanlara göre ilk nesil nefalemlerden olan ve barbar soyunun en büyük atası sayılan Bul-Kathos, druid kardeşi Fiacla-Géar ile birlikte Dünyataşı’nı korumaya gönüllü olmuştu. Fiacla-Géar, Scosglen’de kendi takipçilerini toplarken Bul-Kathos da Kuzey Bozkırları’ndaki barbar kabilelerine çağrıda bulunmuştu. Böylece Dünyataşı’nı daha iyi koruyabilmek için göçebe yaşam tarzlarını geride bırakıp Arreat Dağı civarına yerleşmeye başladılar. Kendilerini büyük ölçüde dış dünyadan çektiler ve yabancı tüccarların arada şehirlerine girmesine izin verseler de Arreat Dağı’nı dışarıdan gelen herkes için yasak bölge ilan ettiler.

Normalde birbirleriyle mücadele ve çatışma içerisinde olan kabileler, ataları Bul-Kathos tarafından verilen bu görevi canla başla benimsediler ve bütün kültürlerini Dünyataşı’nı korumak üzerine kurdular. Bul-Kathos’un maceraları yeni nesil barbarlara anlatılmaya devam etti ve onlar farkına bile varmadan nefalem güçleri gittikçe zayıflayarak zaman içinde tamamen kayboldu.

İlk nesil nefalemlerden Bul-Kathos

Aradan geçen çağlarda Bul-Kathos’un vücudu yitip gitmiş olsa da ruhu Arreat Dağı’nı ve halkını korumaya devam etti; hayattayken hüküm sürdüğü Ölümsüz Taht ise boş kaldı. Buna rağmen barbarların efsanevi başka liderleri de oldu. Barbar Worusk, halkının sınırlarını güney ormanlarına kadar genişletti. Onun hükmünde Harrogath’ta bir Kıdemliler Meclisi kuruldu ve bu meclis, Worusk’un ölümünden sonra bile barbar halkına yol göstermeye devam etti. Bir noktada Samuren İmparatorluğu barbar topraklarına saldırıda bulundu ve yakaladıkları barbarları köle olmaya zorladı. Ancak savaşçı Raekor, Öküz Kabilesi’ni toplayıp karşı koydu ve Samuren İmparatorluğu’nun başkentini yağmalamaya gidecek kadar büyük bir zafer kazandı. Daha sonraki asırlarda Zakarum inancını yaymak için sefere çıkan Rakkis Oğulları’yla çatışan barbarlar, batıdaki topraklarının bir kısmını kaybettilerse de Kuzey Bozkırları’nda geçit vermediler.

Ancak artık Tristram’ın Kararışı olarak andığımız ve bildiğimiz olaylar, barbar kabilelerinin kaderini ve Arreat bölgesini tamamen değiştirecekti. Mephisto ve Diablo’nun yenilgisinin ardından tek başına kalan Baal, şeytani planlarını gerçekleştirmek için barbar başkenti Sescheron’u kuşatmaya aldı. Sescheron, Baal’ın ve ordularının geçmesini kesin bir şekilde reddetse de Yıkımın Efendisi şehre saldırarak dümdüz etti. Şehrin liderlerinden Kanai, en umutsuz anında bile şehri büyük bir başarıyla savunmuş olsa da Baal’ın orduları karşısında duramadı; ancak savunma sırasında gösterdiği yiğitlik sebebiyle Bul-Kathos dışında Ölümsüz Taht’a oturmaya layık görülen tek barbar oldu. Neredeyse şehirdeki bütün barbarları öldüren Baal’ın ordularıyla Arreat Zirvesi arasında duran tek şey Harrogath ve onun koruyucularıydı. Sonya da Harrogath’ın koruyucularından biriydi.

Baal’ın güçleri karşısında bir süre dayanmayı başaran Harrogath’ın Kıdemliler Meclisi, eski bir druid büyüsü kullanarak kendilerini feda ettiler ve şehri koruyacak bir bariyer ördüler. Bu bariyer, Sonya ve şehrin diğer savunucuları Baal’ın ordularına karşı savaşmaya devam ederken onlar için bir umut oldu. Ancak Kıdemliler arasında hayatta kalan tek kişi olan Nihlathak, ırkdaşlarına ihanet ederek Baal’a dağı koruyan Kadimlerin ruhları tarafından engellenmeden geçmesini sağlayacak kutsal bir totem verdi. Harrogath’ı ele geçirmesine gerek kalmayan Baal, böylece geriye kalan bir avuç barbarı kendi hâline bırakarak şeytani planını uygulamak için Arreat Dağı’nın derinliklerine daldı. Diablo ile Mephisto’yu yenmiş kahramanlar yanlarında Başmelek Tyrael ile birlikte Harrogath’a vardıklarında Baal amacına çoktan ulaşmıştı. Yozlaşmış Dünyataşı’nı yok etmek geriye kalan son çareydi. Tyrael insanlığı kurtarmak için kılıcı El’druin’i fırlatarak taşı yok etti ve dağın patlamasına sebep oldu. Zehirli kül bulutları bütün bozkırın üzerine yayılırken eskiden Arreat Dağı’nın olduğu bölgeden geriye ise koca bir krater kaldı. Dehşete düşen ve ne yapacaklarını bilemeyen barbar kabileleri hayatta kalmaya çalışarak tekrar göçebe hayatlarına döndüler. Kuzey Bozkırları ise Dehşet Toprakları olarak anılmaya başlandı.

Gezgin Barbar Sonya

Bütün hayatlarını Dünyataşı’nı korumaya adamış barbarlar bu dönemde büyük bir boşluğa düştüler. Kimisi onurunu ve ideallerini kaybederek vahşi, saldırgan haydutlara ve hatta yamyamlara dönüştü. Kimisi inancını kaybetti. Ancak Sonya ve onun gibi bazı barbarlarsa bunu bir fırsat olarak gördüler. Artık özgürlerdi. Sığınak’ın dört bir yanındaki insanlarla tanışıp onlara yardım edebilirlerdi. Böylece kabilesinden geriye başka kimse kalmamış olan Harrogathlı Sonya, bir gezgin hâline geldi…