Lorekeeper

FALLOUT TARİHÇELERİ – BÖLÜM 2: BÜYÜK SAVAŞ SONRASI

Fallout 4 4K

23 Ekim 2077. Güneşli bir Cumartesi sabahı – en azından Pasifik saatiyle. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde hayat sakin ve nispeten mutluydu. Alelacele kahvaltı yapıp da geç kaldığı toplantısına yetişmeye çalışan stresli bir iş kadını, çalıştığı içecek firmasının yeni ürününü ülkenin bir ucundan diğer ucuna taşımakla görevlendirilmiş bir kamyon şoförü, uygulanan okul gezisinde bir grup ilkokul öğrencisini dizginlemekle görevli bir öğretmen ve o sabah güzel bir kahvaltı yapmaya karar vermiş mutlu bir aile… Bildiğiniz sıradan bir cumartesi işte. Sakin, canlı ve gelecekle ilgili yığınla planı olmasına karşın hemen sonrasında olacaklardan bihaber bir sabah…

En azından sirenler çalana kadar durum buydu.

Ve beraberinde düşen bombalara kadar…

Her şey gerçekten çok hızlı gerçekleşmişti. Tarihin en kanlı, daha doğrusu en yıkıcı savaşlarından biri, aynı zamanda en kısa sürede sonuçlananlardan biri olmuştu. Olayın ardında yatan sebep-sonuç ilişkisi ve getirdiği kibir, aç gözlülük ve en nihayetindeki akıl almaz aptallık ise daha köklü ve bir o kadar anlamsızdı. Sonu gelmeyecekmiş gibi kullanılan kaynakların yarattığı kaçınılmaz kıtlık, bunun altından sabırsız bir şekilde kalkmaya çalışan ülkelerin açgözlülüğü, bütün bu kıtlığın doğurduğu belli başlı agresiflik ve bu agresifliğin yarattığı akıl almaz yıkım… Elde sadece herkesin kaybettiği bir savaş kalmıştı.

Bu durum hikayenin başlangıcıydı elbette; sonu ise daha kanlı ve engin bir sebepsizlik içeriyordu. Bahsi geçen yıkımı öngören insanların birçoğu bunun her şeyin sonunu getireceğini düşünüyordu; lakin öyle olmamıştı. Tarihin en lanetli 2 saatinin sonucunda can çekişen Yerküre’den arda kalan pek bir şey olmamasına rağmen insanoğlu yine o hayatta kalma konusundaki kadim inadını sergileyerek kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyordu. Bunu ne kadar başarılı bir şekilde yaptığının cevabı ise Çorak Topraklar’da bu soruyu sorduğunuz kişiye bağlı…

Bu yazının asıl merkezi ise tam da bu konu ekseninde dönüyor işte — Büyük Yıkım’ın sonunda insanoğlunun olmazsa olmazı o bütünlük hissini, yeniden canlandırmaya çalışan gruplar hakkında bilgi vermek… Takdir edersiniz ki, bu sözü geçen grupların paylaştığı ortak özellikler, bir bütünlük arayışı içinde olmalarından öteye geçmiyordu. Bu da insanlığı, el birliğiyle uğraşıp, gezegene ve kendilerine getirdiği yıkıma bir son verip de kendilerini günahlarından arındırarak yeni bir altın çağa ulaşma çabalarının olması gibi (sözü geçen gruplar da dahil) herkesin arzuladığı, lakin kimsenin beceremediği pek de gerçekçi olmayan bir fikirden ziyade; farklı radikal fikir çatışmalarının doğurduğu ve sonu gelmez savaşların yaşandığı bir noktaya sürüklemişti. Bir diğer kanlı çağa yani…

Neyse. Yazının buradan sonrası, Çorak Topraklar’ın Kuzey Amerika kıtasındaki en büyük ve en tesirli grupları/organizasyonları/orduları hakkında ne çok uzun ne çok kısa, genellikle Spoiler’dan mahrum bilgiler barındıracaktır — en azından onları tanımanıza yetecek kadar. Lafı fazla uzatmadan o kısma geçip metni biraz daha didaktik hale çeviriyorum:

[well]Birlik

Tanım: Birlik, insanlığın kendi başına getirdiği muazzam belanın bir yan etkisi sonucu oluşmuş bir grup olarak nitelendirilebilir. Öyle ki, eski dünyanın ileri gelen insanları kendi topraklarını daha güçlü ve erdemli kılması için tasarladıkları belli başlı deneylerden bir tanesi olan, sıradan bir insanı tepeden tırnağa bir savaş makinesine çeviren bir virüsü hiç üretmemiş olsaydı; ne kendi ideolojilerini başkalarına empoze etmeye çalışan bu Birlik olurdu ne de benim bu satırları yazmak için bir nedenim. Birlik, en basit tabiriyle bir mutant ordusu, aynı zamanda da bir tarikattır. Çorak Topraklar’da onlara katılan herkesi de birer mutant yapıp katılmayanları ise gezegenin yüzeyinden silene kadar durmamaya yemin etmiş bir organizasyondur. Lideri, kendine Üstat diyen ve ne idüğü belirsiz bir şekilde korkunç derecede mutasyona uğramış bir insandır.

Birlik, tek başına hareket eden bir kuruluş olmamakla birlikte, adı altında bulunan iki ayrı grubun ortak amacı ve ortak yönetimi olduğu söylenebilir. Bunlar sırasıyla şöyledir:

Katedralin Çocukları Logosu

İlkeleri: Birlik, bir nevi Sosyal Darwinizm’i benimser aslında. Yerküre artık izbe ve yaşanılamaz bir haldedir. İnsanlık yaşamaya devam etmek istiyorsa ona adapte olması zorunludur. Bunu uygulamanın en kolay yolu da hali hazırda gezegenin yeni haline adapte olmayı başarmış; herhangi bir canlıyı daha büyük, daha zeki ve daha güçlü yapabilen FEV adındaki bir virüsü tüm insanlığa enjekte ederek medeniyeti bunun üzerinden Yeni Dünya Düzeni’ne ilerletmektir.

KuruluşuBirlik, kuruluşunu Richard Grey (ya da Richard Moreau) adıyla bilinen bir adama borçludur. Richard Moreau, 2092’de bilinmeyen bir sebepten dolayı işlediği cinayete kadar 8. Sığınak’ta bir doktor olarak hayatını sürdürüyordu. Sürgüne yollandıktan sonra ismini Richard Grey olarak değiştirerek güneye, civardaki en büyük yerleşke olan the Hub adındaki yere doğru yola koyuldu. Orada Harold denen bir karavan tüccarıyla tanıştı. Harold’un karavanının sürekli saldırıya uğraması nedeniyle ona yardım etmeye karar veren Grey, 2102 Mayıs’ında pılını pırtını toplayarak bir grup bilim insanıyla birlikte kuzeydoğuya, önüne gelene saldıran mutantların kaynağı gibi görünen konuma doğru yola koyuldu. Harold’un karavanlarına yapılan saldırıların genel konumunun da kuzey taraflarında olması, söz konusu sorunun ardında mutantların oluşunu bariz kılıyordu elbette.

Keşfe çıkan Richard, Harold ve bilim insanları, bu keşif gezileri sırasında Mariposa Askeri Üssü’ne — vaktiyle Birleşik Devletler’in FEV‘i tasarlayıp kurcaladığı alana — rastlamıştı.

Mariposa Askeri Üssü’ndelerken Harold ve Richard dışında herkes mutantlar ve üssün içindeki savunma sistemleri tarafından öldürülmüştü. Harold zar zor kaçmayı başarabilmesine rağmen, Richard üssün en alt katlarında, robotik bir kol tarafından bir FEV tüpüne sokulmuştu. Bir ay kadar tüpün içinde bırakılan Grey, uğradığı mutasyon sonucu biçimsiz, yarı sıvı bir hale dönüşmüştü. Bu biçimsiz halini biraz daha kontrol edilebilir hale sokmak adına kendisini üsteki bilgisayar ekipmanlara bağladığında, üssün civarında gezinen insanları kandırarak onları içeriye soktuktan sonra kendisinin bir parçası haline getirebilme özelliği kazanmıştı. Ancak özümsediği bedenler, yan etki olarak Grey’in çoklu kişilik bozukluğu geliştirmesine sebep olmuştu.

Bir zamanlar Richard Grey olarak bilinen kişi artık kendisine Üstat diyen, birden fazla kişiliğe sahip bir varlığa dönüşmüştü. Git gide daha güçlü ve daha büyük hale geldiğinde, bu uyguladığı kap ve özümse stratejisinin insanlığı kurtarabileceği gibi bir fikre kapılarak herkesi kendisi gibi mükemmel hale getirip, insanlığı tek bir amaç altında birleştirecek bir plan üzerinde kafa yormaya başlamıştı.

2103 yılında bu planını mükemmelleştirmeyi başaran Üstat, yakalamayı başardığı insanları FEV tüplerine sokarak bugünlerde Süpermutantlar olarak bilinen büyük, yeşil ve kaslı insansılara dönüştürmüştü. Ne yazık ki kaçırdığı insanlar mutasyona uğradıktan sonra kendisi gibi olmak yerine beyinsel faaliyetlerinin çoğunu kaybetmiş gayet aptal yaratıklar haline geldiler. Zamanla Üstat fark etti ki sadece ve sadece genleri savaş sonrası herhangi bir mutasyona uğramamış insanlar beyinsel faaliyetlerini kaybetmeden kalabiliyordu — ki böyle birini bulmak da Çorak Topraklar gibi bir yerde gerçekten de epey zordu.

2130’un Büyük Kış’ında Üstat, ordusu için nitelikli herhangi bir insan bulmakta zorlanıyordu. 2131’den 2135’e kadar ordusuna katacak birilerini bulma umuduyla civar karavan tüccarlarına saldırmaya başlamıştı. Ortadan bir bir kaybolan karavanların çöl yaratıklarının saldırısına uğradığı düşünüldüğü için kimse bu kayboluş olaylarını araştırmaya da tenezzül etmiyordu. Takvimler artık 2137’yi gösterdiğinde, hızını alamayan Üstat artık deneylerinin ne kadarının başarıya ulaştığını umursamadan kitlesel olarak Süpermutant yaratmaya başlamıştı — ki genel oran aşağı yukarı 6’da 1’e denkti. Hayatta kalmayı başaranlar, bu şekilde Üstat’ın Ordusu haline gelmişti.

2152 yılında, Üstat artık dillerden düşmeyen bir efsane haline geldiğinde Morpheus adında biri tarafından yönetilen bir kıyamet tarikatı onunla iletişime geçmişti. Normal insanların bulunduğu yerleşkelere de casus yollayabileceğini fark eden Üstat, kendi yanına çektiği bu yeni piyonları değiştirmeden himayesi altına aldı. 2155’de eskilerin Los Angeles’ı, şimdinin Boneyard‘ının güneyinde bulunan prototip bir Vault-Tec barınağını keşfetti. İçindeki fırsatları, bölgeyi ve sığınağın “uygun” yapısını gördükten sonra kendisini ve söz konusu tarikatı ordusuyla birlikte buraya mevzilemeye karar vermişti. Bu yerleşkenin hemen üzerine kendi katedrallerini inşa eden ve Morpheus tarafından yönetilen Katedralin Çocukları da artık Üstat’a bağlı bir tarikat haline gelmişti.

Ve böylece Birlik doğmuştu.

[/well]

[well]

Çeliğin Kardeşliği Logosu

Çeliğin Kardeşliği

Tanım: Çorak Topraklar’ın en kadim ve köklü organizasyonlarından biridir. Kuruluşları büyük yıkımdan hemen sonraki birkaç ay kadar geriye gidiyor. Hatta bazı iddialar, Çeliğin Kardeşliği’nin aslında Birleşmiş Devletler ordusunun son kırıntıları olduğunu bile söylemekte. Kullandıkları antika fakat gelişmiş donanım, nispeten disiplinli olmaları ve iyi eğitimli oluşlarından edinilen izlenim buydu. Kısmen doğru da sayılır, zira başlangıçları kaçak bir asker grubu ve bilim insanlarına dayanmakta ne de olsa…

Grubun belli başlı görevlere adanmış belli başlı rütbeler bulunuyor bir de. Bunlar alfabetik sırayla şöyledir:

İlkeleri: Çeliğin Kardeşliği, var oluşunun ardında birçok sebep barındırsa da en temel ve bilinen misyonu büyük savaşın yarattığı yıkımdan arta kalan teknolojik kırıntıları toplayıp eski dünyanın günahlarının tekrarlanmasını önlemek için bu parçaları saklayarak korumaktır. Grubun inanışlarına göre eski dünyanın ardında bıraktığı miras olan savaş, insanoğlunun sonunu henüz getirememiş olsa da ardında kalan ölü dünyanın bizi zamanla yer yüzünden silecek ya da en azından kaçınılmaz bir cehalete sürükleyecektir. Bunu engellemenin en iyi yoluysa eski dünyanın dur durak bilmeden yaydığı irfanı ve geliştirdiği teknolojiyi korumak, kontrol altında tutmak ve yeri geldiğinde çoğaltmak, geliştirmektir.

Kuruluşu: Organizasyonun bulunuşu savaştan hemen sonrasına kadar dayanmaktadır — ki bu da onları bir hayli tecrübeli ve bilge bir organizasyon kılmaktadır. Aslında grubun resmi kuruluşu kısmen 10 Ekim 2077’ye (savaştan 13 gün öncesine), hükümet lehine bir proje üzerinde çalışan Kaliforniya’daki bir West-Tek tesisine kadar dayanmakta. 3 Ocak 2076’da tesisi Albay Robert Spindel’in önderliğinde denetlemek için yollanan takımda Birleşmiş Devletler subaylarından Roger Maxson da bulunuyordu. Yaklaşık 1 sene kadar sonra söz konusu takım Mariposa Askeri Üssüne atandı. Roger Maxson ve silah arkadaşları, West-Tek bilim insanlarının insani olmayan deneylerde ordu tutsaklarını kullanarak onların genetiğiyle oynadıklarını keşfettiler. Bu talihsiz gerçeğin ortaya çıkmasıyla üssün morali düşerken aralarında Albay Spindel’in de bulunduğu bazı intiharlar vuku buldu. Özellikle de albayın ölümü, üssün komutasının Maxson’un üzerine kalmasına sebep olmuştu. Askerlerin desteğiyle liderliği eline alan Maxson’un ilk hamlesi West-Tek’in baş bilim insanı Robert Anderson’ı sorgulamak oldu. Bu süreçte Anderson ve onun emri altındaki bilim adamlarının çoğu Maxson ve silah arkadaşları tarafından yargılanarak infaz edilmişti.

20 Ekim 2077’de, Maxson üssün komutanlığını resmen ele alarak radyo aracılığıyla Birleşmiş Devletler ordusundan terkini ilan etti. Bu ilanına ne hükümetten ne de ordudan herhangi bir yanıt alamayan Maxson, aradığı cevabı üç gün sonra bulacaktı: 23 Ekim 2077. Bombaların düştüğü gün.

Mariposa Askeri Üssü, sıkı güvenlik protokolleri sayesinde yıkımdan sağ çıkmayı başarmıştı. Ancak etraflarında kalan diğer her şeyin ölümüne şahitlik etmiş olan Maxson ve takımı, ilk şok durumunu atlattıktan sonra üssü kaderine terk edip artık Çorak Topraklar halini almış bölgeye adım attılar. Ekibiyle birlikte bir süre dolaşıp duran Maxson, sonunda hükümet sığınağı olan Lost Hills‘e denk geldi. Lost Hills’i ana karargahları yapan grup, zamanla Çeliğin Kardeşliği adını aldı.

[/well]

[well]

Kıyametin Havarileri Logosu

Kıyametin Havarileri

Tanım: Savaştan sonra Kaliforniya’nın Dayglow adındaki şehrinde ortaya çıkan Kıyametin Havarileri, belki de Çorak Topraklar’ın en vicdanlı ve iyi niyetli örgütüdür. İlkeleri ve amaçları temelde Çeliğin Kardeşliği’ne benzese de yöntemleri tamamen farklıdır. Çeliğin Kardeşliği ele geçirdiği her türlü teknolojiyi saklayıp kendi amaçları doğrultusunda kullanma gayesi güderken Kıyametin Havarileri için öncelikle insanlara yardım etmek esastır. Genel olarak Batı Yakası’nda bulunan grup, aynı zamanda Çorak Topraklar’ın en zengin grupları arasındadır.

Kıyametin Havarileri oldukça mütevazı ve herkese açık bir organizasyondur. Üyeleri çoğunlukla başıboş gezen doktorlar, araştırmacılar, bilim insanları ya da Teşkilat ve Çeliğin Kardeşliği’nin eski mensuplarından oluşmaktadır. Prensipleri gereği pasifist olsalar da olası bir tehdit altında kendilerini ve organizasyonlarını korumak konusunda kararlıdırlar.

İlkeleri: Çorak Topraklar’da bolca bulunan ihtiyaç sahibi insanlara her daim yardım etmek ve Çorak Topraklar’ın amansız vahşetini bir parça olsun azaltmak grubun temel ilkesidir. Bilginin önemini insanlara yaymak ve kaybolmasını engellemek adına korumak, Büyük Savaş’ın kesinlikle tekrarlanmamasını sağlamak da başlıca önemli amaçları arasında yer alır.

Kuruluşu: Bir zamanların San Diego’su, West-Tek araştırma tesisi olan ve savaş sırasında tam ortasına kıtalar-arası balistik füze düşen bölge,“Glow” olarak anılan yere yakınlığından dolayı Dayglow olarak anılmaya başlanmıştı. Füzenin düştüğü alandan açığa çıkan büyük radyasyon kalıntısı yüzünden halkının çok ciddi bir kısmı ölmüştü. Bütün yakınlarını ve tanıdığı herkesi kaybeden Nicole adında bir kadın tarafından bu duruma bir son vermek adına kurulmuştur. Dayglow’dan ayrılıp şehrine batısına, eskiden Los Angeles, şimdiyse Boneyard olarak bilinen bölgedeki bir kütüphaneye yerleşmişlerdir. Kütüphanede A’dan Z’ye birçok bilgiyle kutsanan grup, kendilerini ve çevrelerindekileri eğitmeye ve bilgilendirmeye başlayarak örgütlenmiş ve Bilginin Koruyucuları olarak görevlerini üstlenmişlerdir.

[/well]

[well]

Sezar’ın Lejyonu Logosu

Sezar’ın Lejyonu

Tanım: Çorak Topraklar’ın otokratik ve aşırı hiyerarşik imparatorluğudur. Birçok yönüyle eski Roma İmparatorluğu’nun izinde giden organizasyon, adının hakkını başındaki kişinin de kendini Sezar olarak tanıtmasıyla pekiştirmiştir. Çorak Topraklar’daki çoğu kişi için kocaman bir yağmacılar imparatorluğu olsa da Kolorado ve Utah’ın bir kısmı, ve New Mexico ile Arizona’nın tamamını kapsayan oldukça geniş bir etki alanına sahiptir. Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti ile bitmek bilmez bir husumetleri bulunmaktadır.

Sezar’ın Lejyonu, askeri rütbe ve hiyerarşi bakımından oldukça çeşitlidir. Bunlar sırasıyla şöyledir:

İlkeleri: Eski Roma İmparatorluğu’nun Sezar rejimindeki düzenini Yeni Dünya’ya adapte etmeye çalışan bir gruptur. Sezar’a göre Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti, kendini içten içe yiyip bitiren bir ulustur ve zamanla ölecektir. Bu kaçınılmaz sona inancı dolayısıyla Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti’ni sık sık eski Roma Cumhuriyeti’yle karşılaştırır ve kendisini de onun kurtarıcısı “Sezar” ilan eder. Kendi otokratik anlayışıyla askeri darbe yaparak Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti’ne savaş açan Sezar, kendisini Cumhuriyet’in sunduğu tezin karşısında duran bir antitez olarak düşünür. İki büyük ordunun çarpışmasıyla ortaya çıkan yeni düzenin de, bir nevi Neo-Roma İmparatorluğu olacak şekilde sentezleneceğine inanmaktadır.

Kuruluşu: Edward Sallow, 2226 yılında, Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak doğmuştu. Babası Yağmacılar tarafından öldürülene kadar Mezarlık’ta yaşayan Edward, annesiyle birlikte kalıp da Kıyametin Havarileri’ne sığındığında sadece 2 yaşındaydı. Annesi Havariler’in yanında kalacak bir yer ve mutfakta çalışacak bir iş edinirken Edward da Havariler’in geniş kütüphanelerinden yararlanmakla meşguldü. 20 yaşına geldiğinde antropoloji ve dil bilim alanlarında artık uzman sayılırdı. Organizasyon için alan araştırma görevlerine çıkan Edward, böylece Calhoun adında bir doktorla birlikte doğuya, Büyük Kanyon’un olduğu bölgeye tayin edildi. Buradaki amacı bölge kabilelerinin dillerini ve törelerini inceleyerek araştırmalarını sürdürmekti.

Bölgede Joshua Graham adında bir Mormon misyonerle karşılaşan ikili, Graham’ın yerel kabilelerin diyalektlerini biliyor oluşundan yararlanmaya karar vermişti. Ancak bu konuda herhangi bir çalışma yapmaya fırsat bulamadan Karaayak kabilesi tarafından fidye için kaçırıldılar. Calhoun’un itirazlarına kulak asmayan Edward, bu durumu kendi lehlerine çevirmeye çalışarak kabileye savaş konusunda bildiklerini öğretmesi karşılığında serbest bırakılmayı talep etti. Teknolojik olarak oldukça zayıf olan kabile, Edward’ın öğrettiği silah kullanımı ve patlayıcı yapımı gibi bilgilerden sonra ona “büyücü” gözüyle bakmaya başlamıştı. Yine de Edward’ın öğretilerini çabucak benimsediler ve çok geçmeden diğer kabilelere karşı üstünlük kurdular.

Tek başlarına 7 kabileyle birden savaşta olan ve hepsine kafa tutmayı başaran Karaayak kabilesi, yendikleri diğer kabileleri kendi himayesi altına almaya uğraşıyordu. En zayıf düşmanlarından olan Ridget kabilesine saldırdıklarında, rakip kabile teslim olmayı reddetmişti. Bunun üzerine Ridget kabilesine mensup her kadın, çocuk ve yaşlıyı öldürmeleri emrini veren Edward, teslim olmayı reddeden diğer kabileler için de bu taktiği kullanmaya devam etti. Kabileler için nispeten yeni olan bu taktikler, bir zamanlar yağmalama, saldırı ve tecavüz girişimlerinden ibaret kabileler arası savaşları ateşli silahların ve roketlerin havada uçuştuğu topyekün bir savaş seviyesine çekmişti.

Kaibabs, Fredonian ve diğer birçok kabile artık bünyelerine katıldığında Karaayak kabilesi muazzam bir krallık haline gelmişti. Tek yumruk altında birleşmiş olan bunca kabileyi yekpare bir ulus haline getirmeyi kafaya koyan Edward, kendi tabiriyle bir Lejyon yaratarak kendini de bu organizasyonun Sezar’ı ilan etmişti.

Artık “Sezar” adını kullanan Edward, Doktor olan Calhoun’u batıya geri gönderip artık bağımsız bir güç olan Lejyon’a ve Lejyon’un işlerine karışmaması için herkesi uyarmasını tembih etmişti. Joshua Graham ise Sezar’ın ordu generali rolünü üstlenerek Legatus ünvanını almıştı.

Hızla gelişen ve büyük güce ulaşan Sezar’ın Lejyonu, genişleyen sınırlarıyla Kolorado ve Utah’ın bir kısmı ile New Mexico ve Arizona’nın tamamına yayılmayı başardı. Mojave Çölü’ne odaklanan cephesi ve New Vegas’ı işgal etme tutkusu da bilinen Sezar’ın Lejyonu, henüz bu amacına ulaşabilmiş değildir. Yine de Sezar’ın New Vegas’a karşı duyduğu bu saplantının, eski dünyanın Sezar’ının Roma’yı ele geçirme çabasıyla benzeştiği gerçeği de görmezden gelinecek gibi değil doğrusu…

[/well]

[well]

Teşkilat Logosu

Teşkilat

Tanım: Eski Dünya’nın son çırpınan gücü, aşırı düzenin bekçileri ve Çorak Topraklar’ın baş belaları… Kendilerinin Birleşik Devletler hükümetinin kalan üyeleri olduğunu iddia etmekteler (ki Çeliğin Kardeşliği’ne taş çıkartan teknolojileri ve hiç bitmeyecekmiş gibi görünen kaynakları ele alınırsa pek de yalan söylüyor gibi durmuyorlar doğrusu). Aşırı zenofobik ve ırkçı oldukları gözlemlenmiştir, nitekim bu da onların pek de cana yakın olmayan bir organizasyon olduğunu kanıtlamaktadır.

İlkeleri: Amerika Birleşik Devletleri’ni eskiden sahip olduğu ihtişama geri döndürmek, Eski Dünya’nın düzenini yeniden kurmak ve bu düzene — fiziksel ya da sosyal — uymayan herkesi elemek Teşkilat’ın ana ilkelerine dahildir. Bahsi geçen bu uyumsuzluklara dahil olan başlıca elementler sırasıyla mutantlar, anarşistler, radikaller ve savaştan herhangi bir şekilde fiziksel anlamda etkilenerek genleri bozulmuş insanlardır. Yani Çorak Topraklar’da var olan hemen hemen herkes…

Kuruluşu: Teşkilat’ın tam kuruluş tarihini kimse bilmiyor. Büyük Savaş’tan önce de bir derin devlet olarak var olup olmadıkları da bir merak konusu. Yine de kendilerini Birleşik Devletler hükümetinin kalan üyeleri olarak tanıtıyorlar — bu da eski devletin belirli anahtar üyelerinin savaş sırasında kendilerine sığınıp kendilerini toparlamalarına imkan sağladığı bir örgüt olduğuna dair spekülasyon yaratıyor. Bazılarına göre Büyük Savaş’ı onların başlattığı bile söz konusu.

Birleşik Devletler federal hükümeti artık bir nükleer yıkımın kaçınılmaz olduğunu fark edip de en kötüsünü beklemeye başladığında, ulusun büyük bir kısmının kurtarılamaz olduğuna karar vermiş ve sadece “önemli bireylerin” hayatta kalabilmesi için büyük çabalar sarf etmeye başlamıştı. Böylece bu sözüm ona önemli bireyler, ölü dünyanın küllerinden, komünizmin tehditlerinden muaf bir şekilde, Amerika’yı ve en nihayetinde gezegenin geri kalan yerlerini kendi istedikleri şekilde yenileyebileceklerdi.

Yıllar 2073’ü gösterdiğinde, yani gezegende ne kadar ulus varsa hepsinin son kalan enerji kaynakları için birbirleriyle sandalye kapmaca oynadığı sıralarda Birleşik Devletler, gezegenin var olan en büyük enerji kaynağını ele geçirmeye başlamıştı; Pasifik Okyanusu’nun derinliklerinde bulunan fosil kaynaklar. Hükümet, hiç vakit kaybetmeden gezegendeki kaynakların tekel şirketi olan Poseidon Oil ile bir anlaşma imzalayıp onlardan o bölgeye bir sondaj kulesi inşa etmelerini istemişti. 2077’nin baharında, yani gezegen gıdım gıdım kitlesel yıkıma doğru ilerlediği sıralarda, Birleşik Devletler başkanı ve onunla birlikte bulunan bir grup “önemli” federal üyeler, sessizce ve sinsice ülkenin her bir karışında bulunan hükümet sığınaklarına doğru çekilmiş ve artık planlanan sonun gelmesini beklemişti. 23 Ekim’in o uğursuz sabahı vardığında bu üyelerin hemen hepsi sığınaklarda bulunmaktaydı ancak örgütün ana merkezi olan Poseidon Sondaj Kulesi ile olan bağlantı kaybedilmiş, her bir sığınak artık kendi kaderine bırakılmıştı.

Birleşik Devletler toprağı ve gezegenin hemen hemen her yeri nükleer patlamaların ardında bıraktığı alevlerde yanarken kendilerine artık Teşkilat diyen eski federal hükümet, zamanla Eski Dünya’nın temsili haline gelmiş sayılı insanların bulunduğu örgütlerden biri rolünü üstlenmişti.

Uzun bir süre çıtını bile çıkartmadan sığınaklarında beklerken “Biz hükümetiz” diye sayıklayıp kendi güçlerini toparlayan örgüt, yüzeydeki arka plan ışıması değerlerinin normale döndüğünü fark eder etmez saklanmayı bırakıp işe koyulmaları gerektiğine karar verdi. Örgütün emri doğrultusunda Vertibird adlı helikopterimsi uçan araçlarından düzinelercesi çevreyi gözetlemeleri için sondaja en yakın eyalet olan Kaliforniya’ya yollandı. Bir müddet sonra devriyelerden biri eski ve terk edilmiş olan Mariposa Askeri Üssü’ne, yani savaştan önce FEV adlı bir virüsün çalışmalarının yapıldığı yere rastladı. Çevredeki yerleşkelerden topladıkları insanları çalıştırarak yarısı yıkılmış binanın içine bir tünel kazdıran örgüt, üssün içine girmeyi başardıktan sonra burada bulunan FEV örneklerini toplayıp Poseidon Sondajı’na yollayarak virüsü önleme çalışmalarına başladı. İş gücü niyetine kullandıkları yerliler, bir kısmı yerde bulunan örneklerden, bir kısmı da yanlışlıkla düşürülen tüplerden ötürü FEV’ye büyük oranda maruz kalıp zamanla İkinci Jenerasyon Super Mutantlar haline geldiler ve bunu takiben Teşkilat bireyleri olan eski önderlerine karşı gelmeyi başarıp onların silahlarını ele geçirdiler. Panikleyerek kaçmaya çalışan birkaç Teşkilat görevlisi ise binayı kilit altında tutmayı başarıp mutantların hepsini üs içerisine hapsederek bu isyanı bastırdı.

Mariposa’da işler her ne kadar arap saçına dönmüş olsa da ana üsse getirilen örneklerden yola çıkan Birleşik Devletler Kimyasal Heyeti, bunları kullanarak sadece mutantlara karşı ölümcül toksin içeren bir bileşim hazırlayabileceklerini açıklamış ve bunun pratikleştirilebilmesi için savaş sonrası mutasyona uğramış bir grup insan ile temiz kalmayı başarabilmiş insan deneklerine ihtiyaçları olduğunu belirtmişti. Kirlenmiş olarak nitelendirdikleri denekleri bulmak daha kolaydı ve bu amaçla Arroyo denen bir kabileye saldıran Teşkilat, oradaki insanların hepsini kaçırarak bunu kolaylıkla sağlamıştı. Temiz denek bulmak ise bundan biraz daha, hatta çok daha zordu. Zira Çorak Topraklar’da şu ya da bu şekilde radyasyondan ve belirli kimyasallardan etkilenmeden temiz kalmayı başarmış insan sayısı yok denecek kadar azdı; olanlar da çoğunlukla Sığınaklar içerisinde yaşayan sakinlerdi. Elbette ki bu durumdan haberdar olan Teşkilat ise bu yerleşkelerden biri olan 13. Sığınak’ın yerini öğrenir öğrenmez oraya bir devriye yollamış, “TEHLİKE GEÇTİ!” işareti yollayıp kapıların açılmasını sağlamış ve onlara karşı direnen birkaç kişiyi öldürdükten sonra içindeki insanların tamamını denek olarak kullanabilmek adına kaçırmışlardı.

Hiçbir şeyin ters gitmeyeceği varsayımıyla ilerleyen Teşkilat, herhangi bir kimyasal veya radyoaktif elementlerden muaf genlere sahip bir halk yaratma planlarını bir öncelik haline getirdi ve bu kategoriye uymayan herkesi öldürmeyi de görev bildi.

[/well]

[well]

Yağmacılar

Yağmacılar

Tanım: Herhangi bir ahlaki prensibe veya entelektüel amaca hizmet etmeksizin hayatını arzu ettiği gibi yaşamaya adamış, istediği her şeyi yapabileceğine inanan (ve çoğunlukla yapan), bunun sonucunda kendi gruplarına ait olmayan herkesi öldüren, işkence eden, ve hırsızlık yapan insan gruplarına denir. Bunlara bir istisna olarak Moğol-vari savaşçı kültürleri ve belirli medeni kuralları bulunan Büyük Hanlar kabilesi göz önünde bulundurulabilir. Yağmacılar, savaş sonrası Kuzey Amerikası’nın hemen her yerinde bulunurken nefes alan herkese ve her şeye tehlike teşkil ederler.

İlkeleri: İstediğin her şeyi (ama her şeyi) yapmakta özgürsün.

KuruluşuYağmacıların herhangi bir sabit tarihçesi bulunmuyor fakat Çorak Topraklar’ın tarihi boyunca farklı isimler ile anılıp farklı yönleriyle korkulan, kimi hiçbir amaca hizmet etmeksizin yaşayan, kimiyse belirli bir kültüre ve topluma sahip grupları mevcuttur. Bunlardan en belirgin olanları sırasıyla şunlardır:

[/well]

[well]

Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti Logosu

Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti

Tanım: Çorak Topraklar’ın en medeni toplumuna ve en büyük ordusuna sahip olan Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti, bir organizasyondan ziyade bir ulustur. Başkenti Shady Sands yerleşkesidir ve Kaliforniya’da bulunan hemen her yer bu ulusun sınırları içerisinde olup herkes onun kuralları çerçevesinde yaşar.

İlkeleri: Eski Dünya’nın demokratik düzenini yeniden kurmak ve insanlığın (ya da en azından Kaliforniya’nın) uzun zamandır hiç kavuşamadığı kolektif güven duygusunu nesiller boyu sürecek şekilde canlandırmak.

Kuruluşu: Çorak Topraklar’ın uzun süre boyunca hayatta kalmayı başarmış en büyük organizasyonu olmasına karşın fazlasıyla mütevazi bir başlangıcı var aslında Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti’nin. Kurucu topluluk, önceleri 15. Sığınak denen ve diğer sığınaklara nazaran daha sakin ve huzurlu olan yerde yaşamaktaydı. Diğer sığınaklardan farklı olan asıl özelliği ise birçok farklı etnik kökenden gelen insanı barındırıyor olmasıydı — ki bu durumun ne tür sonuçlar doğuracağını merak eden bir avuç insanın deney fareleri gibiydiler. Savaştan yaklaşık 50 yıl sonra açılmak üzere tasarlanmış olan 15. Sığınak, diğer sığınaklarla benzer bir kaderi paylaşmakta gecikmemiş ve yaşadığı muazzam nüfus artışından hoşlanmayan birçok sakin tarafından zamanla terk edilmişti. Aralarından ayrılan sakinlerin var olan en iyi ekipmanları yanlarında götürmeleri sonucu gittikçe yoksullaşan ve korumasız kalan sığınak, yağmacıların saldırılarıyla iyiden iyiye yaşanmaz bir hale gelmişti. Saldırılardan kurtulan sakinler, sığınaktaki sınırlı ancak gelişmiş kaynakları yanlarına alıp yüzeye çıkarak basit taş evlere ve birkaç düzine insanı doyurmaya yetecek tarla ve çiftliklere sahip yerleşkelerini kurdular: Kimsenin yardımına ihtiyaç duymadıkları barışçıl kasaba Shady Sands.

Shady Sands’in barışçıl ve soyutlanmış bir kasaba olması, onları dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehlikeye karşı korumuyordu elbette. Öyle ki güneyde bulunan ve kendilerine Han diyen yağmacıların bir gün kalkıp da Shady Sands’in lideri olan Aradesh’in kızı Tandi’yi kaçırmaları, kasaba için büyük bir dönüm noktasının başlangıcıydı. Bir söylentiye göre Tandi’nin bu kendini bilmez barbarlardan kurtarılması, mucize eseri Shady Sands’e rastlayan ve kendine Sığınak Sakini diyen biri tarafından gerçekleştirilmişti. Sığınak Sakini’nin geldiği yerin Shady Sands’e nispeten yakın bir bölgede bulunduğu ve Tandi’nin kaçırıldığı zamanda yakınlarda bulunmasının Tanrı’nın bir mucizesi olduğu şeklinde spekülasyonlar bulunsa da, şu ya da bu şekilde sağ salim kasabaya geri gelmesi Shady Sands’in zenginleşmesine ve ticaret yollarının genişlemesine yol açmıştı.

Zamanla genişleyen Shady Sands, Sığınak Sakini’nin gösterdiği kahramanlıklarından dolayı resmen bir sembol olarak görülmeye başlanmıştı ve böylece daha büyük bir amacın parçası olma namına kendilerini bir ulus haline getirecek belirli adımları atmaya karar verdiler. İlk iş olarak isimlerini değiştiren topluluk, 2186 yılından itibaren Shady Sands yerine Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti (YKC) olarak anılmaya başlandı. Kurulan bu yeni ulusun kazancını ve ilerleyişini gören çevredeki belirli yerleşkelerin de zamanla onlara katılmaya başlamasıyla Cumhuriyet, Çorak Topraklar’da görülmemiş bir hızda büyümeye başladı. Yıllar 2189’a geldiğinde YKC, Los Angeles, Maxson, The Hub ve Dayglow eyaletlerini temsil eden resmi bir federasyon haline dönüşmüştü.

Shady Sands’in güvenilen lideri ve ruhani önderi Aradesh, Cumhuriyet’in kuruluşunu takip eden süre boyunca bir dönem federasyonun lideri olduysa da zamanla kızı Tandi, YKC’nin hayat boyu başkanı olmaya demokratik hak kazandı. Tandi’nin yönetimi altındaki Yeni Kaliforniya’nın altın çağını yaşadığını söylemek ise abartılı bir tabir olmazdı sanırım.

[/well]

[well]

Enstitü

Tanım: Enstitü, Kuzey Amerika’nın bilinen topraklarının en entelektüel ve gerek teknolojik gerekse bilimsel anlamda en gelişmiş örgütüdür. Özünde savaştan kurtulmayı başarıp zamanla kendi inşa fazlasıyla sofistike yer altı sığınaklarında büyük bir sabırla kendi toplumunu kurmaya başlamış bir grup akademisyen, bilim insanı ve mühendisler tarafından kurulmuş olan Enstitü, Boston Massachusetts’teki Eyalet Teknoloji Enstitüsü adıyla bilinen kurumun kalanları olarak belirtiliyor ve dolayısıyla adını da oradan alıyor.

Enstitü sosyal, bilimsel ve mimari bağlamda beş departmana ayrılır. Bunlar sırasıyla şu şekildedir:

Sentetik Tutuklama Bürosu: Sentetik Tutuklama Bürosu, aşırı sadık 3. jenerasyon sentetikleri himayesi altına alıp onları adeta birer James Bond’a dönüştürür. Bu sentetiklere Avcılar [Coursers] denir. Sentetiklerin kaçması veya kaçırılması durumunda geri getirilmesi, Süvari eğitimleri, sentetik sıfırlamaları ve Eyalet gözlemleri, departmanın başlıca sorumlulukları olarak yer almaktadır. Bir nevi Enstitü’nün istihbarat birimi olarak da düşünülebilir. Robotik: Adından da anlaşılacağı üzere sentetiklerin tasarımı, yapımı ve bakımından sorumlu departmandır. Gerek toplumlarını oluşturan yer altı yapısının gerekse belli başlı önemli getir-götür işlerinin sorumlusu olan sentetiklerin kaynağını oluşturduklarından Robotik Departmanı, Enstitü’nün toplumsal yapısında büyük bir rol oynar. BiyoBilim: Aslen biyomekanik canlıların yaratımından ve araştırılmasından sorumlu olmasına rağmen aynı zamanda organik hayatla sentetik hayat arasındaki köprüyü de oluşturan departmandır. Hemen her türlü genetik, biyo-mühendislik, tıbbi ve medikal alanlar ile ilgilenen bu departman, bilimsel alanda birçok yönde çığır açıcı bulgulara sahiptir. Geliştirilmiş Sistemler: Departmanın ana görevleri çeşitli teknolojik araştırmalar ve geliştirmelerdir – ki buna silahlar da dahildir. Bu departman aynı zamanda Enstitü’nün son zamanlarla olmazsa olmazı denebilecek ışınlanma teknolojisinin icat edilip geliştirilmesinden de sorumludur. Tesisler: Tesisler Departmanı, Enstitü’nün içinde yaşadığı yer altı yapısının bakımından ve onarımından sorumludur. Başlıca görevleri tesisin bakımı, genişletilmesi, suni yaşatma sistemi, elektrik, yiyecek-içecek dağıtımı ve konutlandırma olarak sıralanabilir.

İlkeleri: Enstitü’nün ilkeleri, en bariz sınırları geçmiyor; ki bunlar da en basit tabiriyle insanlığın geleceğini sağlama almak ve gerek bilimsel gerekse teknolojik ilerlemenin ne pahasına olursa olsun devam etmesini sağlamak.

Kuruluşu: Enstitü, varlığını Massachussets Eyaleti‘nin Boston şehrinde bulunan Eyalet Teknoloji Enstitüsü adlı kurumda çalışan ve savaş sırasında binanın bodrum katına sığınıp kurtulmayı başaran bir grup bilim insanının, mühendisin ve akademisyenin azmine ve ideallerine borçludur. O noktadan sonra yıllarca ne yapıldığı pek bilinmese de kayıtlar Enstitü’nün resmi başlangıcının 2110 olduğunu belirtmektedir.

Kurumun en çok odaklandığı, en bilinen çalışma alanı robotiktir; kısacası spesifik anlamda androidler veya sonrasında yeni hitap biçimiyle sentetiklerdi. Kurum, tasarladıkları 1. jenerasyon sentetikleri kullanarak ve Eyalet insanlarının da yardımıyla Büyük Savaş’ın yok ettiği medeniyeti yeniden inşa etmeye çalıştı; lakin iki tarafın da birbirine karşı hissettiği önyargı ve güvensizlik bu anlaşmayı neredeyse anında bozdu. Artık yüzeyden tamamen umudunu kesmiş ve insanlığın kurtuluşunun sorumluluğunu başka kimsenin almaya gücünün yetmediği fark etmiş olan Enstitü, kendisini gezegenin tamamından izole etti ve yeni bir amaç edindi: Gezegen üzerinde savaş-öncesine ait herhangi bir kültürü silip süpürmek ve bunun sonucu sözüm ona insanlık için yaratılacak yeni bir başlangıca öncülük etmek.

2180’lerde Enstitü’nün Geliştirilmiş Sistemler departmanı, bir süredir üzerinde çalıştığı Moleküler Röle, yani kısaca ışınlanma teknolojisi üzerindeki çalışmalarını tamamladı. Bu teknoloji, bahsi geçen izolasyonu mükemmelleştirdi ve içinde yaşadıkları sığınağı daha da geliştirip genişletmelerini sağladı. Her ne kadar mahremiyetine önem veren bir kurum olsa da Enstitü, tam olarak özerkliğini sağlayamadığından ve özellikle kendi üretemedikleri kaynakları elde etmek için yüzeye çıkmaları gerektiğinden tasarladıkları 1. ve 2. jenerasyon sentetikleri kullanmaya başladı. Bu hareket, yüzeydeki insanlarla yaşanan birçok tatsız duruma yol açmakla birlikte eninde sonunda Enstitü’nün bir öcü olarak görülmeye başlanmasına, özellikle sentetiklere ve onları temsil eden oluşuma karşı muazzam bir önyargının körüklenmesine sebep oldu.

2227 yılında Enstitü’nün durdurak bilmeyen azminin ve merakının sonucu 3. jenerasyon sentetikleri tasarlanmaya başlandı. Bu sentetikler, doğaları gereği sıradan bir insandan hiçbir bağlamda ayırt edilemez özellikler taşıyorlardı ve özellikle Enstitü’nün onlara verdiği tabiri kullanmak gerekirse mükemmel birer makineydiler! Yüzey insanlarının bu “mükemmel makinelerle” ilk karşılaşmaları 2229 yılında, Elmas Şehri‘nde yaşandı. Şehrin ünlü eriştelerinin yapıldığı merkezde bir sentetiğin bilinmeyen bir sebepten dolayı herkese saldırmaya başlamasıyla vuku bulan olay, halk arasında “Düşen Maske Kazası” olarak akla kazındı. Hâlihazırda var olan tedbir ve önyargı paranoyaya dönüştü. Yüzeydeki insanlar, Enstitü’nün sevdiklerini öldürüp sentetiklerle değiştirebileceği fikriyle iyice korkuya kapıldılar – ki bu konuda haksız sayılmazlardı zira Enstitü gerçekten de kendi amaçları doğrultusunda belirli insanları sentetiklerle değiştirmiş, yüzeydeki topluluklara bu şekilde sızmış ve hatta yeri geldiğinde o toplulukları sabote bile etmişti.

23. yüzyılın ortalarında Enstitü kendisini, Demiryolu olarak adlandırılan ve genel anlamda sentetik varlıkların haklarını savunan bir örgüt ile karşı karşıya buldu. Nitekim yıllar süren sinsi ancak çok da aktif olmayan çatışmalar sonucu birbirlerinin yegâne düşmanları hâline geldiler.

[/well] [well]

Demiryolu

Tanım: İsimlerini ve azimlerini aslen 19. yüzyılın Yeraltı Demiryolu denen; Kanada ve Amerika’nın eyaletlerindeki köleleri kurtarmak amaçlı kullanılan akımdan almıştır. Tıpkı bu durum gibi Demiryolu’nun asıl amacı da Eyalet‘teki köleliğe bir dur demektir; daha doğrusunu söylemek gerekirse Enstitü’nün olmazsa olmazı sentetiklerin (yani her yönüyle insanlara benzer, sentetik yapılı androidlerin) köleleştirilmesine son vermek.

İlkeleri: Belirli yöntemlerle Enstitü’den kaçmayı başarmış sentetiklere yardım etmek, Enstitü’nün bu sentetiklere ulaşamamasından emin olmak ve kuruluş amaçlarını borçlu oldukları ezelî düşmanları Enstitü’nün ana karargâhını bulup kendilerinin ve sözüm ona Eyalet’in var oluşuna karşı duran bu tehditi tamamen ortadan kaldırmak.

Kuruluşu: Ne yazık ki Demiryolu’nun kuruluşu hakkında elde tutulur bir bilgi bulunmuyor. Ortada dolaşan bir kanıya göre Ensitü’den kaçmayı başaran bir sentetikten sonra ortaya çıkmış oldukları söylenmektedir. Lakin geçmişlerine dair belli belirsiz birkaç ipuçları dışında gerek liderleri olan Desdemona’nın gerekse Demiryolu’nun nasıl ortaya çıkıp Enstitü’nün ezelî düşmanları haline geldikleri bir merak konusudur.

[/well]

[well]

Eyalet Milisi

Tanım: Eyalet Milisi, isimini ve ilkelerini Amerikan Bağımsızlık Savaşı zamanındaki Milis‘ten alan ve onların amaçlarına benzer olarak Massachussets Eyaleti’ni (Büyük Savaştan sonraki adıyla sadece Eyalet) korumayı ve sürekliliğini sağlamayı kendine görev edinmiş olan bir gruptur. Bilinen son lideri General Joe Becker’dır.

İlkeleri: Eyalet Milisi’nin görevi, canlı bir yer hâline gelen ve bir medeniyet kurulmasına olanak sağlayan bölge yerleşkelerinin sürekliliğini sağlamak için çaba sarf etmek ve onları canları pahasına korumak.

Kuruluşu: Eyalet Milisi’nin ne zaman ve nasıl kurulduğu hakkında pek bir detay bilinmiyor olsa da asıl bilinirliklerini kazandıkları an, 2180 yılında Elmas Şehri’ni Süper Mutant saldırılarından korudukları zamana tekabül ediyor.

Saldırıyı başarıyla püskürtmelerinden sonra ünü ve prestiji bir hayli artan Eyalet Milisi’nin son bilinen General’i 2282 yılında ölen General Joe Becker idi. General Becker’in ölümü ardından yeni bir lider seçilememesi üzerine yaşanan iç karışıklıkla kendi içerisinde çökmeye başlayan Eyalet Milisi, 2287 yılında gerçekleşen ve Nişancılar adlı paralı asker grubunun Quincy denen büyük bir ticari yerleşkeye saldırıp orada bulunan siviller ile orayı korumaya çalışan Milisleri öldürmesiyle adı çıkan Quincy katliamı sonucu sayılarının dramatik bir şekilde azalması tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Söz konusu bu muazzam çöküşün ardından Eyalet Milisi’nin yeniden toparlanıp toparlanamadığı ise göreceli bir bilgidir.

[/well]

Her ne denirse densin, ne kadar vahşi, barışçıl, aptal, bilge, zayıf ya da güçlü olurlarsa olsunlar; birbirleriyle olan yegane anlaşmazlıkları ve çoğaldıkça çoğalan farklılıkları, en genel ortak özelliklerinin meyvesiydi: Bir bütünlük takıntısı. Hepsi şu ya da bu şekilde kendileri ve çevresindekiler için bir bütünlük, bir değişim istiyorlarsa da bu amaç uğruna başvurdukları savaş, savaş hiç değişmiyor.