lorekeeper-warcraft-tarihceleri-13

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 13: Tirisfal Konseyi, İlk Muhafız ve Cücelerin Uyanışı

Yıllar boyunca görevlerini başarıyla sürdüren Konsey üyeleri, birçok iblisi avlayıp Azeroth’tan kovdular. Ancak kimi zamanlar beklenmedik derecede güçlü bazı düşmanlarla karşılaşabiliyorlardı. Bu gibi nadir durumlarda ise kendi aralarında “Öncü” olarak adlandırdıkları bir üyeye geçici olarak güçlerini aktarıyorlar ve böylece düşmanı yenilgiye uğratıyorlardı. Bu yöntem oldukça etkiliydi zira Öncü olan büyücü, kısa süreliğine de olsa olağanüstü güçlere sahip oluyor ve savaştıkları iblisi kolaylıkla alt edebiliyordu. Ancak bu yöntemin tehlikeli yanları da vardı: Güçlerini aktaran Konsey üyelerinin Öncü’nün yakın mesafesinde bulunmaları gerekiyordu, bu da onları herhangi bir saldırıya karşı savunmasız bırakıyordu; ayrıca Öncü’nün bu güç aktarımı sırasında kontrolü sağlayamayıp ölmesi ihtimali de söz konusuydu. Tirisfal Konseyi yine de yıllar boyunca bu tekniği başarıyla uygulamaya devam etti.

Bu sırada magokratlar, tüm büyüleri, eserleri ve efsunlu eşyaları araştırıp kayıt altına alabilmek için Kirin Tor adındaki oluşumu yarattılar. Bu oluşumun başında ise -adından da anlaşılabileceği üzere- altı büyük büyücüden oluşan Altılı Konsey bulunuyordu. Şehrin yönetimini artık Altılı Konsey adı altında devam ettiren magokratların görevleri ise önemli olayları ve sorunları ele alarak nasıl ilerleyeceklerine dair karar vermek üzere aynen devam ediyordu. Kimliklerini saklamayı tercih eden Altılı Konsey üyeleri, görünmez duvarlara ve gri taştan zemine sahip Gök Loncası’nda toplandıklarında ise dış görünüşlerini büyü kullanarak değiştirirlerdi. Tirisfal Konseyi’nin ihtiyatlı gözetimini de arkasına alan Kirin Tor’un yönetimindeki Dalaran, her ne kadar ara sıra iblisler tarafından ziyaret edilse de herkese açık güvenli bir şehir olmaya devam etti.

Ta ki beklenmedik bir düşmanla karşılaşılana kadar…

Güçlü bir dehşet efendisi olan Katra’natir, gizlice Dalaran’a girdi. Oldukça zeki bir iblisti; sahip olduğu silah Apocalypse’in gücünü de kullanarak insanların duyguları ve düşüncelerine sızıp onlarla oynama konusunda ustalaşmıştı. Bir süre sonra şehirde salgınlar baş gösterdiğinde halk paniğe kapıldı. Tirisfal Konseyi üyeleri ise derhâl harekete geçerek iblisle yüzleştiler ancak beklemedikleri bir durumla karşılaştılar. Kathra’natir o ana kadar çarpışıp alt ettikleri iblislerden çok daha güçlüydü. Yine de iblisle savaşmaya ant içen ve o sırada Öncü olan Aertin Brighthand adındaki asil elfe güçlerini aktarmaya başlayan Konsey üyeleri, ölümcül bir hata yaptıklarının farkında değillerdi.

Kathra’natir’in yenilgiye uğramak gibi bir niyeti yoktu. Bu yüzden Öncü ile birebirde savaşmak yerine dikkatini güçlerini aktarmakta ve bu sebeple gittikçe zayıflamakta olan Konsey üyelerine çevirip onlara saldırdı; böylece aradaki büyü örgüsü de zedelenmiş oldu. Kendilerini koruyacak güce sahip olmayan Konsey kontrolü kaybederken Aertin’e yapmakta oldukları aktarım da sekteye uğradı ve bunun sonucunda asil elf, Kathra’natir tarafından öldürüldü. Eğer Alodi ismindeki yarı-elf büyücü araya girip Konsey’in kaçışına önayak olmasaydı, üyelerin hepsi bu iblisin pençesinde feci şekilde can vereceklerdi.

Tirisfal Konseyi’nin yıllar boyunca edindikleri başarılardan ötürü duydukları özgüven yıkılmıştı. Kathra’natir’i kişisel saldırılarla yenmek imkânsız olduğu gibi uyguladıkları güç aktarımı yöntemi de artık güvenli bir yol değildi. Ebonchill adındaki efsanevi asaya sahip olan ve Aertin’in kaybının ardından Öncü seçilen Alodi’nin ise pes etmek gibi bir niyeti yoktu. Konsey üyelerinden bir diğeri olan Meryl Winterstorm ile farklı çalışmalar üzerine yoğunlaşan Alodi, güç aktarımını daha güvenli kılacak bir büyünün arayışına başladı. Bir süre sonra aradıklarını bulan ikilinin önerdiği yeni yöntem ise oldukça karmaşık bir ritüel gerçekleştirilmesini gerektiriyordu ancak birçok artısı vardı: Konsey üyeleri artık yakın mesafede olmak zorunda değillerdi ve güçlerinin bir kısmını zaman kısıtlaması olmadan daimî olarak aktarabileceklerdi.

Muhafız'ın Ocağı

Muhafız’ın Ocağı

Yeni yöntemin işe yarayıp yaramadığını anlamak adına harekete geçen Konsey üyeleri önce Muhafız’ın Ocağı adını verdikleri özel bir artefakt yaratarak bu mistik büyü gücü kaynağını güçlerini aktarma noktası olarak kullandılar. Kendisini denek olarak sunan Alodi ise başarılı bir şekilde Konsey’in güçlerini elde ederken hem ilk Tirisfal Muhafızı olarak seçildi hem de ruhu Muhafız’ın Ocağı’na bağlı kalacak şekilde mühürlendi.

Bu sırada Kathra’natir ise Dalaran’a tekrar sızarak Su Muskası adı verilen büyülü bir eşyayı çaldı. Bu eşyayı kullanan iblis, Doğu Krallıkları’nın en büyük ikinci gölü olan ve Lordaeron’un güneyinde yer alan Lordamere Gölü’nü kontrol ederek özünün bozulmasına ve hiçbir canlının yaşayamayacağı bir yer hâline gelmesine sebep oldu. Su Muskası’nın çalındığını öğrenen Alodi ise daha fazla vakit kaybetmeden harekete geçti ve iblis ile yüzleşti. Yeni güçleri ile kolaylıkla alt ettiği Kathra’natir, Tirisfal Muhafızı’nın yendiği ilk iblis olarak kayıtlara geçti.

Kathra'natir ile Alodi'nin çarpışması

Kathra’natir ile Alodi’nin çarpışması

Barındırdığı olağanüstü güçleri kullanan Alodi, büyü yoluyla ömrünü uzatarak bir asır boyunca iblisleri avlamaya devam etti. Aradan geçen yüz yıl sonunda ise görevini devretmeye ve huzur içerisinde yaşamaya karar veren ilk Muhafız, edindiği bu büyük gücü kendi rızasıyla geri verdi ve böylece bir geleneği de başlatmış oldu. Her yüzyıl yeni bir Muhafız seçilecek, bu kişi aktarılan güç ile iblislerle yüzleşecek, huzuru sağlayacak ve görevinin bitiminde güçlerini geri verecekti; böylece Lejyon tehdidi, halk paniğe sürüklenmeden gizlice ortadan kaldırılacaktı. Nitekim bu yöntem yüzyıllar boyunca etkili bir şekilde kullanıldı.