lorekeeper-savasla-gecen-bin-yil-bolum-2

Savaşla Geçen Bin Yıl – Bölüm 2: Zümrüt Yıldız

Dorus oğlu Turalyon, öne çık. Vakit geldi.

Turalyon Işık huzmesinin içine adım attı. Yalnız değildi. Alleria onunla birlikteydi.

Işık’ın yolu her evladı için farklıdır. Seni nasıl buraya getirdiğini anlat.

“Lordaeron soylularından biri olarak dünyaya geldim. Henüz bir çocukken Işık’ın yolunu öğrenmek için eğitim aldım ve bir rahip oldum; hastaları ve yaralıları iyileştirdim. Dünyam işgal edildiğinde silah kuşandım ve Gümüş El’deki kardeşlerimle birlikte Işık’ı savaş meydanlarında nasıl kullanabileceğimi öğrendim.”

Peki şimdi ne yapacaksın?

“Öleceğim güne kadar Işık’a hizmet edeceğim. Bunu yapacağıma yemin ederim.”

Okumaya devam…

lorekeeper-savasla-gecen-bin-yil-bolum-1

Savaşla Geçen Bin Yıl – Bölüm 1: İki Parlak Işık

Turalyon tek başına hareket etmeden duruyordu; sessizlik içinde bir dünyanın ölümüne şahit oluyordu.

Kara Geçit’in kapatılmasının ardından sadece birkaç saat geçmişti. Draenor toprakları paramparça olmuştu. Kıtalar yarılmıştı. Okyanuslar kaynamış, kabarıp buharlaşmıştı. Kocaman toprak parçaları göğe fırlamış, öylece duruyorlardı; havada asılı hâlde kendi etraflarında yavaş yavaş dönüyorlar ve adeta yeryüzüne inmeyi reddediyorlardı. Gerçekliğin örgüsü çözülüyor gibiydi.

Turalyon sakindi. Korkmuyordu. Işık onunlaydı. Burada, bu tuhaf yerde bile…

Burası Draenor değildi.

Okumaya devam…

lorekeeper-zindan-gunceleri-seat-of-the-triumvirate

Zindan Günceleri #10 – Seat of the Triumvirate

On binlerce yıl önce, evrenin uzak bir köşesinde hem büyü kullanımı konusunda oldukça maharetli hem de kendilerini bilgiye ve her zaman daha fazlasını öğrenmeye adamış bir ırk vardı. Bu ırkın mensupları kendilerine eredar diyorlar ve Argus isimli gezegende yaşıyorlardı. Eredar ırkı, iki büyük lider tarafından yönetiliyorlardı; ancak bir süre sonra aralarına çok yetenekli başka bir isim daha katılacaktı.

Okumaya devam…

lorekeeper-zindan-gunceleri-tomb-of-sargeras

Zindan Günceleri #9 – Tomb of Sargeras

15.000 yıldan uzun bir süre önce kendi ırklarının genelinin aksine toprak ve güç kavgası peşinde koşmayan, yer altındaki mağaralarda yaşayan ve güneş ışığından hiç hazzetmeyen bir grup kara trol, Ebediyet Pınarı’nı keşfettiklerinde geleceğin onlar için neler barındırdığından habersizlerdi. Pınar’ın sahip olduğu yoğun büyü gücüyle evrim geçiren bu troller, nesiller sonra oldukça güzel, zeki ve ölümsüz gece elflerine dönüştüklerinde Azeroth’un sahip olup olabileceği en büyük ve en güçlü medeniyetlerinden birini kuracaklardı.

Okumaya devam…

lorekeeper-warcraft-tarihceleri-16-01

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 16: Muhafız Aegwynn, Gezgin Ada ve Üç Çekiçler Savaşı

Kadimler Savaşı ve ardından yaşanan Büyük Bölünme’nin üzerinden dokuz bin yılı aşkın bir süre geçmişti. Azeroth toprakları bu süre içerisinde gerçekleşen olaylar yüzünden Titanlar’ın bir zamanlar yapmak için uğraştıkları o huzurlu ortama bir türlü kavuşamamıştı.

Vrykul atalarından evrimleşen insanlar, zaman içerisinde Doğu Krallıkları’na yayılmışlar ve güç sahibi olmuşlardı. Ancak özellikle Dalaran şehir devletinin serbest büyü kullanımı konusundaki politikası sebebiyle iblislerin dikkati tekrar Azeroth’a dönmüştü. Bu durum kontrolden çıkmaya öylesine müsaitti ki insanlar, kuzeydeki komşuları asil elflerden yardım istemek zorunda kalmış ve Tirisfal Konseyi adıyla anılan bir topluluk oluşturmuşlardı. Aralarından bir kişiyi “Muhafız” olarak seçen bu topluluk, güçlerini kalıcı olarak bu kişiye aktarmanın yolunu da bulmuştu.

Okumaya devam…

lorekeeper-tomb-of-sargeras-part-3

Sargeras’ın Kabri – Bölüm 3: Kabrin Gazabı

Muazzam enerji dalgaları çarpıştı; gittikçe kabaran bir büyü ve fel girdabı haline geldi. Devasa oda bir alev seliyle dalgalanırken sarsıldı ve sallandı ancak ne Khadgar ne de Gul’dan duraksamadı, geri çekilmedi ve hatta gözlerini bile kırpmadı.

Onun yerine Khadgar gülümseyerek dişlerini gösterdi. Kolları ileriye doğru açılmış, çenesiyse yukarı doğru bakıyordu. Artık hilelere gerek yoktu, sadece saf ve ham büyü gücünün sonsuz akını vardı.

Gazaplarının çarpıştığı noktada alevler patladı. Havanın kendisi bile her an alev alabilecek gibiydi. Ve eğer alsaydı, kabrin içindeki her şeyi de yok ederdi. Khadgar dahil. Gul’dan da.

Ve ikisi de geri çekilmeye niyetli değildi.

Okumaya devam…

lorekeeper-tomb-of-sargeras-part-2

Sargeras’ın Kabri – Bölüm 2: Eski Dostlar

Maiev Shadowsong’un sesi buz gibiydi. “Bitirdin mi, Başbüyücü?” diye sordu.

“Neredeyse.” Zaman kısıtlıydı. Khadgar son elementali de basit talimatlarla yolladı: “Gul’dan’ı bul.” Damla şekilli ve tamamen mistik enerjiden oluşan yaratık süzülerek uzaklaştı. Onun gibi başka yaratılar da adayı karış karış geziyor ve gölgeleri araştırıyordu. Gerçek anlamda bir dövüş için yeterince güçlü olmamaları üzücüydü ancak en azından yok edildikleri anda Khadgar’ın haberi olacaktı.

Okumaya devam…

lorekeeper-sargerasin-kabri-bolum-1

Sargeras’ın Kabri – Bölüm 1: Bir Başkasının Kaderi

Geminin neredeyse tamamı gitmişti. Yanıp kül olmuştu.

Gövdenin uzun zaman önce Lordaeron’da dövülmüş metal kaburgaları okyanusun dibini boylamıştı. Aynı geminin yolcuları ve tayfası gibi… Yüzeyde sadece yanmış tahta ve kumaş parçaları akıntıyla sürükleniyordu. Hâlâ parıldıyorlardı; yeşil korları dalgaların altında cızırdıyordu.

Saatler boyunca için için yanacaklardı. Fel alevler sadece su ile söndürülemezdi.

Okumaya devam…

lorekeeper-warcraft-tarihceleri-8-01

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 8: Gece Elfleri ve Ebediyet Pınarı

Azeroth’un ana karası olan Kalimdor üzerinde düzenin sağlanmasından sonra beklenen huzur ve barış ortamı bir türlü gelmiyordu. Titan-yapımları, bir “hastalık” olarak gördükleri Tenin Laneti yüzünden bir bir ölümlü olmaya başlarken Azeroth’un yerli ırkları da evrim geçiriyorlardı. Kimi zaman savaşlarla kimi zamansa düpedüz katliamlarla çalkalanan Azeroth üzerinde farklı bir ırkın evriminin baş göstermesi ise an meseleseydi: Kıtanın ortasında yer alan Ebediyet Pınarı’nın yakınına yerleşecek olan bir grup kara trol, tüm dünyanın kaderini değiştirmek üzereydi.

Okumaya devam…

lorekeeper-warcraft-tarihceleri-bolum-4-01

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 4: Sargeras’ın İhaneti, Yakan Lejyon ve Argus

Aggramar’ın Azeroth’u bulmasının ardından titanlar, henüz olgunlaşmamış dünya-özünü evrene gözlerini açacağı vakte kadar hazır etmek amacıyla Bekçiler’i yaratmış ve onların gezegene düzeni sağlamalarını izlemişlerdi. Elementler ve Eski Tanrılar alt edilmiş, huzur ve barış ortamı nihayet sağlanmış gözüküyordu. Azeroth üzerinde hakim olan düzenden memnun kalan titanlar, en sonunda ırkdaşlarının uyanacağı günün gelmesini beklemek ve olası diğer dünya-özü barındıran dünyaları keşfetmek amacıyla evrendeki arayışlarına geri dönmüşlerdi. Aralarındaki en bilge ve güçlü savaşçının kendilerine nasıl büyük bir darbe vuracağından ise habersizlerdi.

Okumaya devam…