lorekeeper-artefakt-oykuleri-01

Artefakt Öyküleri

Eh, yavaş yavaş o elindeki silahla olan birlikteliğinin sonuna geliyoruz artık. Beraber iyi bir takımdınız doğruyu söylemek gerekirse. Xavius’u bozguna uğrattınız; Gul’dan’ı ve karanlık planlarını alt ettiniz… Hatta Sargeras’ın kadim avatarını yok edip Kil’jaeden’a kafa tutarken bile sanki canlı bir yoldaşmış gibi eşlik etti sana bu silah. Şimdiyse yolunuz Argus’a düşmek üzere. Peki gerçekten de o elindeki silahın tarihiyle ilgili her şeyi biliyor musun? Unutma, yarının savaşlarını kazanmak için geçmişin hikâyelerinden ders çıkarmak gerekir. Lejyon’u tamamen yenilgiye uğratmak için elindeki silahla her anlamda uyum içerisinde olmalı ve onu tanımalısın.

Şanslısın ki arşivlerimiz detaylı ve eksiksizdir. Söyle bakalım, hangi hikâyeden başlamak istersin?

Okumaya devam…

Lorekeeper - Artifacts - Main

Kimdir, Nedir: World of Warcraft – Artefakt Silahlar

“Kahraman…

Sana böyle hitap ediyorlar. Azeroth’un Kahramanı… Son umudu…”

Yaşlı bilge yavaşça yerinden kalktı ve peşi sıra gelen kahramana bakma gereği bile hissetmeden bulunduğu yapıdan dışarıya adım attı. “Seni en son gördüğümden beri değişmişsin. Güçlenmişsin,” dedi gözlerini gökteki uğursuz yeşil ışığın yarattığı yarıktan ayırmadan. “Bu iyi, ümidimizin ateşini körüklüyor; ama Yakan Lejyon’a ve onun meşum iblislerine karşı ne kadar ayakta durabileceksin? Daha da önemlisi: Durabilecek misin?”

Sorusuna bir cevap verilmesini bile beklemeden arkasında duran kahramana döndü ve taşıdığı silahı yaşından hiç beklenmedik bir çeviklikle elinden kaptı. Kahraman bir anlığına karşı çıkacak gibi olup ellerini istemdışı uzattıysa da yaşlı bilgenin delici bakışları onu yerine mıhlamış gibiydi.

“Şuna bir bak!” dedi silahı hayava kaldırarak. “Bir efsaneye sahipsin, evlat. Eğer gerçekten hak etmeseydin, eğer yüzleştiğimiz tehdide karşı koyacak gücün olduğundan bir an bile tereddüt etseydin, bu yüce silah şu anda senin olmazdı.” Elindekini yavaşça indirip karşısında duran kahramana geri verdi. “Ama yine de sana şunu sormak istiyorum: Gerçekten neye sahip olduğunun farkında mısın? Bu artefaktı bu kadar özel yapan şey nedir, biliyor musun?”

Ne diyeceğinden emin olamayan birinin bakışlarıyla karşılaşan yaşlı bilge, cevabını almıştı. Başını iki yana yavaşça sallarken belli belirsiz bir iç çekti. “Gel bakalım, evlat,” dedi karşısındaki kahramanın omzuna hafifçe vurup beraber yürümelerini işaret ederken. “Sana bir hikâye anlatacağım.” Okumaya devam…

lorekeeper-fırtınanın-kahramanları-kaelthas-2

Kimdir, Nedir: Kael’thas Sunstrider

Arthas hısımlarının önünde dikildi. İki dev, Arthas’ın boyunun iki katı olmalarına rağmen onun gücüne karşı koyamamışlardı. Bir tanesi yerde kıvranıyordu, diğerinin de ona katılması artık an meselesiydi. Arthas son hamlesini yapmadan önce tüm haşmetiyle rünkılıcını kaldırdı ve derinden gelen, yankılı sesiyle buyurdu:

“Artık Lich King’in iradesine boyun eğeceksiniz. Tek ve gerçek kralın-“

*Piuv!* “Aaarggh!”

C-20A’nın sesi ve yoktan ortaya çıkmış gibi görülen mermiyi acı içinde yere devrilen devin inlemesi takip etti.

“O miğferi arada çıkar da beynin havalansın, rakipler geri gelmeden bastırmamız lâzım. Ama yook, çene de çene!”

Nova, kostümü görünmezlikten çıkarken iki devin kendilerine gelip savaşa katılmaları için yanlarına gitti. Arthas daha cevap bile veremeden sarışın kadın tekrar kayıplara karışmıştı.

Beş dakika sonra savaş tamamlanmış ve Lich King bir galibiyet daha almıştı.

Birden artık tanıdık gelen, o alışıldık enerji dalgalanmasını hissetti. Birisi daha Nexus’a geliyordu!

Yine bu garip yaratıklar ya da “teknolojik” insanlardan biri miydi? Yoksa tanıdık biri mi olacaktı bu seferki? Belki buradaki hükmünü kurması için ihtiyacı olan sağ kollarından birisi… Belki Kel’thuzad!

Atıyla dört nala giriş bölgesine gitti ve diğerleriyle birlikte ağaçların arkasında gizlendi. Karşılama görevi Uther’indi ve Arthas, Nexus lordlarının iradesine karşı koymayacak kadar akıllıydı… En azından şimdilik.

Yanında garip şekilli zırhıyla Raynor duruyordu, karşısındaki ağaçların arasında “Protoss” Tassadar’ı görüyordu. Onun bitişiğindeki göz yanılması da Zeratul olmalıydı. Bir sarsıntı hissetti ve Anu’barak yerin altından çıkarken başını hafifçe eğerek onayladı.

Derken dalgalanma kuvvetlendi ve enerji bulutunun içinden bir silüet belirdi: Kendini büyüten geniş omuzlar, uzun kulaklar, büyüyle parlayan bir çift göz ve etrafında dönen üç yeşil küre.

Anu’barak, çok sayıda olan gözleri büyüyerek Lich King’e döndü. Arthas’ın ağzından küçümseme, öfke ve gelecek şiddeti hırsla bekleyen bir ses tonuyla tek bir kelime çıktı “Sen…”

Okumaya devam…