lorekeeper-warcraft-tarihceleri-9-01

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 9: Kadimler Savaşı ve Azeroth’un Bölünüşü

Asil doğanların Ebediyet Pınarı üzerinde çalışarak elde ettikleri olağanüstü büyü güçlerini yoğun bir şekilde kullanmaları, Çarpık Düzlem’de yaşayan kadim düşmanların dikkatlerini üzerlerine çekecek dalgalanmalara sebep olmuştu. Karanlık Titan Sargeras, Panteon’dan varlığını öğrendiği Azeroth’u nihayet bu şekilde bulmuş ve onu yok edebilmek için kendilerini tüm gece elfi ırkından üstün sayıp uzak tutan bu büyücü topluluğunu ve onların kraliçelerini kullanacak bir planı hayata geçirmişti. Kibirli Azshara ile temas kuran Sargeras, ona hayal bile edemeyeceği güçler vadetmiş ve bu sözünü yerine getirebilmesi için kendisinin Azeroth’a gelmesi gerektiği konusunda hem baş danışman Xavius’u hem de Kraliçe’yi kandırmıştı. Tüm Yaşamın Düşmanı‘nın dehşet verici planlarının farkında olmayıp ağına düşen asil doğanlar ise nasıl bir felakete sebep olacaklarını bilmeden Sargeras’ı ve ordusunu Kalimdor topraklarına sokacak geçidin açılması için ritüellerine başlamışlardı.

Okumaya devam…

lorekeeper-tomb-of-sargeras-part-4

Sargeras’ın Kabri – Bölüm 4: Tek Başına

Khadgar yavaşça ve titreyerek ayağa kalktı. Vücudunun her yanı ağrıyordu. Erimekte olan buz parçaları üzerinden kaydı ve tangırdayarak yere düştü. Ölüm böyle bir şey miydi? Uyuşturan soğuk ve başarısızlığın getirdiği perişanlık hissiyle mi gelirdi?

Koridor karanlıktı. Khadgar kayıtsız bir şekilde bir ışık küresi çağırdı ve devasa odanın girişini kapatan çökmüş duvarı gözler önüne serdi.

Gul’dan diğer taraftaydı ve Azeroth’un felaketi olacak gücü elinde tutuyordu.

Khadgar bütün korkusunu bir kenara itti. Gul’dan henüz Lejyon için yolu açmamıştı. Belki de başbüyücünün tarih dersi işe yaramıştı.

Başka bir mistik sarkıt çağırdı, taş yığınına doğru savurdu ve yığını biraz çentmeyi başardı. Hâlâ umut vardı. Her zaman bir umut olacaktı.

Buna inanmak zorundaydı.

Okumaya devam…

lorekeeper-tomb-of-sargeras-part-3

Sargeras’ın Kabri – Bölüm 3: Kabrin Gazabı

Muazzam enerji dalgaları çarpıştı; gittikçe kabaran bir büyü ve fel girdabı haline geldi. Devasa oda bir alev seliyle dalgalanırken sarsıldı ve sallandı ancak ne Khadgar ne de Gul’dan duraksamadı, geri çekilmedi ve hatta gözlerini bile kırpmadı.

Onun yerine Khadgar gülümseyerek dişlerini gösterdi. Kolları ileriye doğru açılmış, çenesiyse yukarı doğru bakıyordu. Artık hilelere gerek yoktu, sadece saf ve ham büyü gücünün sonsuz akını vardı.

Gazaplarının çarpıştığı noktada alevler patladı. Havanın kendisi bile her an alev alabilecek gibiydi. Ve eğer alsaydı, kabrin içindeki her şeyi de yok ederdi. Khadgar dahil. Gul’dan da.

Ve ikisi de geri çekilmeye niyetli değildi.

Okumaya devam…

lorekeeper-tomb-of-sargeras-part-2

Sargeras’ın Kabri – Bölüm 2: Eski Dostlar

Maiev Shadowsong’un sesi buz gibiydi. “Bitirdin mi, Başbüyücü?” diye sordu.

“Neredeyse.” Zaman kısıtlıydı. Khadgar son elementali de basit talimatlarla yolladı: “Gul’dan’ı bul.” Damla şekilli ve tamamen mistik enerjiden oluşan yaratık süzülerek uzaklaştı. Onun gibi başka yaratılar da adayı karış karış geziyor ve gölgeleri araştırıyordu. Gerçek anlamda bir dövüş için yeterince güçlü olmamaları üzücüydü ancak en azından yok edildikleri anda Khadgar’ın haberi olacaktı.

Okumaya devam…

lorekeeper-sargerasin-kabri-bolum-1

Sargeras’ın Kabri – Bölüm 1: Bir Başkasının Kaderi

Geminin neredeyse tamamı gitmişti. Yanıp kül olmuştu.

Gövdenin uzun zaman önce Lordaeron’da dövülmüş metal kaburgaları okyanusun dibini boylamıştı. Aynı geminin yolcuları ve tayfası gibi… Yüzeyde sadece yanmış tahta ve kumaş parçaları akıntıyla sürükleniyordu. Hâlâ parıldıyorlardı; yeşil korları dalgaların altında cızırdıyordu.

Saatler boyunca için için yanacaklardı. Fel alevler sadece su ile söndürülemezdi.

Okumaya devam…

lorekeeper-warcraft-tarihceleri-8-01

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 8: Gece Elfleri ve Ebediyet Pınarı

Azeroth’un ana karası olan Kalimdor üzerinde düzenin sağlanmasından sonra beklenen huzur ve barış ortamı bir türlü gelmiyordu. Titan-yapımları, bir “hastalık” olarak gördükleri Tenin Laneti yüzünden bir bir ölümlü olmaya başlarken Azeroth’un yerli ırkları da evrim geçiriyorlardı. Kimi zaman savaşlarla kimi zamansa düpedüz katliamlarla çalkalanan Azeroth üzerinde farklı bir ırkın evriminin baş göstermesi ise an meseleseydi: Kıtanın ortasında yer alan Ebediyet Pınarı’nın yakınına yerleşecek olan bir grup kara trol, tüm dünyanın kaderini değiştirmek üzereydi.

Okumaya devam…

lorekeeper-warcraft-tarihceleri-7-01

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 7: Mogu & Trol İttifakı, Uldum, Pandaren İhtilali ve Zandalari İstilası

Azeroth üzerindeki titan-yapımları kendi sorunlarıyla boğuşurken yerli ırklar da zaman içerisinde evrim geçirip değişmeye devam ediyorlardı. Hem mistik konularda ustalaşan hem de iş savaşa gelince oldukça marifetli oldukları ortaya çıkan troller, Eski Tanrılar’ın bedenlerinden hayat bulan aqir ırkını yerle bir etmiş ve saklanmaya zorlamışlardı. Bu sırada sonraki dönemlerde Pandarya adını alacak olan topraklarda yaşayan mogular ise hem akıl hocaları hem de yol göstericileri olarak gördükleri Bekçi Ra’nın yokluğunda Tenin Laneti’ni tadıp iç kargaşaya sürüklenmiş ve savaşlarla çalkalanmaya başlamıştı; ta ki Lei Shen adındaki bir mogu Ra’nın yerini bulup hem Bekçi’nin kudretini hem de Aman’Thul’dan geriye kalan gücü elde edene kadar.

Okumaya devam…

Lei Shen Gök Gürültüsü Kralı

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 6: Troller, Aqirlerin Parçalanışı ve Lei Shen’in Yükselişi

Titanlar Azeroth’u şekillendirmeleri ve korumaları için taştan ve metalden canlılar yaratmış olsalar da bu dünyanın kadim zamanlardan beri var olan yerlileri de bulunmaktaydı. Bekçiler Loken’ın ihaneti, titan-yapımları ise Tenin Laneti ile uğraşadursunlar bu diğer yerli ırklar zaman içerisinde kendilerini geliştirip kıta üzerinde yayılmayı başarmışlardı. Yaratımlarından ve getirdikleri düzenden memnun olan Titanlar Azeroth’u terk ederlerken bu dünya üzerinde yaşayan varlıkların da arzu ettikleri huzura sahip olacaklarına inanmışlardı. Ancak savaş, bu topraklara hiç umulmadık bir şekilde geri dönecekti.

Okumaya devam…

lorekeeper-firtinanin-kahramanlari-anubarak-01

Kimdir, Nedir: Anub’arak

Kuzeyyarı‘nın derinliklerinde yatan Örümcek Krallığı Azjol-Nerub’un eski kralı Anub’arak, Lich Kral’ın diriölü ordularıyla Nerubian İmparatorluğu arasında yaşanan Örümceğin Savaşı‘nda öldürülenler arasındaydı. Ve nerubianlar diriölüm salgınına karşı bağışıklık sahibi olsalar da öldükten sonra diriltilmeye karşı yapabilecekleri hiçbir şey yoktu. En sadık komutanlarından biri olan Anub’Rekhan ve Anub’arak’ın kendisi de dahil olmak üzere Örümcek Lordlarının ölümlerinde düşmanları olan Lich Kral’a katılmaları da bu yüzden kaçınılmazdı.

Ölümüyle bir Kabir Lordu haline gelen Anub’arak yeni bulduğu gücü, Lich Kral’ın hükmüne karşı gelenlerin direnişlerini bastırmak için kullanmaya zorlandı. Bir zamanlar Azjol-Nerub’un kralı olmasına rağmen diriölülere karşı direnen kendi eski halkından bir çok nerubianın katledilmesini sağladı.

Okumaya devam…

lorekeeper-warcraft-tarihceleri-5-01

Warcraft Tarihçeleri – Bölüm 5: Bekçiler, Tenin Laneti ve Tyr’in Düşüşü

Hiçlik Efendileri’nin planlarını öğrenip ilk defa gerçek anlamda korkunun ne demek olduğunu hissetmiş olan Sargeras, bu karanlığın gerçek anlamda önüne geçebilmenin tek yolunun evrendeki tüm yaşamın tamamen yok edilip baştan düzenlenmesi olduğuna inanmıştı. Bu amaca ulaşabilmek adına bir orduya ihtiyaç duyan Kara Titan, sayısız yıllar boyunca bizzat avladığı ve kendi yarattığı Mardum gezegenine hapsettiği iblisleri serbest bırakarak Yakan Lejyon’u kurmuş, hatta kendisini dinlemek istemeyen Panteon üyelerinin bedenlerini de fel fırtınalar kullanarak kül etmişti. Ordusunu düzgün şekilde komuta edebilecek varlıklar arayan Sargeras, Argus gezegeninde yaşayan eredar isimli ırkın liderlerinden Kil’jaeden ve Archimonde’u da saflarına katmayı başarmıştı. Ölmeden önce Azeroth hakkında bilgi veren titanlar sayesinde henüz doğmamış olan dünya-özünü barındıran gezegenden de haberdar olan Sargeras için geriye bu dünyayı bulmak kalmıştı. Ancak tüm bunlar olurken Azeroth’taki canlılar da yaşamlarına devam ediyorlardı.

Okumaya devam…