lorekeeper-savasla-gecen-bin-yil-bolum-3

Savaşla Geçen Bin Yıl – Bölüm 3: Gölge & Işık

“Uzlaşmaya varmaya çalıştığın şeyi anlıyorum, Alleria Windrunner. Ancak sormak durumundayım: Sen anlıyor musun?”

Alleria gözünü bile kırpmadı. “Ne önemi var ki?”

“Benim için bir önemi yok.”

Alleria uzlaşmaya çalıştığı şeyin ne olduğunu çok iyi anlıyordu. Ancak ya bunun sonuçları… ödemesi gereken bedel…

Eh. Onların da vakti elbet gelecekti. Ancak Yakan Lejyon’u alt etmeden önce ondan nasıl kaçabileceğini öğrenmesi gerekiyordu. Yakalanmak pek de planının bir parçası değildi ancak içinde bulundukları durum biraz da doğaçlama yapmalarını gerektirmişti. Her şeyi bir kenara bırakacak olursa yakalanışı sayesinde ödülüne bir adım daha yaklaşmıştı. Beş yüz yıl süren araştırmaları geride kalmıştı. Hedefi artık kolaylıkla erişebileceği yerdeydi. “Kısa süre sonra harekete geçmemiz gerekecek. Bana karşı olan sabırlarını yitirdiklerini düşünüyorum. Hazır ol, Diyar-Gezen.”

Okumaya devam…

lorekeeper-savasla-gecen-bin-yil-bolum-2

Savaşla Geçen Bin Yıl – Bölüm 2: Zümrüt Yıldız

Dorus oğlu Turalyon, öne çık. Vakit geldi.

Turalyon Işık huzmesinin içine adım attı. Yalnız değildi. Alleria onunla birlikteydi.

Işık’ın yolu her evladı için farklıdır. Seni nasıl buraya getirdiğini anlat.

“Lordaeron soylularından biri olarak dünyaya geldim. Henüz bir çocukken Işık’ın yolunu öğrenmek için eğitim aldım ve bir rahip oldum; hastaları ve yaralıları iyileştirdim. Dünyam işgal edildiğinde silah kuşandım ve Gümüş El’deki kardeşlerimle birlikte Işık’ı savaş meydanlarında nasıl kullanabileceğimi öğrendim.”

Peki şimdi ne yapacaksın?

“Öleceğim güne kadar Işık’a hizmet edeceğim. Bunu yapacağıma yemin ederim.”

Okumaya devam…

lorekeeper-savasla-gecen-bin-yil-bolum-1

Savaşla Geçen Bin Yıl – Bölüm 1: İki Parlak Işık

Turalyon tek başına hareket etmeden duruyordu; sessizlik içinde bir dünyanın ölümüne şahit oluyordu.

Kara Geçit’in kapatılmasının ardından sadece birkaç saat geçmişti. Draenor toprakları paramparça olmuştu. Kıtalar yarılmıştı. Okyanuslar kaynamış, kabarıp buharlaşmıştı. Kocaman toprak parçaları göğe fırlamış, öylece duruyorlardı; havada asılı hâlde kendi etraflarında yavaş yavaş dönüyorlar ve adeta yeryüzüne inmeyi reddediyorlardı. Gerçekliğin örgüsü çözülüyor gibiydi.

Turalyon sakindi. Korkmuyordu. Işık onunlaydı. Burada, bu tuhaf yerde bile…

Burası Draenor değildi.

Okumaya devam…

lorekeeper-zindan-gunceleri-tomb-of-sargeras

Zindan Günceleri #9 – Tomb of Sargeras

15.000 yıldan uzun bir süre önce kendi ırklarının genelinin aksine toprak ve güç kavgası peşinde koşmayan, yer altındaki mağaralarda yaşayan ve güneş ışığından hiç hazzetmeyen bir grup kara trol, Ebediyet Pınarı’nı keşfettiklerinde geleceğin onlar için neler barındırdığından habersizlerdi. Pınar’ın sahip olduğu yoğun büyü gücüyle evrim geçiren bu troller, nesiller sonra oldukça güzel, zeki ve ölümsüz gece elflerine dönüştüklerinde Azeroth’un sahip olup olabileceği en büyük ve en güçlü medeniyetlerinden birini kuracaklardı.

Okumaya devam…

zindan-günceleri-thecullingofstratholme-1

Zindan Günceleri #8 – The Culling of Stratholme

Yakan Lejyon’un kumandanlarından Kil’jaeden’ın pençesine düşen orkların Azeroth’u işgal etme girişimleri İlk Savaş’la sonuçlanmış, Azeroth halkı büyük kayıplar vermiş ancak orkları Kara Geçit’e geri sürmeyi başarmışlardı. Birkaç yıl sonra ork şaman Ner’zhul, farklı dünyaları işgal etmek amacıyla aynı anda birçok geçit açmaya çalışarak Draenor’da bir felaket yaşanmasına sebep olmuştu; üstüne üstlük kendisi de Kil’jaeden tarafından ele geçirilmiş ve yaptığı hataların cezasını ödemesi için ruhu türlü işkencelere maruz bırakılmıştı.

Okumaya devam…