Lorekeeper-Sylvanas Windrunner

Kimdir, Nedir: Sylvanas Windrunner

Lich Kral’ın iradesinden kurtulmuş olan Sylvanas, her şeye rağmen hâlâ huzursuzdu. Zira bir asil elf olarak gayet kıymetli hayatı ondan çalınmıştı. Her ne kadar eski bedenini bulup ele geçirmiş olsa da artık bir ucubeydi ve kendisi gibi iradelerini geri kazanmış diğer ucubeleri de içine alacak bir plan yaptı. Nathrezimin kendilerine katılma konusundaki teklifini reddetti ve yavaş yavaş kendi ordusunu kurarak Vebatoprakları’ndaki hakimiyetini yaymaya başladı. En sonunda kudretli Dehşet Efendileri’nden Varimathras bile dize geldi ve kendi ırkından diğerlerine karşı Sylvanas’a yardım etmeyi kabul etti. Yeni ordusu ve müttefikleriyle Lordaeron’un başkentini ele geçiren Sylvanas, şehri yerin altına doğru genişleterek Terkedilmişler‘in ana üssü olacak Undercity’yi kurdu.

Sylvanas Windrunner ve Terkedilmişler

Sylvanas Windrunner ve Terkedilmişler

 

“Yurdum ya da insanları için sevgimden hiçbir şey kaybetmedim, biliyorsun. Silvermoon’un Undercity ve Orgrimmar’la aynı müzakere masasında oturabilmesi için dişimle, tırnağımla savaş verdim!”

Arthas’ın sorumlusu olduğu küllerden gerçekten de dünyayı temellerinden sarsacak yeni bir oluşum doğdu. Düşmüş prensten alacağı intikamın artık daha da zor olduğunu kavrayan Sylvanas, bu uğurda kendine yeni ittifaklar edinmek amacıyla Savaşşefi Thrall altında güçlenmekte olan Güruh’a elçiler yolladı. Terkedilmişler’in içinde bulundukları özgün ve garip durum, Güruh’a dahil ırklar tarafından başta temkinli karşılandıysa da onlara kucak açanlar, enteresan bir şekilde doğaya en yakın ırklardan biri olan taurenler oldu. Sylvanas’ın halkının potensiyelini gören Başdruid Hamuul Runetotem, Thrall’ı Sylvanas’ın halkının Güruh’a katılması için ikna etti. Ancak bu sadece Güruh’un iyi niyetinden kaynaklanan bir karar değildi tabii ki. Doğu Krallıkları’nda güçlü bir kontrole sahip olmayan Güruh, Undercity’nin kendilerine katılmasıyla birlikte bölge üzerinde ciddi bir güce sahip oluyordu. Sadece ittifaklarla başarıya ulaşamayacağını bilen Sylvanas, aynı zamanda Ölümavcıları grubunu yarattı. Azeroth üzerindeki en güçlü casusluk ağlarından biri olan Ölümavcıları, aynı zamanda Arthas’ın kontrolündeki diriölülerle de en vahşi şekilde savaşmak için eğitilmişti.

Güruh’un bir parçası olan Sylvanas bundan birkaç yıl sonra, artık kendilerine “kan elfleri” adını vermiş olan eski halkının da Güruh’a katılmasında büyük bir rol oynadı. Başta Sylvanas’ın bir oyun oynayacağından endişelenen kan elfleri de Burning Legion tehdidine karşı tek başlarına kalamayacaklarını anladıklarında İttifak’a dönmek yerine Güruh’a katılmayı tercih ettiler. İki “halk” arasında ısınan ilişkiler, Kuzeyyarı seferi sırasında ciddi bir şekilde sınandı zira bizzat Quel’Thalas’a gelen Sylvanas, kan elflerinin liderliğini üstlenmiş olan Lor’themar’a, elindeki birlikleri Kuzeyyarı’na yollaması için baskı yaptı. Henüz kendilerini yeterince toplayamamış kan elfleri bu talebe karşı çıksa da Sylvanas onlara artık Güruh’un bir parçası olduklarını ve kendi halkının desteği olmadan çok daha zor bir duruma düşeceklerini hatırlatarak ellerini zorladı.

Sylvanas ve Terkedilmişler’in yanıp tutuştuğu intikam şansı, Kuzeyyarı’na yapılan seferle birlikte bir kez daha ortaya çıktı. Garrosh Hellscream bayrağı altındaki asıl Güruh güçleri Borean Tundra üzerinde konuşlanırken “İntikamın Eli” olarak adlandırılmış Terkedilmişler güçleri ise Uluyan Fiyort’a çıkartma yapmıştı. İntikamın Eli, Terkedilmişler’in Arthas’a karşı kullanabilecekleri tüm silahları yanlarında getirmişti –ki buna yeni geliştirdikleri ve daha sonra büyük bir kıyıma sebep olacak veba da dahildi. Yıllardır bu vebanın geliştirilmesini bizzat gözeten Sylvanas, bu kozu nihayet Lich Kral’ın musibetlerinin üzerinde deneyebilecekti. Lakin Sylvanas’ın bu vebayla ilgilenmesi için görevlendirdiği Baş Kimyager Putress, kendi başına hareket ederek iyice ölümcül hale getirilmiş “silahı”, Gazapkapısı Angrathar’da hem İttifak, hem Güruh hem de Lich Kral’ın üzerinde kullandı. Undercity’de de isyana sebep olan bu hareket sebebiyle Terkedilmişler’in Güruh içerisindeki güvenilirlikleri çok ciddi şekilde zedelendi. Neyse ki Thrall ile işbirliği içerisine giren Sylvanas, bu işin asıl sorumlusunun Varimathras olduğunu tespit ederek Undercity’ye karşı yürütülen operasyonda bizzat yer aldı.

Undercity Savaşı'nda Sylvanas

Sylvanas ve Thrall Undercity Savaşı

Angrathar’daki faciadan sonra dikkatlerini yine Buztacı Hisarı‘na yönelten Sylvanas, Kuzeyyarı seferine katılan maceracıların bir kısmını Lich Kral’ın kılıcı Frostmourne’u kilitli tuttuğu Yansıma Salonları’na yönlendirdi. Burada kılıcı çalarak Lich Kral’ın gücüne ciddi bir darbe vurmayı amaçlayan ekip, Arthas’ın ta kendisiyle karşılaşınca kaçmak zorunda kaldı. Lich Kral’ın güçlerinin tahmininin çok ötesinde arttığını fark eden Sylvanas ve maceracı grubu, canlarını zar zor kurtarmayı başardılar. Frostmourne’u alamasalar da Arthas’ı başka şekillerde zayıflatmayı kafaya koyan maceracılar, bu uğurda Arthas’ın kalbini bularak yok ettiler. Ancak Donmuş Taht’ta, Tirion Fordring’in önderliğinde yapılan savaş sonucu Arthas yenilgiye uğradıktan sonra Sylvanas Windrunner, oldukça değişik duygular içerisine girdi.

“Nihayet bitti. Lich Kral’ın beni aptal yerine koyduğu onca seferden sonra duyularıma bile güvenmeye çekiniyorum. Nihayet halkıma yaptığı zulmün hesabını verdi. Umarım Azeroth, zayıflığımız ve onurumuzla ödediğimiz bu korkunç bedeli bir daha asla unutmaz. Fakat şimdi ne yapacağız? O’nun hükmünden kurtulmuş ama ölümle zincirlenmiş fâniler ne yapacaklar? Beni yalnız bırak, düşünecek çok şeyim var…”

Son birkaç yıldır kendisini hayatta tutan intikam hırsı yerini boşluğa bıraktığında Sylvanas, büyük bir bunalıma düştü. Donmuş Taht’ta, bir zamanlar can düşmanının hüküm sürdüğü yerde durdu ve metrelerce aşağıdaki saronit dikitlere doğru atladı. Kendini sürekli acının ve karanlığın olduğu bir düzlemde bulan ve sonsuza kadar burada kalacağı ihtimalinden gözü korkan Sylvanas’ı kurtaran ise Lich Kral’ın eski hizmetkârları olan val’kyrler oldu. Annhylde adındaki val’kyr tarafından kendisine bir antlaşma sunulan Sylvanas, kalan sekiz val’kyrin kaderini kendine bağlayarak yaşayanların düzlemine (hâlâ bir diriölü olarak) geri döndü.