Kimdir, Nedir: Lunara

Nexus’un dur durak bilmeyen ebedi mücadele döngüsünü çevreleyen birbirinden ilginç hikâyeleri dinlemiş miydiniz? Birdenbire ortadan kaybolan kudretli kahramanların başına ne geldiğini anlatan sayısız hikâye mevcut aslında. Kimisinde devasa bir iblisin yalnız yakaladığı kahramanları bir kasap edasıyla parçaladığını, kimisindeyse görünmez olabilen bir cadının elinde can veren kahramanları anlatır bu hikâyeler. Yeni yeni popüler olmaya başlamış bir başkası savaşın ortasında, göz ucuyla gördükleri geyiğin peşinde ormanın derinliklerine girip bir daha asla görülmeyen zavallılardan bahseder mesela. Tabii o geyik sandıkları şeyin aslında zeki ve ölümcül bir dryad olduğunu da ancak ölümlerinden saniyeler önce fark edebilirlermiş söylediklerine göre…

Azeroth’un iki yüce varlığı olan gece elflerinin tanrıçası Elune ve Kadim Muhafız Malorne’un birlikteliği sonucu yarı-elf, yarı-geyik görünümlü Cenarius dünyaya geldi. Cenarius, doğaya ve Zümrüt Rüya‘ya karşı gizemli bir bağ taşıyordu; aynı zamanda Azeroth üzerinde yaşayan canlılara da büyük sevgi duyuyordu. Yeşil endersürüsü lideri Ysera tarafından büyütülen Cenarius’un ise zaman içerisinde kendi çocukları olması uzun sürmedi: Kendisi gibi yarı-elf, yarı-geyik vücutlara sahip oğulları Koru Muhafızları ile kızları Dryadlar.

Dryadlar da kardeşleri Koru Muhafızları gibi kendilerini doğayı korumaya adadılar ve oldukça meraklı olmalarına rağmen medeniyetten uzaktaki korularda yaşamayı tercih ettiler; aralarından sadece çok az sayıda dryad gerçekten yaşadığı ormandan dışarı çıkmayı göze alabiliyordu. Babaları gibi Zümrüt Rüya’ya girebilme yetisine sahip olan dryadlar, tüm orman canlılarını seviyorlardı. Genelde barışçıl bir yaklaşım sergileyen ve şiddete karşı olan Cenarius’un kızları, aynı zamanda gece elflerinin de müttefikleriydi ve Üçüncü Savaş sırasında ellerinden geldiğince yardım etmekten çekinmemişlerdi.

 

Lunara, Cenarius'un ilk kızı

Lunara, Cenarius’un İlk Kızı

 

Büyüye karşı bağışıklıkları olan dryadlar, korumayı benimsedikleri ve içerisindeki canlılarla oynamayı sevdikleri ormanlarına gelebilecek herhangi bir tehdide karşı durmayı da biliyorlardı. Öyle ki özellikle kara büyüyü etkisiz hale getirebilme konusunda uzmanlaşmış olan bu ırk, silah olarak taşıdıkları mızraklarını da etkin bir biçimde kullanabiliyor, ihtiyaçları olduğunda bu mızraklara işlenmiş acı verici zehirlerin yardımıyla düşmanlarını hareket edemeyecek hale getirip korunmasız bırakabiliyorlardı. Dryadlar genel olarak iletişim halinde oldukları ırkların dillerini öğrenme eğilimde olduklarından başta gece elflerinin dili Darnassian olmak üzere Ortak Lisan ve taurenlerin dili olan Taur-ahe’yi de biliyorlardı; aynı zamanda oldukça etkili bir şekilde vücut dili de kullanabiliyorlardı.

Dryadlar arasında maceraya atılmayı tercih edenlerden biri ise Cenarius’un İlk Kızı Lunara‘dan başkası değildi. Zümrüt Rüya’ya geçmek isterken yanlış bir yere saptığından mıdır, yoksa tamamen kaderin bir oyunu mudur bilinmez, kendisini Nexus’un gizemli dünyasında bulan Lunara’nın karşısına çıkanların vay haline! Olur da bir dalı bile yanlışlıkla kırarsanız Lunara’nın gazabını üzerinize çekeceğinizden emin olun. Ölümcül mızrağı ile sizi zehirlemekten, müttefiklerinin yardımıyla sizi toynakları altında ezmekten çekinmeyecektir!