lorekeeper-firtinanin-kahramanlari-cassia-01

Kimdir, Nedir: Cassia

Batı Krallıkları’nın güneyinde bulunan İkiz Denizleri süsleyen Skovos Adaları dört parçadan oluşur: Philios, Skovos, Lycander ve Skartara. Bu adaların bütünü, Askari adında bir uygarlığa ev sahipliği yapmaktadır. Anaerkil yönetime sahip olmasıyla nam salmış olan bu uygarlık kadim zamanlardan beri iki ayrı kast tarafından yönetilmektedir: Savaşçı amazonlar ve mistik kahinler. İki kast da birer kraliçe tarafından yönetilir ve bu iki kraliçe Skovos Adaları’nın kaderini belirleyecek seçimleri birlikte yapardı.

Amazon tarafının lideri Kraliçe Xaera olarak bilinirdi. Amazonlar özellikle yay, cirit ve mızrak gibi silahları kullanma konusunda eşsizlerdi. Görevleri Skovos’un sınırlarını korumaktan Askari tüccar gemilerini savunmaya kadar varabiliyordu.

Kahin tarafıysa çok daha katı ve ruhaniydi. Bu gruptan Skovos Adaları dışına sürülmüş bir grup, bugün varlıklarını batı Khanduras’ta “Görmeyen Gözün Kardeşliği” adıyla sürdürmektedir; lakin bu grubun öyküsü başka bir zamanın konusu. Kahinler, daha kadim zamanlarda Baş İblislerin ölümlülerin dünyasına sürgün olacağını ön görmüşlerdi. Görülerine göre amazonlar arasından bir tanesi bu tehdide karşı duracak ve Dehşetin Efendisinin planlarını bozguna uğratacaktı. Bu amazon Cassia’ydı.

Kendisi gibi bir grup maceracıyla önce Kara Gezginin peşine düşen Cassia, Gezgini doğuya, daima doğuya doğru olan yolculuğunda inatçı bir şekilde takip etti. Ne yazık ki Lut Gholein’de Kara Gezgini yakalamayı başaramadı ve Tal Rasha’nın mezarı açılıp da Baş İblislerden Yıkımın Efendisi Baal serbest kaldığında bunu durdurabilecek kadar hızlı değildi. Yine de Kurast’ın bataklıklarına doğru Gezgin ve Baal’ın izini takip etmeye devam etti…

Maceracıların o zamanlar bilmediği şey ise Kurast’ın üçüncü bir şeytani varlığa ev sahipliği yapıyor olduğuydu. Artık köküne kadar yozlaşmış olan Zakarum inancının büyük tapınaklarından birinin altında Nefretin Efendisi Mephisto yatıyordu. Cassia, Xul, Isendra ve diğer maceracılar ne yazık ki Kara Gezgini burada da durduramadılar. Gezgin dönüşümünü tamamlayıp tüm ihtişamıyla Dehşetin Efendisi Diablo’nun suretine büründü.

Diablo’yu cehennemin içine kadar takip etmeyi göze alan kahramanlar, en nihayetinde Baş İblislerin planlarını engellemeyi başardılar. Ancak Baş İblislerin durdurulması, beraberinde Dünyataşının yok oluşu ve Arreat Dağı’nın patlamasını da getirdi. Maceraları sırasında gördükleri nefret, dehşet ve yıkımın etkileri kahramanların kişiliğine kazınmıştı. Baal’ın düşüşünün ardından her biri kendi yoluna gitti…

Paladin, Isendra, Cassia, Xul ve Barbarian Diablo'ya karşı dövüşürken...

Paladin, Isendra, Cassia, Xul ve Barbarian Diablo’ya karşı dövüşürken…

Skovos Adalarına dönen Cassia, her ne kadar zafer kazanmış olsalar da cehennemin güçlerinin asla durmayacağını biliyordu. Bu yüzden de Diablo ve kardeşleri geri gelecek olurlarsa hazırlıklı olmak adına Askari ordusunu eğitmeye başladı. Baş İblislere karşı başarıları sayesinde zaten efsane haline gelmiş olan Cassia, Askari ordusunda hızla yükseldi ve bizzat Kraliçe Xaera tarafından kumandan ilan edildi.

Artık eskisi kadar genç olmayan Cassia, eski silah arkadaşı Xul’un çağrısı üzerine bir kez daha ciritleri ve mızrağını kuşanıp karanlığın ordularına savaşmak adına Skovos Adalarından Nexus’a doğru yelken açtı…