Fallout 4 4K

Fallout Tarihçeleri – Bölüm 2: Büyük Savaş Sonrası ve Ardında Bıraktığı Yıkıma Karşı Bütünlük Oluşturmaya Çalışan İnsanoğlu

Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti

Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti Logosu

Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti

Tanım: Çorak Topraklar’ın en medeni toplumuna ve en büyük ordusuna sahip olan Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti, bir organizasyondan ziyade bir ulustur. Başkenti Shady Sands yerleşkesidir ve Kaliforniya’da bulunan hemen her yer bu ulusun sınırları içerisinde olup herkes onun kuralları çerçevesinde yaşar.

İlkeleri: Eski Dünya’nın demokratik düzenini yeniden kurmak ve insanlığın (ya da en azından Kaliforniya’nın) uzun zamandır hiç kavuşamadığı kolektif güven duygusunu nesiller boyu sürecek şekilde canlandırmak.

Kuruluşu: Çorak Topraklar’ın uzun süre boyunca hayatta kalmayı başarmış en büyük organizasyonu olmasına karşın fazlasıyla mütevazi bir başlangıcı var aslında Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti’nin. Kurucu topluluk, önceleri 15. Sığınak denen ve diğer sığınaklara nazaran daha sakin ve huzurlu olan yerde yaşamaktaydı. Diğer sığınaklardan farklı olan asıl özelliği ise birçok farklı etnik kökenden gelen insanı barındırıyor olmasıydı — ki bu durumun ne tür sonuçlar doğuracağını merak eden bir avuç insanın deney fareleri gibiydiler. Savaştan yaklaşık 50 yıl sonra açılmak üzere tasarlanmış olan 15. Sığınak, diğer sığınaklarla benzer bir kaderi paylaşmakta gecikmemiş ve yaşadığı muazzam nüfus artışından hoşlanmayan birçok sakin tarafından zamanla terk edilmişti. Aralarından ayrılan sakinlerin var olan en iyi ekipmanları yanlarında götürmeleri sonucu gittikçe yoksullaşan ve korumasız kalan sığınak, yağmacıların saldırılarıyla iyiden iyiye yaşanmaz bir hale gelmişti. Saldırılardan kurtulan sakinler, sığınaktaki sınırlı ancak gelişmiş kaynakları yanlarına alıp yüzeye çıkarak basit taş evlere ve birkaç düzine insanı doyurmaya yetecek tarla ve çiftliklere sahip yerleşkelerini kurdular: Kimsenin yardımına ihtiyaç duymadıkları barışçıl kasaba Shady Sands.

Shady Sands’in barışçıl ve soyutlanmış bir kasaba olması, onları dışarıdan gelebilecek herhangi bir tehlikeye karşı korumuyordu elbette. Öyle ki güneyde bulunan ve kendilerine Han diyen yağmacıların bir gün kalkıp da Shady Sands’in lideri olan Aradesh’in kızı Tandi’yi kaçırmaları, kasaba için büyük bir dönüm noktasının başlangıcıydı. Bir söylentiye göre Tandi’nin bu kendini bilmez barbarlardan kurtarılması, mucize eseri Shady Sands’e rastlayan ve kendine Sığınak Sakini diyen biri tarafından gerçekleştirilmişti. Sığınak Sakini’nin geldiği yerin Shady Sands’e nispeten yakın bir bölgede bulunduğu ve Tandi’nin kaçırıldığı zamanda yakınlarda bulunmasının Tanrı’nın bir mucizesi olduğu şeklinde spekülasyonlar bulunsa da, şu ya da bu şekilde sağ salim kasabaya geri gelmesi Shady Sands’in zenginleşmesine ve ticaret yollarının genişlemesine yol açmıştı.

Zamanla genişleyen Shady Sands, Sığınak Sakini’nin gösterdiği kahramanlıklarından dolayı resmen bir sembol olarak görülmeye başlanmıştı ve böylece daha büyük bir amacın parçası olma namına kendilerini bir ulus haline getirecek belirli adımları atmaya karar verdiler. İlk iş olarak isimlerini değiştiren topluluk, 2186 yılından itibaren Shady Sands yerine Yeni Kaliforniya Cumhuriyeti (YKC) olarak anılmaya başlandı. Kurulan bu yeni ulusun kazancını ve ilerleyişini gören çevredeki belirli yerleşkelerin de zamanla onlara katılmaya başlamasıyla Cumhuriyet, Çorak Topraklar’da görülmemiş bir hızda büyümeye başladı. Yıllar 2189’a geldiğinde YKC, Los Angeles, Maxson, The Hub ve Dayglow eyaletlerini temsil eden resmi bir federasyon haline dönüşmüştü.

Shady Sands’in güvenilen lideri ve ruhani önderi Aradesh, Cumhuriyet’in kuruluşunu takip eden süre boyunca bir dönem federasyonun lideri olduysa da zamanla kızı Tandi, YKC’nin hayat boyu başkanı olmaya demokratik hak kazandı. Tandi’nin yönetimi altındaki Yeni Kaliforniya’nın altın çağını yaşadığını söylemek ise abartılı bir tabir olmazdı sanırım.

lorekeeper-fallout-instituteEnstitü

Tanım: Enstitü, Kuzey Amerika’nın bilinen topraklarının en entelektüel ve gerek teknolojik gerekse bilimsel anlamda en gelişmiş örgütüdür. Özünde savaştan kurtulmayı başarıp zamanla kendi inşa fazlasıyla sofistike yer altı sığınaklarında büyük bir sabırla kendi toplumunu kurmaya başlamış bir grup akademisyen, bilim insanı ve mühendisler tarafından kurulmuş olan Enstitü, Boston Massachusetts’teki Eyalet Teknoloji Enstitüsü adıyla bilinen kurumun kalanları olarak belirtiliyor ve dolayısıyla adını da oradan alıyor.

Enstitü sosyal, bilimsel ve mimari bağlamda beş departmana ayrılır. Bunlar sırasıyla şu şekildedir:

Sentetik Tutuklama Bürosu: Sentetik Tutuklama Bürosu, aşırı sadık 3. jenerasyon sentetikleri himayesi altına alıp onları adeta birer James Bond’a dönüştürür. Bu sentetiklere Avcılar [Coursers] denir. Sentetiklerin kaçması veya kaçırılması durumunda geri getirilmesi, Süvari eğitimleri, sentetik sıfırlamaları ve Eyalet gözlemleri, departmanın başlıca sorumlulukları olarak yer almaktadır. Bir nevi Enstitü’nün istihbarat birimi olarak da düşünülebilir.

Robotik: Adından da anlaşılacağı üzere sentetiklerin tasarımı, yapımı ve bakımından sorumlu departmandır. Gerek toplumlarını oluşturan yer altı yapısının gerekse belli başlı önemli getir-götür işlerinin sorumlusu olan sentetiklerin kaynağını oluşturduklarından Robotik Departmanı, Enstitü’nün toplumsal yapısında büyük bir rol oynar.

BiyoBilim: Aslen biyomekanik canlıların yaratımından ve araştırılmasından sorumlu olmasına rağmen aynı zamanda organik hayatla sentetik hayat arasındaki köprüyü de oluşturan departmandır. Hemen her türlü genetik, biyo-mühendislik, tıbbi ve medikal alanlar ile ilgilenen bu departman, bilimsel alanda birçok yönde çığır açıcı bulgulara sahiptir.

Geliştirilmiş Sistemler: Departmanın ana görevleri çeşitli teknolojik araştırmalar ve geliştirmelerdir – ki buna silahlar da dahildir. Bu departman aynı zamanda Enstitü’nün son zamanlarla olmazsa olmazı denebilecek ışınlanma teknolojisinin icat edilip geliştirilmesinden de sorumludur.

Tesisler: Tesisler Departmanı, Enstitü’nün içinde yaşadığı yer altı yapısının bakımından ve onarımından sorumludur. Başlıca görevleri tesisin bakımı, genişletilmesi, suni yaşatma sistemi, elektrik, yiyecek-içecek dağıtımı ve konutlandırma olarak sıralanabilir.

İlkeleri: Enstitü’nün ilkeleri, en bariz sınırları geçmiyor; ki bunlar da en basit tabiriyle insanlığın geleceğini sağlama almak ve gerek bilimsel gerekse teknolojik ilerlemenin ne pahasına olursa olsun devam etmesini sağlamak.

Kuruluşu: Enstitü, varlığını Massachussets Eyaleti‘nin Boston şehrinde bulunan Eyalet Teknoloji Enstitüsü adlı kurumda çalışan ve savaş sırasında binanın bodrum katına sığınıp kurtulmayı başaran bir grup bilim insanının, mühendisin ve akademisyenin azmine ve ideallerine borçludur. O noktadan sonra yıllarca ne yapıldığı pek bilinmese de kayıtlar Enstitü’nün resmi başlangıcının 2110 olduğunu belirtmektedir.

Kurumun en çok odaklandığı, en bilinen çalışma alanı robotiktir; kısacası spesifik anlamda androidler veya sonrasında yeni hitap biçimiyle sentetiklerdi. Kurum, tasarladıkları 1. jenerasyon sentetikleri kullanarak ve Eyalet insanlarının da yardımıyla Büyük Savaş’ın yok ettiği medeniyeti yeniden inşa etmeye çalıştı; lakin iki tarafın da birbirine karşı hissettiği önyargı ve güvensizlik bu anlaşmayı neredeyse anında bozdu. Artık yüzeyden tamamen umudunu kesmiş ve insanlığın kurtuluşunun sorumluluğunu başka kimsenin almaya gücünün yetmediği fark etmiş olan Enstitü, kendisini gezegenin tamamından izole etti ve yeni bir amaç edindi: Gezegen üzerinde savaş-öncesine ait herhangi bir kültürü silip süpürmek ve bunun sonucu sözüm ona insanlık için yaratılacak yeni bir başlangıca öncülük etmek.

2180’lerde Enstitü’nün Geliştirilmiş Sistemler departmanı, bir süredir üzerinde çalıştığı Moleküler Röle, yani kısaca ışınlanma teknolojisi üzerindeki çalışmalarını tamamladı. Bu teknoloji, bahsi geçen izolasyonu mükemmelleştirdi ve içinde yaşadıkları sığınağı daha da geliştirip genişletmelerini sağladı. Her ne kadar mahremiyetine önem veren bir kurum olsa da Enstitü, tam olarak özerkliğini sağlayamadığından ve özellikle kendi üretemedikleri kaynakları elde etmek için yüzeye çıkmaları gerektiğinden tasarladıkları 1. ve 2. jenerasyon sentetikleri kullanmaya başladı. Bu hareket, yüzeydeki insanlarla yaşanan birçok tatsız duruma yol açmakla birlikte eninde sonunda Enstitü’nün bir öcü olarak görülmeye başlanmasına, özellikle sentetiklere ve onları temsil eden oluşuma karşı muazzam bir önyargının körüklenmesine sebep oldu.

2227 yılında Enstitü’nün durdurak bilmeyen azminin ve merakının sonucu 3. jenerasyon sentetikleri tasarlanmaya başlandı. Bu sentetikler, doğaları gereği sıradan bir insandan hiçbir bağlamda ayırt edilemez özellikler taşıyorlardı ve özellikle Enstitü’nün onlara verdiği tabiri kullanmak gerekirse mükemmel birer makineydiler! Yüzey insanlarının bu “mükemmel makinelerle” ilk karşılaşmaları 2229 yılında, Elmas Şehri‘nde yaşandı. Şehrin ünlü eriştelerinin yapıldığı merkezde bir sentetiğin bilinmeyen bir sebepten dolayı herkese saldırmaya başlamasıyla vuku bulan olay, halk arasında “Düşen Maske Kazası” olarak akla kazındı. Hâlihazırda var olan tedbir ve önyargı paranoyaya dönüştü. Yüzeydeki insanlar, Enstitü’nün sevdiklerini öldürüp sentetiklerle değiştirebileceği fikriyle iyice korkuya kapıldılar – ki bu konuda haksız sayılmazlardı zira Enstitü gerçekten de kendi amaçları doğrultusunda belirli insanları sentetiklerle değiştirmiş, yüzeydeki topluluklara bu şekilde sızmış ve hatta yeri geldiğinde o toplulukları sabote bile etmişti.

23. yüzyılın ortalarında Enstitü kendisini, Demiryolu olarak adlandırılan ve genel anlamda sentetik varlıkların haklarını savunan bir örgüt ile karşı karşıya buldu. Nitekim yıllar süren sinsi ancak çok da aktif olmayan çatışmalar sonucu birbirlerinin yegâne düşmanları hâline geldiler.

lorekeeper-fallout-railroadDemiryolu

Tanım: İsimlerini ve azimlerini aslen 19. yüzyılın Yeraltı Demiryolu denen; Kanada ve Amerika’nın eyaletlerindeki köleleri kurtarmak amaçlı kullanılan akımdan almıştır. Tıpkı bu durum gibi Demiryolu’nun asıl amacı da Eyalet‘teki köleliğe bir dur demektir; daha doğrusunu söylemek gerekirse Enstitü’nün olmazsa olmazı sentetiklerin (yani her yönüyle insanlara benzer, sentetik yapılı androidlerin) köleleştirilmesine son vermek.

İlkeleri: Belirli yöntemlerle Enstitü’den kaçmayı başarmış sentetiklere yardım etmek, Enstitü’nün bu sentetiklere ulaşamamasından emin olmak ve kuruluş amaçlarını borçlu oldukları ezelî düşmanları Enstitü’nün ana karargâhını bulup kendilerinin ve sözüm ona Eyalet’in var oluşuna karşı duran bu tehditi tamamen ortadan kaldırmak.

Kuruluşu: Ne yazık ki Demiryolu’nun kuruluşu hakkında elde tutulur bir bilgi bulunmuyor. Ortada dolaşan bir kanıya göre Ensitü’den kaçmayı başaran bir sentetikten sonra ortaya çıkmış oldukları söylenmektedir. Lakin geçmişlerine dair belli belirsiz birkaç ipuçları dışında gerek liderleri olan Desdemona’nın gerekse Demiryolu’nun nasıl ortaya çıkıp Enstitü’nün ezelî düşmanları haline geldikleri bir merak konusudur.

lorekeeper-fallout-commonwealth-minutemenEyalet Milisi

Tanım: Eyalet Milisi, isimini ve ilkelerini Amerikan Bağımsızlık Savaşı zamanındaki Milis‘ten alan ve onların amaçlarına benzer olarak Massachussets Eyaleti’ni (Büyük Savaştan sonraki adıyla sadece Eyalet) korumayı ve sürekliliğini sağlamayı kendine görev edinmiş olan bir gruptur. Bilinen son lideri General Joe Becker’dır.

İlkeleri: Eyalet Milisi’nin görevi, canlı bir yer hâline gelen ve bir medeniyet kurulmasına olanak sağlayan bölge yerleşkelerinin sürekliliğini sağlamak için çaba sarf etmek ve onları canları pahasına korumak.

Kuruluşu: Eyalet Milisi’nin ne zaman ve nasıl kurulduğu hakkında pek bir detay bilinmiyor olsa da asıl bilinirliklerini kazandıkları an, 2180 yılında Elmas Şehri’ni Süper Mutant saldırılarından korudukları zamana tekabül ediyor.

Saldırıyı başarıyla püskürtmelerinden sonra ünü ve prestiji bir hayli artan Eyalet Milisi’nin son bilinen General’i 2282 yılında ölen General Joe Becker idi. General Becker’in ölümü ardından yeni bir lider seçilememesi üzerine yaşanan iç karışıklıkla kendi içerisinde çökmeye başlayan Eyalet Milisi, 2287 yılında gerçekleşen ve Nişancılar adlı paralı asker grubunun Quincy denen büyük bir ticari yerleşkeye saldırıp orada bulunan siviller ile orayı korumaya çalışan Milisleri öldürmesiyle adı çıkan Quincy katliamı sonucu sayılarının dramatik bir şekilde azalması tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Söz konusu bu muazzam çöküşün ardından Eyalet Milisi’nin yeniden toparlanıp toparlanamadığı ise göreceli bir bilgidir.

Her ne denirse densin, ne kadar vahşi, barışçıl, aptal, bilge, zayıf ya da güçlü olurlarsa olsunlar; birbirleriyle olan yegane anlaşmazlıkları ve çoğaldıkça çoğalan farklılıkları, en genel ortak özelliklerinin meyvesiydi: Bir bütünlük takıntısı. Hepsi şu ya da bu şekilde kendileri ve çevresindekiler için bir bütünlük, bir değişim istiyorlarsa da bu amaç uğruna başvurdukları savaş, savaş hiç değişmiyor.