lorekeeper-fallout-tarihceleri-3-vault-tec-01

Fallout Tarihçeleri – Bölüm 3: Sığınaklar, Vault-Tec Şirketi ve Özünde Hiçbir Zaman İnsanları Kurtarmayı Hedeflememiş Niyetleri

23 Ekim 2077. Artık kimsenin unutmayacağı bir tarihti bu. Sıradan ve mütevazi bir cumartesi olarak başlamasına rağmen, beraberinde yaşanan olayların üzerinde bulunduğumuz gezegeni – gerek sosyal gerekse ekolojik bağlamda – yüzyıllar boyunca altüst edecek bir değişime sokması aşağı yukarı iki saat kadar sürmüştü. Kulakları sağır eden tiz siren sesleri, bir gürültüyle patlayan füzelerin kaçacak yer arayan milyonları muazzam radyoaktif toz kütlelerine çevirmeleri… Aynısını başka bir yere yapacak olan ve sözüm ona bu taraftaki insanları korumakla görevli, ufukta belli belirsiz yükselen bir diğer füze… Sonuçlar çoğluğun düşündüğünden de kötüydü.

Söz konusu değişimin gerekliliği bir gecede oluşan bir şey değildi elbet. Uzun yıllar boyunca bitmek tükenmek bilmeyen açgözlülük, hırs, sinsilik ve hepsinin doğurduğu nihai aptallığın meyvesiydi bu yıkım.  Amansızca başlayan ve neredeyse başladığı gibi biten, tarihin en kısa süren savaşlarından biri olan Büyük Savaş, insanoğlunun – ve en nihayetinde gezegenin – kaderini hiçbir yönüyle doğal (daha doğrusu yararlı) olmayan bir değişime zorlamış, onun yan etkilerini yüzyıllarca hissetmesi için elinden geleni ardına koymamıştı. Ardında bıraktığı yıkım sonucu Doğa Ana, adeta intikam peşindeymiş gibi davranıyordu.

Okumaya devam…

Fallout 4 4K

Fallout Tarihçeleri – Bölüm 2: Büyük Savaş Sonrası ve Ardında Bıraktığı Yıkıma Karşı Bütünlük Oluşturmaya Çalışan İnsanoğlu

23 Ekim 2077. Güneşli bir Cumartesi sabahı – en azından Pasifik saatiyle. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde hayat sakin ve nispeten mutluydu. Alelacele kahvaltı yapıp da geç kaldığı toplantısına yetişmeye çalışan stresli bir iş kadını, çalıştığı içecek firmasının yeni ürününü ülkenin bir ucundan diğer ucuna taşımakla görevlendirilmiş bir kamyon şoförü, uygulanan okul gezisinde bir grup ilkokul öğrencisini dizginlemekle görevli bir öğretmen ve o sabah güzel bir kahvaltı yapmaya karar vermiş mutlu bir aile… Bildiğiniz sıradan bir cumartesi işte. Sakin, canlı ve gelecekle ilgili yığınla planı olmasına karşın hemen sonrasında olacaklardan bihaber bir sabah…

En azından sirenler çalana kadar durum buydu.

Ve beraberinde düşen bombalara kadar…

Okumaya devam…

lorekeeper-fallout-tarihceleri-00

Fallout Tarihçeleri – Bölüm 1: Büyük Savaş ve Öncesi

“Eğer atom bombasının ne olduğunu bilmiyorsan, aklına gelebilecek en kötü şeyi düşün. Atom bombaları ondan da beterdi.” –Sığınak Sakini’nin Anıları

lorekeeper-fallout-tarihceleri-01

23 Ekim 2077. Çorak Topraklar’da karşılaşabileceğiniz hemen herkesin aklına, gün boyu kafanıza takılan ve susmak bilmeyen iğrenç bir melodi misali kazınmış bir tarihti bu. Artık farklı gruplar tarafından kullanılıp, farklı isimler ile anılan bir askeri üste yaşayan bir tarihçi olmanızla eski, terk edilmiş bir evde bulduğunuz bir buzdolabının ve görece temiz su sağlayan çeşmesinin yanında yaşayan – eğitimli olması şöyle dursun – okuma yazması bile olmayan sıradan bir Çorak Toprakları vatandaşı olmanız arasında pek fark yoktu. Ya da insanların özel mülkiyetlerini kendisininmiş gibi benimseyip, onları öldürmeden evvel bir güzel işkence etmekten başka bir şey bilmeyen bir yağmacı olmanızla… 23 Ekim 2077, sizin bu hale düşmenizin sebebiydi çünkü. Biliyordunuz ki, insanlar her zaman bu şekilde özgür, bu şekilde sefil veya bu şekilde korunmaya aciz bir şekilde yaşamıyordu; bu şekilde yaşamaları gerekmiyordu. Hatırlamaları gereken bir tarih de yoktu.

Okumaya devam…