lorekeeper-overwatch-is-back-05

Overwatch Geri Döndü! – Kısa Hikâye

OVERWATCH GERİ DÖNDÜ: BM, KANUNSUZ AKTİVİTELERİ ONAYLADI; KUŞKU VE UMUT KOL GEZİYOR!

Yazan: Olympia Shaw 

New York Şehri (Atlas News) – Araştırmacılar, Pazartesi günü gerçekleşen müze soygunu da dahil olmak üzere geçtiğimiz haftalarda dünya çapında vuku bulan bazı şiddet içerikli olaylara eski Overwatch üyelerinin de karıştığını doğruladılar.

Birleşmiş Milletler ise bu eski ajanların, resmi emirlerden bağımsız olarak hareket ettiklerini vurgulayan bir açıklamada bulundu.

BM’den gelen açıklamanın özeti şu şekilde: “Birleşmiş Milletler herhangi bir Overwatch operasyonuna kesinlikle onay vermemiştir. Organizasyonun izinleri ve bağlantıları hâlâ iptal edilmiş durumdadır.” Bu konuda sorulan diğer sorular ise ya hiddetli cevaplar yada sessizlikle karşılandı.

Bu kadar kısa bir açıklama belli ki şaşırtıcı bir gerçeği ortaya koymakta: Bu, Overwatch’u son görüşümüz olmayacak. BM tarafından dağıtılmaları onların sadece gölgelere çekilmesine önayak olmuş gibi gözüküyor.

Okumaya devam…

lorekeeper-kisahikaye-firefly

Diablo – Kısa Hikâye: Ateş Böceği

Affını diliyorum, büyücü hakkında konuşacak çok şey var, ve sana onun hikâyesini hakkıyla aktarabilecek tek kişi de benim. Bu ve sonrasında bizi bekleyenler benim yüküm. Sonunda büyük bir gizem yok. Etrafımızı saran kırık duvarlar ve parçalanmış taşlara kazılı bu hikaye ve her ağızdan çıkan dedikodulu fısıltılarda tabii…

Fakat söz konusu büyü olunca hiçbir şey o kadar da basit değil; ve emin ol ki gördüklerin ve duydukların hikâyenin tamamını oluşturmuyor.

Burada, yatağımda toparlanmaya çalışırken ve hekimler yaşayacağım konusunda beni ikna etmeye çalışırlarken artık yitmekte olan geçmiş günlerin hatıralarına dalıp gitmekten ve bu büyük felakete işaret eden alametleri aramaktan başka yapacak pek işim yoktu. Onu herkesten iyi tanırım, hatta onun kendini tanıdığından bile; tabii o asla bunun doğruluğunu kabul etmeyecektir. Çağımızın en güçlü büyücüsü olabilir. Kalbi temiz, niyeti de iyidir hep ancak gençliğin ve dehalığın getirdiği aptallık ve yenilmezlik hissi tarafından ele geçirilmiş gibidir. Çiğnemeyeceği kural yoktur ve yapmaması gerektiği ile yapamayacağı şeylerin söylenmesinden zerre haz etmez. Onu yıllar önce ilk tanıdığımdan beri böyledir bu.

Aynen bunun gibi bir günde…

Okumaya devam…

lorekeeper-kayan-kumlar-savasi

Warcraft – Kısa Hikâye: Kayan Kumlar Savaşı

Öğlen güneşi sonu gelmez yakıcı bakışlarını Silithus’un kumlarından ayırmıyor, Skarabe Duvarı’nın dışında toplanıp hizaya giren kalabalığı sessizce gözlemliyordu.

Güneş, aşağıda toplanmış kalabalığın üzerinden geçişine devam etti; alevden küre bir an için açıkta kalan uçsuz bucaksız ordular amansız sıcak dalgalarına maruz kalarak çöksün diye tepede asılı kalmış gibiydi.

Rahatsız topluluğun arasında bir dişi elf, düşüncelere dalmış bir şekilde sessizce duruyordu. Yoldaşları ona hayranlıkla, bir kısmı ise açıkça hürmet göstererek bakıyorlardı. Dünyaları üzerinde yaşayan her ırktan gelen diğer temsilciler ise kendilerine has bir önyargı ile yaklaşıyorlardı. Ne de olsa elflerin troller ve taurenler ile olan kan davası yüzyıllar öncesine dayanıyordu.

Bağlılıkları her neye veya her kime olursa olsun o gün orada savaşmak için toplanan herkesin bu elfe karşı paylaştığı tek bir ortak his vardı: Saygı. Shiromar da gökteki güneş gibiydi — ifadesiz, sarsılmaz ve yılmaz. Bu özellikleri son birkaç aydır ayakta kalabilmesine yardımcı olmuştu; her şeyi kaybettiklerini sandıkları, görevlerinin asla bitmeyeceğini düşündükleri ve yoldaşlarının ümitsizliğe kapılıp pes ettikleri anlarda devam edebilmesini sağlayan gücü vermişti.

Okumaya devam…

lorekeeper-starcraft-ascension-1

Starcraft – Kısa Hikâye 1: Yükseliş

Alarak kara kayalıkların arasında giden gölgeli yolda durdu. Derisindeki batma hissi güçlendi. İmkansız. Daha sadece gün ortası olmasına rağmen havada terrazine vardı.

İşte. Batıdaki kayalıkta. Menekşe renginde bir kurdele gibi dağılan sis –terrazine- kayalığın yüzeyi boyunca sivri bir yarıktan yayılmaktaydı. Yer sarsıntılarından biri yer altındaki birikmiş gazı ortaya çıkartmış olmalıydı. Küçük bir tanesini. Ancak bu küçük hediye muhtemelen uzun sürmeyecekti. Alarak terrazine sisine doğru daldı ve kollarını avuçları yukarı gelecek şekilde kaldırarak Yaratılışın Nefesi’nin kendini sarmasına izin verdi.

Menekşe sis, derisinin içine nüfuz etti.

Damarlarında akmaya başladı.

Zihnini açtı.

Onu Amon’a yaklaştırdı. Karanlık Tanrı’ya.

Okumaya devam…