lorekeeper-tomb-of-sargeras-part-4

Sargeras’ın Kabri – Bölüm 4: Tek Başına

Khadgar yavaşça ve titreyerek ayağa kalktı. Vücudunun her yanı ağrıyordu. Erimekte olan buz parçaları üzerinden kaydı ve tangırdayarak yere düştü. Ölüm böyle bir şey miydi? Uyuşturan soğuk ve başarısızlığın getirdiği perişanlık hissiyle mi gelirdi?

Koridor karanlıktı. Khadgar kayıtsız bir şekilde bir ışık küresi çağırdı ve devasa odanın girişini kapatan çökmüş duvarı gözler önüne serdi.

Gul’dan diğer taraftaydı ve Azeroth’un felaketi olacak gücü elinde tutuyordu.

Khadgar bütün korkusunu bir kenara itti. Gul’dan henüz Lejyon için yolu açmamıştı. Belki de başbüyücünün tarih dersi işe yaramıştı.

Başka bir mistik sarkıt çağırdı, taş yığınına doğru savurdu ve yığını biraz çentmeyi başardı. Hâlâ umut vardı. Her zaman bir umut olacaktı.

Buna inanmak zorundaydı.

Okumaya devam…

lorekeeper-tomb-of-sargeras-part-3

Sargeras’ın Kabri – Bölüm 3: Kabrin Gazabı

Muazzam enerji dalgaları çarpıştı; gittikçe kabaran bir büyü ve fel girdabı haline geldi. Devasa oda bir alev seliyle dalgalanırken sarsıldı ve sallandı ancak ne Khadgar ne de Gul’dan duraksamadı, geri çekilmedi ve hatta gözlerini bile kırpmadı.

Onun yerine Khadgar gülümseyerek dişlerini gösterdi. Kolları ileriye doğru açılmış, çenesiyse yukarı doğru bakıyordu. Artık hilelere gerek yoktu, sadece saf ve ham büyü gücünün sonsuz akını vardı.

Gazaplarının çarpıştığı noktada alevler patladı. Havanın kendisi bile her an alev alabilecek gibiydi. Ve eğer alsaydı, kabrin içindeki her şeyi de yok ederdi. Khadgar dahil. Gul’dan da.

Ve ikisi de geri çekilmeye niyetli değildi.

Okumaya devam…

lorekeeper-tomb-of-sargeras-part-2

Sargeras’ın Kabri – Bölüm 2: Eski Dostlar

Maiev Shadowsong’un sesi buz gibiydi. “Bitirdin mi, Başbüyücü?” diye sordu.

“Neredeyse.” Zaman kısıtlıydı. Khadgar son elementali de basit talimatlarla yolladı: “Gul’dan’ı bul.” Damla şekilli ve tamamen mistik enerjiden oluşan yaratık süzülerek uzaklaştı. Onun gibi başka yaratılar da adayı karış karış geziyor ve gölgeleri araştırıyordu. Gerçek anlamda bir dövüş için yeterince güçlü olmamaları üzücüydü ancak en azından yok edildikleri anda Khadgar’ın haberi olacaktı.

Okumaya devam…

lorekeeper-sargerasin-kabri-bolum-1

Sargeras’ın Kabri – Bölüm 1: Bir Başkasının Kaderi

Geminin neredeyse tamamı gitmişti. Yanıp kül olmuştu.

Gövdenin uzun zaman önce Lordaeron’da dövülmüş metal kaburgaları okyanusun dibini boylamıştı. Aynı geminin yolcuları ve tayfası gibi… Yüzeyde sadece yanmış tahta ve kumaş parçaları akıntıyla sürükleniyordu. Hâlâ parıldıyorlardı; yeşil korları dalgaların altında cızırdıyordu.

Saatler boyunca için için yanacaklardı. Fel alevler sadece su ile söndürülemezdi.

Okumaya devam…

lorekeeper-overwatch-is-back-05

Overwatch Geri Döndü! – Kısa Hikâye

OVERWATCH GERİ DÖNDÜ: BM, KANUNSUZ AKTİVİTELERİ ONAYLADI; KUŞKU VE UMUT KOL GEZİYOR!

Yazan: Olympia Shaw 

New York Şehri (Atlas News) – Araştırmacılar, Pazartesi günü gerçekleşen müze soygunu da dahil olmak üzere geçtiğimiz haftalarda dünya çapında vuku bulan bazı şiddet içerikli olaylara eski Overwatch üyelerinin de karıştığını doğruladılar.

Birleşmiş Milletler ise bu eski ajanların, resmi emirlerden bağımsız olarak hareket ettiklerini vurgulayan bir açıklamada bulundu.

BM’den gelen açıklamanın özeti şu şekilde: “Birleşmiş Milletler herhangi bir Overwatch operasyonuna kesinlikle onay vermemiştir. Organizasyonun izinleri ve bağlantıları hâlâ iptal edilmiş durumdadır.” Bu konuda sorulan diğer sorular ise ya hiddetli cevaplar yada sessizlikle karşılandı.

Bu kadar kısa bir açıklama belli ki şaşırtıcı bir gerçeği ortaya koymakta: Bu, Overwatch’u son görüşümüz olmayacak. BM tarafından dağıtılmaları onların sadece gölgelere çekilmesine önayak olmuş gibi gözüküyor.

Okumaya devam…

lorekeeper-kisahikaye-firefly

Diablo – Kısa Hikâye: Ateş Böceği

Affını diliyorum, büyücü hakkında konuşacak çok şey var, ve sana onun hikâyesini hakkıyla aktarabilecek tek kişi de benim. Bu ve sonrasında bizi bekleyenler benim yüküm. Sonunda büyük bir gizem yok. Etrafımızı saran kırık duvarlar ve parçalanmış taşlara kazılı bu hikaye ve her ağızdan çıkan dedikodulu fısıltılarda tabii…

Fakat söz konusu büyü olunca hiçbir şey o kadar da basit değil; ve emin ol ki gördüklerin ve duydukların hikâyenin tamamını oluşturmuyor.

Burada, yatağımda toparlanmaya çalışırken ve hekimler yaşayacağım konusunda beni ikna etmeye çalışırlarken artık yitmekte olan geçmiş günlerin hatıralarına dalıp gitmekten ve bu büyük felakete işaret eden alametleri aramaktan başka yapacak pek işim yoktu. Onu herkesten iyi tanırım, hatta onun kendini tanıdığından bile; tabii o asla bunun doğruluğunu kabul etmeyecektir. Çağımızın en güçlü büyücüsü olabilir. Kalbi temiz, niyeti de iyidir hep ancak gençliğin ve dehalığın getirdiği aptallık ve yenilmezlik hissi tarafından ele geçirilmiş gibidir. Çiğnemeyeceği kural yoktur ve yapmaması gerektiği ile yapamayacağı şeylerin söylenmesinden zerre haz etmez. Onu yıllar önce ilk tanıdığımdan beri böyledir bu.

Aynen bunun gibi bir günde…

Okumaya devam…

lorekeeper-kayan-kumlar-savasi

Warcraft – Kısa Hikâye: Kayan Kumlar Savaşı

Öğlen güneşi sonu gelmez yakıcı bakışlarını Silithus’un kumlarından ayırmıyor, Skarabe Duvarı’nın dışında toplanıp hizaya giren kalabalığı sessizce gözlemliyordu.

Güneş, aşağıda toplanmış kalabalığın üzerinden geçişine devam etti; alevden küre bir an için açıkta kalan uçsuz bucaksız ordular amansız sıcak dalgalarına maruz kalarak çöksün diye tepede asılı kalmış gibiydi.

Rahatsız topluluğun arasında bir dişi elf, düşüncelere dalmış bir şekilde sessizce duruyordu. Yoldaşları ona hayranlıkla, bir kısmı ise açıkça hürmet göstererek bakıyorlardı. Dünyaları üzerinde yaşayan her ırktan gelen diğer temsilciler ise kendilerine has bir önyargı ile yaklaşıyorlardı. Ne de olsa elflerin troller ve taurenler ile olan kan davası yüzyıllar öncesine dayanıyordu.

Bağlılıkları her neye veya her kime olursa olsun o gün orada savaşmak için toplanan herkesin bu elfe karşı paylaştığı tek bir ortak his vardı: Saygı. Shiromar da gökteki güneş gibiydi — ifadesiz, sarsılmaz ve yılmaz. Bu özellikleri son birkaç aydır ayakta kalabilmesine yardımcı olmuştu; her şeyi kaybettiklerini sandıkları, görevlerinin asla bitmeyeceğini düşündükleri ve yoldaşlarının ümitsizliğe kapılıp pes ettikleri anlarda devam edebilmesini sağlayan gücü vermişti.

Okumaya devam…