Lorekeeper-Lirath Windrunner

Kimdir, Nedir: Lirath Windrunner

Lirath Windrunner… Windrunner ailesinin en küçük ve tek erkek çocuğu.

Ablaları Alleria, Sylvanas ve Vereesa gibi korucu olmak isteyen Lirath, küçüklüğünden itibaren bu isteğini başarabilmenin hayalini kurdu. Alleria gibi altın rengi saçları sebebiyle ablasıyla birlikte “ailenin güneşleri” olarak adlandırılan Lirath’ın Windrunner hanedanlığının düzenlediği ziyafetlerde tambur çaldığı ve ablaları ile birlikte şarkılar söylediği bilinirdi. Okumaya devam…

Lorekeeper-Sylvanas Windrunner

Kimdir, Nedir: Sylvanas Windrunner

“Bu lanetten ne gibi bir keyif duyabilirim ki? Biz hâlâ diriölüyüz, kardeşim –hâlâ birer ucubeyiz. Bu azabın köleleri değilsek neyiz ki biz?”

Quel’Thalas’ın gururlu ve asil elf aileleri arasında bir tanesi vardır ki trajik geçmişiyle diğerlerinden çok daha ayrı bir yerde durmaktadır. Windrunner hanedanından bahsediyorum tabii ki. Her daim şarkının ve güzün hüküm sürdüğü ormanları evi bellemiş, Silvermoon’u korumaya ant içmiş olan aileden… Ve tabii ki bu talihsiz ailenin belki de en trajik hikâyeye sahip evladı Sylvanas Windrunner’dan… Okumaya devam…

lorekeeper-kimdir-nedir-artanis-1

Kimdir, Nedir: Artanis

Bir zamanlar Templar kastının bir üyesinden ibaret olan Artanis, yoldaşı Fenix ile birlikte yüzlerce dünyayı ziyaret edip omuz omuza sayısız savaşa girişmişti. Zamanla Daelaam ittifakının lideri ve protoss halkının farklılıklarını bir kenara bırakarak bir araya gelmesini sağlayan büyük bir kahraman haline geldi.

Büyük Savaş sırasında zerg sürüsünün Aiur’u işgal etmesinin ardından emirlere karşı geldiği ve Kara Templar ile dostluk kurduğu için hain olarak damgalanan Vasi Tassadar’ın görevden alınmasıyla onun pozisyonunu üstlendi. İlk olarak Aiur’un Antioch vilayetindeki neredeyse yıkılmak üzere olan bir karargâhta Fenix ile buluştu ve oradaki karargâhı güçlendirerek stratejik konuma sahip olan Antioch’u zerg sürüsünden temizledi.

Okumaya devam…

Lorekeeper - Artifacts - Main

Kimdir, Nedir: World of Warcraft – Artefakt Silahlar

“Kahraman…

Sana böyle hitap ediyorlar. Azeroth’un Kahramanı… Son umudu…”

Yaşlı bilge yavaşça yerinden kalktı ve peşi sıra gelen kahramana bakma gereği bile hissetmeden bulunduğu yapıdan dışarıya adım attı. “Seni en son gördüğümden beri değişmişsin. Güçlenmişsin,” dedi gözlerini gökteki uğursuz yeşil ışığın yarattığı yarıktan ayırmadan. “Bu iyi, ümidimizin ateşini körüklüyor; ama Yakan Lejyon’a ve onun meşum iblislerine karşı ne kadar ayakta durabileceksin? Daha da önemlisi: Durabilecek misin?”

Sorusuna bir cevap verilmesini bile beklemeden arkasında duran kahramana döndü ve taşıdığı silahı yaşından hiç beklenmedik bir çeviklikle elinden kaptı. Kahraman bir anlığına karşı çıkacak gibi olup ellerini istemdışı uzattıysa da yaşlı bilgenin delici bakışları onu yerine mıhlamış gibiydi.

“Şuna bir bak!” dedi silahı hayava kaldırarak. “Bir efsaneye sahipsin, evlat. Eğer gerçekten hak etmeseydin, eğer yüzleştiğimiz tehdide karşı koyacak gücün olduğundan bir an bile tereddüt etseydin, bu yüce silah şu anda senin olmazdı.” Elindekini yavaşça indirip karşısında duran kahramana geri verdi. “Ama yine de sana şunu sormak istiyorum: Gerçekten neye sahip olduğunun farkında mısın? Bu artefaktı bu kadar özel yapan şey nedir, biliyor musun?”

Ne diyeceğinden emin olamayan birinin bakışlarıyla karşılaşan yaşlı bilge, cevabını almıştı. Başını iki yana yavaşça sallarken belli belirsiz bir iç çekti. “Gel bakalım, evlat,” dedi karşısındaki kahramanın omzuna hafifçe vurup beraber yürümelerini işaret ederken. “Sana bir hikâye anlatacağım.” Okumaya devam…