lorekeeper-artefakt-oykuleri-shaman

Artefakt Öyküleri: Shaman

Elemental – The Fist of Ra-den & The Highkeeper’s Ward

Shaman - Elemental


Ra-den’in Yumruğu ve Yüce Bekçi’nin Siperi

Efsanevi Yüce Bekçi Ra, Eski Tanrılar’a karşı yürüttüğü savaşta iki güçlü silah taşıyordu. Bir tanesi Ra-den’in Yumruğu’ydu; fırtınaların yıkıcı gücüyle doldurulmuş bir silahtı. Diğeri ise Yüce Bekçi’nin Siperi’ydi; yaradılıştan beri var olan ateş, toprak, hava ve su elementleriyle titreşen bir kalkandı.

Ra’nın ellerinden alındığından beri bu silahları hiç kimse hakkıyla kullanamadı. Gök Gürültüsü Kralı, moguların imparatoru Lei Shen bile… Onun yapamadığını sen başarabilecek misin?


Ra-den’in Yumruğu, Bölüm Bir

Ra-den’in Yumruğu’nu titan Aman’Thul’un yarattığı bilinmektedir. Ancak nasıl yaptığı başlı başına bir hikâyedir.

Bir efsaneye göre Aman’Thul, fırtınaların gücü üzerinde hüküm sağlayabilecek bir silah yapılması için birtakım gizemli ilahi varlıkları görevlendirdi. Bu varlıklar Azeroth’un göğüne uzandı ve tek bir şimşek okunu alıp adeta bir kil gibi kendi elleriyle şekillendirdiler.

Bu zanaatkârlar işlerin bitirdiklerinde Aman’Thul, ele geçirilen şimşeği alıp bir taşın içerisine hapsetti ve taşı da içindeki gücü tutacak şekilde titan rünleriyle kapladı.


Ra-den’in Yumruğu, Bölüm İki

Aman’Thul bu şimşekle donatılmış silahı, en efsanevi titan-yapımlarından biri olan Ra’ya verdi. Bu taştan ve demirden tenlere sahip devler, Azeroth’u Eski Tanrılar’dan kurtarmak amacıyla titanlar tarafından yaratılmışlardı.

Eski Tanrılar olağanüstü derecede güçlülerdi ve emirleri altındakilerin sayısı muazzamdı. Ancak Ra ve müttefikleri bir an için bile tereddür etmediler. Aman’Thul ve diğer titanların rehberlik ettiği bu asil devler, Eski Tanrılar’ı alt edip yerin altındaki hapishanelerine kapattılar.

Ra bu savaş sırasında birçok başarı elde etti. Şimşeğin gücünü adeta bir kılıcın ölümcül inceliğiyle kullanarak Eski Tanrılar’ın hizmetkârlarını parçaladı ve onları yakıp kül etti. Ra’nın fırtınlar üzerindeki hakimiyetiyle yarışacak sadece bir düşman vardı: Al’Akir olarak bilinen kurnaz element efendisi.


Ra-den’in Yumruğu, Bölüm Üç

Ra ve müttefiklerinin Rüzgâr Efendisi Al’Akir’e karşı verdikleri savaşı anlatan kadim mogu efsanesinden bir kesit:

“Efendi Ra ve soydaşları, Rüzgâr Efendisi’ni adeta arşa uzanan muazzam bir dağa kadar takip ettiler. Bu takip boyunca Al’Akir, yaklaşmakta olan zaferiyle ilgili böbürlenip duruyordu ancak sözleri de havanın kendisi kadar boştu.

“Kudretli ve kuvvetli olduğu doğruydu. Fırtınalara hükmedebildiği de doğruydu. Ancak Efendi Ra gibi gök gürültüsünü içine çekip şimşekler atarak konuşamıyordu. Göğü yaran o yumruğa sahip değildi.

“Efendi Ra ve soydaşları, Rüzgâr Efendisi bocalayana kadar Al’Akir’in kendi boralarını ona karşı kullandılar.

“Al’Akir’in düşüşünü garanti altına almak isteyen Efendi Ra, yumruğunu dağın tepesine indirdi. Gök kubbenin kendisi yarıldı ve içindeki tüm ateşle öfke Rüzgâr Efendisi’nin üstüne yağdı.”


Ra-den’in Yumruğu, Bölüm Dört

Tarihçi Llore tarafından kaleme alınan Element Efendileri’nin Sürgünü adlı kitaptan bir alıntı:

“Element efendileri, Eski Tanrılar’ın en büyük yardımcılarıydı ve titan-yapımları hepsini mağlup etmişlerdi. Bu zafer çok önemliydi ancak eşi benzeri görülmemiş zorlu bir görevi beraberinde getirmişti. Element efendilerinin ruhları Azeroth’a bağlıydı. Titan-yapımları onları yok etseler bile bir süre sonra tekrar dünyada vücut bulacaklardı. Bunu önlemek isteyen Yüce Bekçi Ra, bu yıkıcı varlıkların hapsedilmesine karar verdi.

“Bu amacını gerçekleştirebilmek adına Elemental Düzlem olarak bilinecek olan bir ara düzlem yaratılması için oldukça güçlü bir büyücü olan titan-yapımı Helya ile birlikte çalıştı. Bu düzlem, ateş, hava, toprak ve su elementlerini simgeleyen dört alandan oluşuyordu. Ra ve Helya, element efendilerini ve oların hizmetkârlarının çok büyük bir kısmını, yarattıkları bu hapishaneye kapattılar.

“Ra ve Helya aynı zamanda Elemental Düzlem’in anahtarı işlevi görecek ve Yüce Bekçi’nin Siperi olarak adlandırılacak bir de kalkan yarattılar. Bu kalkan, Ra’nın dilediği zaman güçlerini çağırabileceği dört elementin enerjilerini saçıyordu.”


Ra-den’in Yumruğu, Bölüm Beş

Eski Tanrılar’ı yenilgiye uğrattıktan sonra Ra ve müttefikleri, Azeroth’u koruyacak ve şekillendirecek yeni titan-yapımları yarattılar. Bu varlıklar arasında taştan tenleriyle oldukça güçlü olan mogular vardı. Ra’nın önderliğinde dünyanın en güney topraklarına kadar gidip burada muhafızlıklarına başladılar.

Aman’Thul ve yoldaşı olan diğer titanlar, yaşanan gelişmeleri dikkatle izlediler. Azeroth’un kendi hizmetkârlarının elinde güvende olduğuna kanaat getirdikten sonra ise nihayetinde bu dünyadan ayrıldılar.

Fırtınalı bir günde Ra ve mogu takipçileri, titanların ayrılışını görmek için devasa bir dağa tırmandılar. Efsaneler der ki Yüce Bekçi silahını kalkanına vurmuş ve elementler de çağrısına cevap vermişti. Yağan yağmur durmuş ve bulutlar dağılmıştı. Ayaklarının altındaki dağ daha da yükselmiş, şimşek ve ateş göğü doldurmuştu. Böylece Ra ve takipçileri titanları daha iyi görebilmişlerdi.

En son olarak ise rüzgâr, hüzün dolu bir elvedayla uğuldamıştı.


Ra-den’in Yumruğu, Bölüm Altı

Tarihçi Llore tarafından kaleme alınan Gök Gürültüsü Kralı’nın Yükselişi adlı kitaptan bir alıntı:

“Titanlar Azeroth’tan ayrıldıktan çağlar sonra ‘tenin laneti’ adındaki tuhaf bir hastalık mogular arasında yayılmaya başladı. Taştan bedenlerini zayıflatıyor ve onları etten-kemikten canlılara dönüştürüyordu.

“Mogular birbirleriyle savaşan birçok klana ayrıldılar. Yıllar boyunca Azeroth’un güney topraklarında hakimiyet sağlayabilmek için birbirleriyle çarpıştılar. Bu şiddetin kalbinden halkını imparatorluğun görkemine taşıyacak bir mogu yükseldi.

“Onun adı Lei Shen’di, Gök Gürültüsü Kralı; ve gücüne denk gelen hiç kimse yoktu.

“Lei Shen’in gücünü nasıl edindiğine dair birçok hikâye vardır. En çok kabul edilen teori ise bu gücü, mogu dilinde ‘Efendi Ra’ anlamına gelen Ra-den adındaki efsanevi varlıktan çaldığıdır.

“Ancak bu varlığın en meşhur artefaktları olan Ra-den’in Yumruğu ve Yüce Bekçi’nin Siperi’ne ne olmuştur? Tabii ki Lei Shen bu silahları da almıştır ancak Gök Gürültüsü Kralı’nın onları kullandığına dair neredeyse hiç kanıt yok gibidir.”


Ra-den’in Yumruğu, Bölüm Yedi

Her ne kadar kudretli olursa olsun, Lei Shen Ra-den’in Yumruğu ve Yüce Bekçi’nin Siperi’nin enerjilerini kullanamıyordu. Ve bunu yapamamak onu deli ediyordu. Ne de olsa mogular üzerinde hakimiyet kurmuş ve onları bir imparatorluğa dönüştümüştü. Ra’yı yenmişti. Nasıl olurdu da iki artefakt onun iradesine karşı durabilirdi?

Ancak duruyorlardı işte. Kalkan ve yumruk üzerinde kullanılan silah, Gök Gürültüsü Kralı’nın anlayabileceğinin çok ötesinde şeylerdi. Artefaktları her kullanmak istediğinde fışkıran element enerjileri, onu sersemletiyordu.

Lei Shen art arda aldığı yenilgilere rağmen pes etmedi. Bu kadim silahların gücünü öyle ya da böyle kullanmayı başaracaktı.


Ra-den’in Yumruğu, Bölüm Sekiz

Lei Shen, Ra-den’in Yumruğu ve Yüce Bekçi’nin Siperi’ni oldukça hünerli bir demirci olan Ocak Ustası Deng’e verdi. Gök Gürültüsü Kralı ona bu artefaktların gizemlerini çözmesini emretti ancak aynı zamanda bu gücü kendisi için kullanmamasını da tembihledi; zira eğer yaparsa çok ağır sonuçlarla karşılaşacaktı.

Deng kendisine emredileni yapacağına dair Lei Shen’e söz verdi; ancak bir yandan da gizlilikle efendisine itaatsizlik edeceği şekilde komplolar kurdu. Demirciye göre Lei Shen’in bile yapamadığı şeyi yapıp bu silah ile kalkanı kullanmanın bir yolunu bulabilirse mogu imparatorluğunun yönetimini ele geçirebilirdi.

Deng’in Ra-den’in Yumruğu ile gizlice uğraştığı bir sırada bir yıldırım göğü yararak indi ve ona çarptı. Artefakt bu enerjinin çoğunu emerek demircinin hayatını kurtardı.

Ancak Deng yara almadan kurtulamamıştı. Yıldırım bedenini sonsuza dek bozmuştu.


Ra-den’in Yumruğu, Bölüm Dokuz

Birçok deneyden sonra Deng, Ra-den’in Yumruğu ve Yüce Bekçi’nin Siperi için bir gaye buldu. Bu iki artefaktı, Gök Gürültüsü Ocağı adıyla anılan muazzam bir cihaza güç sağlamak için kullandı. Bu makine gece-gündüz demeden çalışıyor, mogu ordusu için fevkalade kaliteli silahlar yaratılmasını sağlıyordu.

Lei Shen bu işten oldukça memnundu. Deng’e kendisi için özel olacak ve diğer bütün yaratımlarını gölgede bırakacak kalitede zırh ve silahlar üretmesini emretti. Efendisini memnun etmek isteyen demirci, Gök Gürültüsü Ocağı’nı kullanacağı sıkı bir uğraşa girişti. Deng’in tüm bu emeği, nihayetinde en büyük üç yaratımıyla sonuçlandı: devasa bir mızrak, bir savaş baltası ve görkemli bir miğfer.


Ra-den’in Yumruğu, Bölüm On

Zaman geçti, Deng ve Lei Shen öldüler. Mogu imparatorluğu yıkıldı. Mevsimler geçti. Dünya değişti.

Bir zamanlar moguların hükmettikleri topraklarda pandaren ismindeki bir ırk egemenlik sağladı. Lei Shen ve acımasız soydaşlarının aksine bu yeni ırk, topraklarını bilgelik ve yardımseverlik ilkeleriyle yönetiyordu. Pandarenlerin yönetimi altındaki bölge, nispeten daha barışçıl ve refah dolu bir döneme girdi.

Mogu imparatorluğunun çöküşünden binlerce yıl sonra Shado-Pan adı verilen muhafızlık birliğine bağlı bir grup pandaren, Gök Gürültüsü Ocağı’na güç sağlayan artefaktları keşfettiler. Bu kâşifler, bulduğu nesnelerin içerisinde ne denli tehlikeli enerjiler barındığından haberdar olmayan Efendi Wan Snowdrift önderliğinde ilerliyorlardı.

Snowdrift, Ra-den’in Yumruğu’nu eline aldı ve o anda tenini yakan ve bedenini yaralayan şimşekten bir mızrak tarafından çarpıldı.


Ra-den’in Yumruğu, Bölüm On Bir

Efendi Wan Snowdrift, Ra-Den’in Yumruğu ile olan karşılaşmasında yaralanmış olsa da hayatta kalmayı başarmıştı. Kendisi ve diğer Shado-Pan üyeleri, bu silahın ve eşi olan kalkanın yanlış ellere düşerse dünyaya büyük zararlar verebileceğinden korkuyorlardı. Bunu önlemek amacıyla artefaktları Ak Kaplan Xuen’e götürdüler.

Ak Kaplan, pandarenlerin büyük saygı besledikleri ve Aziz Semaviler olarak anılan kadim ve güçlü varlıklardan biriydi. Xuen, Shado-Pan’ın bu silah ve kalkan ile ilgili düşüncelerini haklı buldu. Ve onları güvende olacakları yere, Ak Kaplan’ın Tapınağı olarak adlandırılan kendi yuvasına sakladı.

Ancak Xuen onları sonsuza kadar saklamayı planlamıyordu. Bu artefaktların tarihlerini biliyordu. Her ne kadar mogular onları kötülük için kullanmış olsalar da titan Aman’Tul tarafından iyiliğe hizmet etmek için yaratılmışlardı.

Xuen’in inancına göre bu silahı ve kalkanı asıl amacına yönelik şekilde kullanmayı hak edecek bir fâninin kapısını çalması an meselesiydi.